İran destekli Yemenli Husiler, Suudi Arabistan'ın Yemen'in başkenti Sanaa'daki uluslararası havalimanına düzenlediği hava saldırılarına misilleme olarak Suudi Arabistan'ın güneybatısındaki Abha Havalimanı'nı füzelerle hedef aldı. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, yaptığı açıklamada, Abha Havalimanı'na balistik ve seyir füzeleri ile insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlediklerini ve hedeflerin tam isabetle vurulduğunu duyurdu. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise saldırıların etkisiz hale getirildiğini ve havalimanının normal işleyişine devam ettiğini bildirdi. Çatışmalar, bölgedeki gerginliği daha da tırmandırırken, taraflar arasındaki karşılıklı saldırıların uluslararası barış çabalarını zora soktuğu belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı: Sanaa Havalimanı saldırısı ve Husilerin tepkisi
Olaylar, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 15 Ocak 2025'te Sanaa Havalimanı'na düzenlediği hava saldırısıyla başladı. Saldırıda havalimanının pist ve terminal altyapısı ağır hasar alırken, sivil havacılık yetkilileri can kaybı yaşanmadığını ancak uçuşların durduğunu açıkladı. Husiler, bu saldırıyı Suudi Arabistan'ın Yemen'deki savaşa doğrudan müdahalesinin yeni bir boyutu olarak nitelendirerek misilleme sözü vermişti. Suudi koalisyonu ise saldırının, Husilerin bölgedeki askeri hedeflerine yönelik bir operasyon olduğunu ve sivillerin zarar görmemesi için gerekli önlemlerin alındığını savundu.
Yemen'de 2014 yılında başlayan iç savaş, Husilerin başkent Sanaa'yı ele geçirmesiyle tırmanmış, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon 2015'te devrik Cumhurbaşkanı Mansur Hadi'yi desteklemek üzere müdahil olmuştu. O tarihten bu yana bölge, bir dizi karşılıklı hava saldırısına ve füze atışına sahne oluyor. Husiler, Suudi koalisyonunun sivil hedefleri vurduğunu iddia ederken, koalisyon ise Husilerin İran tarafından finanse edilen ve eğitilen bir milis gücü olduğunu öne sürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Yemen savaşının yansımaları
Husilerin Abha Havalimanı'na yönelik füze saldırısı, sadece iki taraf arasındaki çatışmanın bir parçası değil, aynı zamanda bölgesel güç dengesi ve küresel enerji güvenliği açısından da kritik bir öneme sahip. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri olarak, ülkesine yönelik herhangi bir saldırı, küresel petrol fiyatlarını etkileyebilecek potansiyel taşıyor. Öte yandan, İran'ın Husiler üzerindeki etkisi, Suudi Arabistan ve müttefikleri tarafından Tahran'ın bölgesel nüfuzunu artırma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'deki çatışmayı dünyanın en büyük insani krizlerinden biri olarak tanımlarken, ateşkes çağrılarına rağmen taraflar arasındaki güvensizlik ve şiddet sarmalı devam ediyor. ABD ve Avrupa Birliği, Suudi Arabistan'a askeri desteğini sürdürürken, Husilerin İran'dan aldığı füze teknolojisine ilişkin endişeler artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada Suudi Arabistan'ı askeri olarak desteklemiyor ancak bölgedeki istikrarsızlık doğrudan Ankara'nın dış politika çıkarlarını etkiliyor. Kızıldeniz ve Babü'l-Mendeb Boğazı'na yakınlığı nedeniyle Yemen, küresel deniz ticaret yollarının güvenliği açısından kritik bir konumda. Bu bölgede artan çatışmalar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Körfez'deki ticari rotalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk çabalarını zora sokarken, Ankara'nın iki ülkeyle de dengeli ilişkiler kurma stratejisini sınamaktadır.