ABD ve İran arasında, Basra Körfezi'ndeki gerilimin tırmanmasının ardından üç gecedir ateşkes uygulanıyor. ABD ordusu, 13 gece boyunca İran'a yönelik hava saldırıları düzenlemiş ve bu saldırıların amacının "İran'ın Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik tehdit oluşturma kapasitesini zayıflatmak" olduğunu açıklamıştı. Ancak son üç gecedir herhangi bir saldırı gerçekleşmemesi, iki ülke arasındaki diplomatik temasların yoğunlaştığı yönünde yorumlanıyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, müzakerelere "alan açılması" amacıyla askeri operasyonlara ara verildiği belirtildi.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik tacizlerini gerekçe göstererek 13 gün boyunca İran'a ait hedeflere hava saldırıları düzenledi. Bu saldırılar, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na ait deniz unsurları ve kıyı savunma sistemlerini hedef aldı. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamalarda, operasyonların amacının İran'ın deniz ticaretini tehdit etme kabiliyetini ortadan kaldırmak olduğu vurgulandı.
Ancak son üç gecedir ABD uçaklarının İran hedeflerine yönelik herhangi bir saldırı düzenlememesi dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu durumun Washington ile Tahran arasında gizli bir diplomasi trafiğinin işareti olabileceğini belirtiyor. Zira geçtiğimiz hafta Umman'da iki ülke arasında üst düzey yetkililerin bir araya geldiğine dair haberler basına yansımıştı. Görüşmelerin, nükleer programın sınırlandırılması ve bölgesel güvenlik garantileri konularını kapsadığı öne sürülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Bu nedenle ABD-İran gerilimi, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açıyor. Ateşkesin sağlanması, petrol fiyatlarının istikrar kazanmasına yardımcı oldu. Brent petrolün varil fiyatı son üç günde yüzde 3 gerileyerek 90 doların altına indi.
Bölgesel olarak, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, ABD-İran geriliminin bölgesel istikrarı tehdit etmesinden endişe ediyor. Bu ülkeler, iki taraf arasında arabuluculuk çabalarını destekliyor. Öte yandan İsrail, İran'ın nükleer programı konusunda ABD'nin İran'la yapacağı her türlü anlaşmaya temkinli yaklaşıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'la yapılacak bir anlaşmanın İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemesi gerektiğini savunuyor.
Diplomasi umutları, önümüzdeki hafta Viyana'da yapılması planlanan görüşmelerle canlandı. ABD ve İran heyetlerinin, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için bir araya gelmesi bekleniyor. Ancak iki taraf arasında hala ciddi güven bunalımı bulunuyor. İran, ABD'nin yaptırımları kaldırmaması halinde müzakere masasına tam olarak dönmeyeceğini açıkladı. ABD ise İran'ın balistik füze programının ve bölgesel vekil güçlere desteğinin de masada ele alınması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile İran arasındaki gerilimin düşürülmesi, Türkiye için enerji arz güvenliği açısından olumlu bir gelişme. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal ediyor; dolayısıyla petrol fiyatlarındaki oynaklık Türkiye ekonomisi üzerinde doğrudan etkili. Ateşkesin devamı ve müzakerelerin başarıya ulaşması, petrol fiyatlarını dengede tutarak Türkiye'nin enerji maliyetlerini hafifletebilir. Ayrıca Türkiye, bölgesel bir aktör olarak İran ile Batı arasındaki diyalogda arabulucu rol üstlenebilir. Türk dış politikasının bu tür krizlerde diplomatik çözümü desteklemesi, bölgesel istikrarın korunmasına katkı sağlarken, Türkiye'nin enerji koridorlarında merkezi konumunu güçlendirebilir.