İran, geçen hafta içinde ABD ile yaşanan karşılıklı saldırıların üçüncü turunda, Basra Körfezi'ndeki komşu ülkelere yönelik yeni bir füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırısı başlattı. Saldırıların, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'deki askeri ve enerji tesislerini hedef aldığı bildiriliyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın 12 balistik füze ve 30'dan fazla kamikaze İHA fırlattığını, bunların büyük kısmının hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü ancak bazılarının hedeflerine ulaştığını açıkladı. Olayda can kaybı bildirilmezken, maddi hasar meydana geldiği belirtiliyor.
Gerilimin arka planı: Karşılıklı saldırılar zinciri
Son saldırı, iki hafta önce ABD'nin Suriye'de İran destekli milislere yönelik hava saldırılarıyla başlayan tırmanışın bir parçası. Washington, bu saldırıları, Ürdün'deki ABD askeri üssüne düzenlenen ve üç Amerikan askerinin ölümüne yol açan İHA saldırısına misilleme olarak gerçekleştirmişti. İran ise ilk turda İsrail'e yönelik sembolik füze atışlarıyla yanıt vermiş, ardından ABD'nin Irak ve Suriye'deki varlıklarına saldırılar düzenlemişti. İkinci turda, İran destekli Yemen Husileri Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarını artırmış, ABD ve İngiltere de Husilere ait hedefleri vurmuştu. Şimdiki üçüncü turda ise İran doğrudan Körfez ülkelerini hedef alarak gerilimi yeni bir boyuta taşıdı.
Tahran yönetimi, saldırıların ABD'nin bölgedeki askeri varlığına ve müttefiklerine karşı "meşru müdafaa" olduğunu savunuyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasser Kanaani, "ABD ve müttefikleri, bölgesel güvenliği tehdit eden eylemlerine son vermezlerse, İran'ın caydırıcı gücünü her yerde hissedeceklerdir" dedi. Ancak Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler, bu saldırıların bölgesel istikrarı bozduğunu ve enerji piyasalarını tehdit ettiğini belirterek, İran'ı uluslararası toplumun tepkisine maruz bırakacağını ifade ettiler.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji güvenliği ve ittifaklar
Körfez bölgesi, dünya petrol arzının yaklaşık üçte birini sağlıyor ve bu tür saldırılar enerji fiyatlarında ani yükselişlere yol açabiliyor. Saldırıların ardından Brent petrolün varil fiyatı 85 doların üzerine çıkarak son üç ayın en yüksek seviyesini gördü. Uzmanlar, İran'ın Körfez'deki enerji tesislerini hedef alması halinde küresel petrol arzında ciddi kesintiler yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. ABD Başkanı Joe Biden, "İran'ın eylemlerine kayıtsız kalmayacağız" diyerek, ek yaptırımlar ve askeri seçeneklerin masada olduğunu sinyalini verdi. Bölgede Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, hava savunma sistemlerini devreye sokarken, İsrail de Golan Tepeleri'nde ek önlemler aldı.
Rusya ve Çin, tarafları itidale çağırırken, Avrupa Birliği arabuluculuk teklifinde bulundu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, acil toplantı kararı aldı. Uzmanlar, bu gerilimin bölgedeki dengeleri kalıcı olarak değiştirebileceğini ve yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin jeopolitik konumu nedeniyle doğrudan etkilenmektedir. Türkiye hem İran'la komşu olup hem de Körfez ülkeleriyle ticari ve diplomatik ilişkilerini sürdürmektedir. Gerilimin tırmanması, Türkiye'nin enerji güvenliğini tehdit edebilir, başta doğalgaz tedarikini çeşitlendirme stratejisini zora sokabilir. Ayrıca, Türkiye'nin arabuluculuk rolüne olan talep artabilir; ancak bu durum aynı zamanda ikili ilişkilerde dikkatli manevralar gerektirebilir. Örneğin, ABD ile ilişkilerdeki kırılganlık ve İran'la ekonomik bağlar (doğalgaz ithalatı gibi) hassas bir dengeyi zorunlu kılıyor. Güvenlik boyutu ise Irak ve Suriye'deki İran destekli grupların Türkiye sınırlarına yakın faaliyetlerini artırması riskini barındırıyor. Kısacası, Türkiye için bu kriz hem ekonomik hem de güvenlik açısından stratejik bir sınav niteliği taşıyor.