ABD Hazine Bakanlığı, Salı günü İran'ın havacılık sektörü ve bağlantılı şirketlerini hedef alan 36 yeni yaptırım kararı aldığını duyurdu. Orta Doğu'daki savaş yedinci ayına girerken atılan bu adım, Tahran üzerindeki ekonomik baskının genişletilmesi stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Hazine Bakanlığı, yaptırımların İran'ın uçak filosunu karada tutmayı amaçladığını belirtti. İran havacılık sektörüne yönelik bu yeni yaptırımlar, ABD'nin İran'a yönelik kapsamlı yaptırım rejiminin son halkası.
Yaptırımların Arka Planı ve Kapsamı
ABD yönetimi, İran'ın nükleer programı, balistik füze geliştirme çabaları ve bölgesel milis gruplara verdiği destek nedeniyle uzun süredir Tahran'a yönelik yaptırımlar uyguluyor. Ancak son yaptırım paketi, doğrudan İran'ın sivil havacılık sektörünü hedef almasıyla dikkat çekiyor. Hazine Bakanlığı'nın açıklamasına göre, yaptırım listesine eklenen 36 kuruluş ve şirket arasında İran Havayolları (Iran Air) ve bağlı iştirakleri ile bazı havacılık bakım şirketleri bulunuyor. Bu şirketlerin, İran'ın insansız hava araçları (İHA) ve füze programlarına lojistik destek sağladığı iddia ediliyor.
Yaptırımlar, ABD'li kişi ve kuruluşların bu şirketlerle iş yapmasını yasaklarken, yaptırım listesindeki kuruluşların yurt dışındaki mal varlıklarının dondurulmasını da öngörüyor. Ayrıca, yaptırımlara uymayan üçüncü ülke şirketlerine de ikincil yaptırım uygulanabileceği belirtiliyor. Bu durum, İran ile ticari ilişkileri olan ülkeler için önemli riskler barındırıyor.
ABD yetkilileri, yaptırımların amacının İran'ın havacılık sektörünü felç etmek ve Tahran'ın bölgesel faaliyetlerini finanse etme kabiliyetini kısıtlamak olduğunu vurguluyor. İran'ın havacılık filosunun büyük bölümü, yıllardır süren yaptırımlar nedeniyle bakımsız ve eski uçaklardan oluşuyor. Yeni yaptırımlar, İran'ın yedek parça teminini daha da zorlaştırarak uçuş güvenliğini tehdit edebilir.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Orta Doğu'daki savaş ortamında ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırması, bölgesel gerilimi artırabilir. İran, yaptırımlara karşılık olarak nükleer programını daha da ileri taşıyabilir veya bölgedeki vekil güçleri üzerinden misilleme yapabilir. Son aylarda İran ve İsrail arasındaki doğrudan çatışma riski yükselmiş, Kızıldeniz'de Husi saldırıları küresel deniz ticaretini tehdit etmişti. ABD'nin yeni yaptırımları, İran'ın bu tür faaliyetlerini finanse etmesini zorlaştırmayı hedefliyor.
Öte yandan, yaptırımların küresel havacılık sektörüne etkisi sınırlı olabilir. İran Havayolları, uluslararası uçuş ağında zaten kısıtlı bir yere sahip. Ancak yaptırımlar, İran'ın insani yardım ve tıbbi malzeme taşımacılığında kullandığı sivil havacılık kanallarını da etkileyebilir. Bu durum, İran halkının temel ihtiyaçlara erişimini zorlaştırabilir.
Uluslararası tepkiler henüz netleşmiş değil. Avrupa Birliği, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına mesafeli yaklaşırken, Rusya ve Çin, yaptırımların uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor. Türkiye ise benzer şekilde tek taraflı yaptırımlara karşı çıkıyor ve İran ile ticari ilişkilerini sürdürme eğiliminde. Ancak ABD'nin ikincil yaptırım tehdidi, Türk şirketleri için risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran havacılık sektörüne yönelik yeni yaptırımları, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, İran ile ticari ve ekonomik ilişkilerini sürdürürken, ABD'nin ikincil yaptırımlarına maruz kalma riski taşıyor. Özellikle Türk havayolları şirketleri ve İran'a hizmet veren lojistik firmaları, yaptırım listesindeki kuruluşlarla iş yapmaktan kaçınmak zorunda. Bu durum, iki ülke arasındaki ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran ile enerji ve doğalgaz alımları da dolaylı olarak etkilenebilir. Türk dış politikası açısından, ABD ile İran arasındaki dengeyi korumak giderek zorlaşıyor. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini yönetmek hem de komşusu İran ile ekonomik çıkarlarını korumak arasında sıkışmış durumda. Yaptırımların uzun vadede bölgesel istikrara etkisi ise belirsizliğini koruyor.