ABD ile İran arasında son haftalarda tırmanan askeri gerginlik, Orta Doğu’da geniş çaplı bir savaşın eşiğine gelinmesine neden oldu. İki ülke arasındaki düşmanlık, Yemen’den Suriye’ye kadar uzanan bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Uzmanlar, bu çatışmanın kontrolsüz bir şekilde yayılmasını önlemek için acil diplomatik adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018’de nükleer anlaşmadan çekilmesiyle başlayan gerginlik, 2020’de İranlı General Kasım Süleymani’nin öldürülmesiyle zirveye ulaştı. İran, bu eyleme misilleme olarak Irak’taki ABD üslerine füze saldırıları düzenledi. Son olarak, ABD’nin İran petrol ihracatına yönelik yaptırımları sıkılaştırması ve Basra Körfezi’nde askeri yığınak yapması, tansiyonu yeniden yükseltti.
Tahran yönetimi, nükleer programını hızlandırarak uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60’a çıkardı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran’ın nükleer faaliyetlerini denetlemekte zorlandığını rapor etti. ABD ise İran’ın bu adımlarını “provokasyon” olarak nitelendirerek karşılık verme tehdidinde bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Çatışmanın bölgesel yansımaları şimdiden hissediliyor. İsrail, İran’ın Suriye’deki varlığına yönelik hava saldırılarını artırdı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran destekli Husilere karşı Yemen’de savaşa devam ediyor. Irak ve Lübnan, İran yanlısı milislerin faaliyetleri nedeniyle istikrarsızlıkla karşı karşıya.
Küresel enerji piyasaları da gerginlikten etkileniyor. Petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı’nın olası bir kapatılması ihtimaliyle yükseliş eğiliminde. Analistler, tam ölçekli bir savaşın küresel ekonomiye etkisinin 2003 Irak işgalinden daha büyük olabileceğini belirtiyor.
Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, tarafları diyaloğa çağırıyor. Fransa ve Almanya, İran’ı nükleer anlaşmaya dönmeye ikna etmek için girişimlerde bulunuyor. Ancak ABD yönetimi, İran’ın ön koşulsuz müzakere masasına oturması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi konumu ve enerji bağımlılığı nedeniyle ABD-İran çatışmasından doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Olası bir savaş, Irak ve Suriye’deki İran destekli gruplarla Türk güçleri arasında çatışma riskini artırabilir. Ayrıca, İran’a yönelik yaptırımlar Türkiye’nin enerji ithalatını zorlaştırabilir. Ankara, hem Washington hem de Tahran’la dengeli ilişkiler sürdürmeye çalışsa da, artan gerilim Türk dış politikasını sıkıştırabilir. Türkiye’nin bölgesel istikrar ve enerji güvenliği için diplomatik çözüm çağrıları yapması bekleniyor.