ABD ile İran arasında son haftalarda yeniden tırmanan diplomatik ve askeri gerilime rağmen, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'nda tanker trafiği kesintisiz devam ediyor. Uydu takip verilerine göre, son 48 saat içinde en az 12 büyük ham petrol tankeri boğazdan güvenli bir şekilde geçiş yaparken, bölgede herhangi bir müdahale veya gecikme rapor edilmedi. Bu durum, piyasalarda kısa vadeli bir arz kesintisi endişesini hafifletmiş olsa da, jeopolitik risk priminin yüksek kalmasına neden oluyor.
Gelişmenin arka planı
ABD yönetimi, geçtiğimiz hafta İran'ın bölgedeki vekil güçlerine yönelik yeni yaptırımlar açıklamış ve Basra Körfezi'nde devriye gezen İran devrim muhafızlarına ait sürat botlarının “tacizkar” hareketlerine karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu duyurmuştu. İran ise buna karşılık olarak, Hürmüz Boğazı'nın kendileri için “kırmızı çizgi” olduğunu vurgulamış ve olası bir müdahale durumunda boğazı tamamen kapatabileceği tehdidinde bulunmuştu. Ancak şu ana kadar bu tehditlerin uygulamaya konulmadığı görülüyor.
Uzmanlara göre, İran'ın boğazı kapatması hem kendi petrol ihracatını durdurması anlamına geleceği için ekonomik açıdan intihar niteliği taşıyor, hem de ABD ve müttefiklerinin askeri müdahalesini tetikleyebilir. Bu nedenle Tahran, gerilimi kontrollü bir şekilde yönetmeye çalışıyor. Geçtiğimiz yıl yaşanan benzer bir krizde, İran birkaç tankere el koymuş ancak boğazı tamamen kapatmamıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol üreticilerinin ihracatı için hayati bir geçiş noktası. Günde ortalama 17 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü buradan geçiyor. Boğazın herhangi bir nedenle kapanması, küresel petrol fiyatlarında ani bir sıçramaya ve enerji krizine yol açabilir. Bu nedenle, ABD ve Birleşik Krallık başta olmak üzere Batılı güçler, bölgede sürekli bir deniz varlığı bulunduruyor.
Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçılar da gelişmeleri yakından takip ediyor. Pekin, İran'dan yaptığı ucuz petrol alımları nedeniyle Tahran'la yakın ilişkilerini sürdürürken, aynı zamanda boğazın güvenliğinden de endişe duyuyor. Hindistan ise enerji ihtiyacının önemli bir kısmını bu güzergahtan karşıladığı için alternatif rotalar üzerinde çalışmalarını hızlandırmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, petrol ihtiyacının büyük bölümünü Irak ve Rusya'dan karşılasa da, Hürmüz Boğazı'ndaki bir kriz küresel fiyatlar üzerinden dolaylı etki yaratabilir. Ayrıca Türkiye'nin İran ile sınır komşusu olması ve iki ülke arasındaki enerji işbirliği (doğalgaz anlaşmaları), gerilimin kontrollü kalmasını Ankara açısından önemli kılıyor. Türkiye, bölgede dengeli bir politika izleyerek hem Batı ile ilişkilerini hem de İran ile ticari bağlarını korumaya çalışıyor. Krizin derinleşmesi halinde, Türkiye'nin enerji maliyetleri artabilir ve dış politikada denge arayışı daha karmaşık hale gelebilir.