Donald Trump yönetimi, İran ile varılan ateşkes anlaşmasının çökmesinin ardından Tahran'a karşı deniz ablukasını yeniden yürürlüğe koydu ve Hürmüz Boğazı'nın güvenliği için bir geçiş ücreti sistemi önerdi. Bu hamle, ABD-İran arasında aylardır süren kırılgan barış sürecinin sona erdiğini ve tarafların yeniden çatışma rotasına girdiğini gösteriyor. Uzmanlar, ablukanın geri dönüşünün küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara ve bölgede yeni bir güç mücadelesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Ateşkesin Çöküşü ve Yeni Abluka
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın ateşkes hükümlerini ihlal ettiğini gerekçe göstererek, İran'a yönelik deniz ablukasını yeniden başlattı. Abluka, İran'ın petrol ihracatını ve ticaretini hedef alırken, Trump yönetimi ayrıca Hürmüz Boğazı'ndan geçen tüm gemiler için bir güvenlik ücreti talep etme planını duyurdu. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, bu ücretin boğazın güvenliğini sağlamak ve deniz ticaretini korumak için kullanılacağı belirtildi. Ancak İran yönetimi, ablukayı 'savaş eylemi' olarak nitelendirerek karşılık verme tehdidinde bulundu.
Ateşkes anlaşması, taraflar arasında nükleer müzakerelerin yeniden başlaması ve ekonomik yaptırımların hafifletilmesi karşılığında İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlamasını öngörüyordu. Ancak anlaşma, her iki tarafın da birbirini ihlalle suçlamasıyla kısa sürede çöktü. ABD, İran'ın Yemen'deki Husilere destek vermeye devam ettiğini ve Balistik füze programını sürdürdüğünü iddia ederken, İran ise ABD'nin yaptırımları tamamen kaldırmadığını savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Hürmüz Boğazı'nda alınan güvenlik önlemleri, küresel petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği bu stratejik su yolunda tansiyonu yükseltti. Trump'ın açıklamalarının ardından petrol fiyatları %5'in üzerinde yükselirken, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri ABD'ye destek sinyali verdi. Öte yandan Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları, fiyat artışlarından endişe duyarak taraflara itidal çağrısı yaptı.
İran'ın ablukaya yanıt olarak Hürmüz'deki deniz trafiğini engelleme olasılığı, bölgeyi yeni bir askeri çatışmanın eşiğine getirebilir. İran Devrim Muhafızları, daha önce boğazın kapatılabileceği tehdidinde bulunmuştu. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ise son haftalarda artırıldı; uçak gemisi görev grubu ve savaş uçakları bölgeye sevk edildi. Bu gelişmeler, 2019'da yaşanan tanker saldırıları ve gerilim dönemini hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ablukanın geri dönüşü Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, bölgesel istikrarsızlık Ankara'nın güvenlik ve enerji dengelerini yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İran ile sınır komşusu olması ve ikili ticaret hacmi nedeniyle ablukanın olumsuz etkilerini hissedebilir. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrolün fiyatlanması küresel enerji maliyetlerini artırarak Türkiye'nin cari açığına baskı yapabilir. Öte yandan, Ankara'nın bölgede arabulucu rolü oynama potansiyeli, bu krizde Türkiye'yi diplomatik olarak öne çıkarabilir. ABD-İran geriliminin düşük yoğunluklu bir çatışmaya dönüşmesi halinde, Türkiye'nin Irak ve Suriye'deki çıkarları da tehdit altına girebilir.