Hürmüz Boğazı'nda uluslararası deniz trafiği, ABD ve İran güçleri arasında yeniden başlayan silahlı çatışmaların ardından tamamen durma noktasına geldi. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik su yolunda yaşanan gelişme, küresel enerji piyasalarında şimdilik sınırlı bir fiyat hareketine yol açarken, uzmanlar bölgedeki gerginliğin tüm dünya ticareti için felaket senaryolarına kapı aralayabileceği uyarısında bulunuyor.
Çatışmalar nasıl başladı?
Son günlerde ABD Donanması'na ait bir savaş gemisinin İran Devrim Muhafızları'na bağlı sürat teknelerine ateş açmasıyla başlayan gerilim, kısa sürede karşılıklı saldırılara dönüştü. İran, bölgedeki mayın döşeme faaliyetlerini artırırken, ABD de uçak gemisi ve denizaltılarını bölgeye sevk etti. Çatışmalarda şu ana kadar beş İranlı askerin öldüğü, ABD tarafında ise herhangi bir can kaybı yaşanmadığı bildirildi. Ancak birkaç ticari gemi, yanlışlıkla hedef alınma korkusuyla rotalarını değiştirdi.
Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri, derhal taraflara itidal çağrısı yaparken, İran Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, ülkesinin meşru müdafaa hakkını kullandığını ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığının provokatif olduğunu savundu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise, İran'ın mayın faaliyetlerinin uluslararası deniz ticaretini hedef aldığını ve operasyonların bu tehdidi bertaraf etmek için sürdürüldüğünü duyurdu.
Küresel enerji piyasaları ne durumda?
Brent petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin durmasına rağmen beklenenin aksine yatay seyretti. Analistler, bunun nedenini piyasaların daha önce benzer krizleri (2019'daki saldırılar gibi) kısa süreli ve sınırlı etkili olarak deneyimlemiş olmasına bağlıyor. Ancak çatışmaların sürmesi halinde fiyatların hızla yükselebileceği, özellikle Asya ülkelerinin (Japonya, Güney Kore, Hindistan) ciddi enerji sıkıntısı yaşayabileceği belirtiliyor. Stratejik petrol rezervlerinin devreye sokulması gündemde.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) yetkilileri, durumu yakından izlediklerini ve gerekirse arzı artırmak için acil toplantı yapabileceklerini açıkladı. Bununla birlikte, Suudi Arabistan ve BAE'nin yedek üretim kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle, arz açığının tamamen kapatılmasının mümkün olmadığı ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki bu gelişme, Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmamakla birlikte, dolaylı etkileri açısından dikkatle izlenmelidir. Türkiye, petrol ihtiyacının önemli bir kısmını Ortadoğu ülkelerinden (Irak, Suudi Arabistan) ve İran'dan karşılamaktadır. Boğazın kapanması, özellikle İran'dan yapılan ham petrol ve doğal gaz sevkiyatını etkileyebilir; bu durum Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, bölgede artan ABD-İran gerilimi, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığını da dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, tansiyonun düşürülmesi için arabuluculuk rolü üstelenebilir, ancak şimdilik gelişmeleri temkinli bir şekilde takip etmektedir.