ABD ile İran arasında varılması beklenen nükleer anlaşma, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun siyasi geleceğini tehdit ediyor. Analistlere göre, Netanyahu sadece İran’a karşı yürüttüğü savaşı kaybetmekle kalmadı, aynı zamanda en yakın müttefiki olan ABD Başkanı Donald Trump’ı da kaybetti. Eski bir Netanyahu danışmanı, “Netanyahu artık sadece uluslararası alanda yalnız değil, aynı zamanda Trump’la da büyük bir kriz yaşıyor” ifadelerini kullandı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasındaki müzakereler, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (KOEP) yeniden canlandırılması hedefiyle devam ediyor. Trump 2018’de anlaşmadan çekilmiş ve İran’a yönelik yaptırımları sıkılaştırmıştı. Ancak son aylarda, Biden yönetimi ve Avrupalı müttefiklerin de katılımıyla dolaylı görüşmeler hız kazandı. Netanyahu, KOEP’in İran’ın nükleer programını yeterince kısıtlamadığını savunarak anlaşmaya şiddetle karşı çıkıyor. İsrail Başbakanı, İran’ın askeri kapasitesine ve bölgesel milislere verdiği desteğe de dikkat çekerek, anlaşmanın bölgesel güvenliği tehdit ettiğini iddia ediyor. Öte yandan, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığını azaltma ve İran’la diyaloğu önceliklendirme politikası, Netanyahu’yu zor durumda bıraktı. Trump’ın ikinci döneminde İran’a yönelik daha uzlaşmacı bir tavır sergilemesi, Netanyahu’nun ana dayanağını da ortadan kaldırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Netanyahu’nun yalnızlaşması, sadece İsrail siyaseti açısından değil, tüm Ortadoğu dengeleri açısından kritik. İran’la yapılacak bir anlaşma, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerini de etkileyecek. Bu ülkeler, İran’ın nükleer tehdidinin azalmasını olumlu karşılarken, İran’ın bölgesel nüfuzunun artmasından endişe ediyor. İsrail’in uluslararası alanda yalnız kalması, Batı Şeria’daki yerleşim politikaları ve Filistin sorununda da elini zayıflatabilir. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, İran anlaşmasını desteklerken, Netanyahu’nun tutumu bu ülkelerle ilişkileri daha da gerginleştirebilir. Öte yandan, İran’ın anlaşma sonrası ekonomik rahatlama elde etmesi, bölgedeki vekil güçlerine daha fazla kaynak aktarmasına yol açabilir. Bu durum, Yemen, Suriye ve Lübnan’daki çatışmaları etkileyerek yeni bir kriz dalgası yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşmasının olası sonuçları, Türkiye’yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, İran’la komşu olması ve Irak, Suriye gibi bölgelerdeki nüfuz mücadelesi göz önüne alındığında, nükleer anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sağlamasını bekliyor. Ancak İran’ın ekonomik rahatlaması, Türkiye’nin enerji ithalatında yeni fırsatlar yaratabilir. Ayrıca, Netanyahu’nun zayıflaması, Türkiye-İsrail ilişkilerinde normalleşme sürecini hızlandırabilir. Türkiye, İsrail’in Doğu Akdeniz’deki enerji işbirliğinde kilit rol oynadığı bir dönemde, Netanyahu’nun yalnızlaşmasının bölgesel dengeleri değiştirebileceğini değerlendiriyor. Öte yandan, İran’ın artan bölgesel nüfuzu, Türkiye’nin Suriye ve Irak politikalarını olumsuz etkileyebilir. Sonuç olarak, Ankara anlaşmanın şartlarını ve uygulanmasını yakından izleyerek kendi çıkarlarını korumaya çalışacaktır.