İsrail ve Lübnan, Perşembe günü işgal altındaki güney Lübnan’dan herhangi bir asker çekilmesi yaşandığı yönündeki haberleri yalanladı. Reuters’in bildirdiğine göre, ABD’li üst düzey bir yetkilinin, İsrail’in Lübnan hükümetine iyi niyet göstergesi olarak bazı birliklerini geri çektiğini açıklamasının ardından iki ülke de bu iddiaları reddetti. Beyrut’tan yapılan resmî açıklamada, İsrail güçlerinin mevzilerinde kaldığı, Lübnan topraklarında herhangi bir değişiklik olmadığı vurgulandı. İsrail tarafı ise yalnızca rutin askerî hareketlilik olduğunu, bunun bir çekilme anlamına gelmediğini belirtti. Bu gelişme, bölgedeki gerginliğin sürdüğü bir dönemde, taraflar arasındaki güvensizliği bir kez daha ortaya koydu.
ABD’nin iyi niyet girişimi ve tarafların tepkisi
Reuters’in haberine göre, ABD’li bir yetkili Çarşamba günü yaptığı açıklamada, İsrail’in güney Lübnan’daki bazı birliklerini geri çekerek Lübnan’ın yeni hükümetine yönelik olumlu bir sinyal verdiğini söylemişti. Ancak bu açıklama her iki ülke tarafından da yalanlandı. Lübnanlı yetkililer, işgal altındaki topraklarda hiçbir değişiklik olmadığını, İsrail’in mevzilerini koruduğunu ifade etti. İsrail ordusundan yapılan açıklamada ise "birliklerin konuşlandığı bölgelerde rutin askerî faaliyetler dışında bir değişiklik olmadığı" belirtildi. Bu durum, ABD’nin arabuluculuk çabalarının şimdilik sonuçsuz kaldığını gösteriyor.
İsrail’in 1978’den bu yana işgal altında tuttuğu güney Lübnan’da, Hizbullah’ın varlığı ve İsrail’le yaşanan çatışmalar bölgedeki istikrarsızlığın temel nedenlerinden biri. 2006’daki savaşın ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararıyla ateşkes sağlanmış, ancak İsrail’in kısmi çekilmesine rağmen topraklarının bir kısmı hâlâ işgal altında. Lübnan hükümeti, uluslararası toplumun İsrail’e bu bölgelerden tamamen çekilmesi için baskı yapmasını talep ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, sadece İsrail-Lübnan sınırındaki gerginliği değil, aynı zamanda ABD’nin Ortadoğu’daki rolünü de sorgulatıyor. ABD’nin İsrail’e verdiği askerî ve diplomatik destek, bölgedeki dengeleri etkileyen en önemli faktörlerden biri. İran destekli Hizbullah’ın güçlü varlığı, Lübnan’ın egemenliğini sınırlarken, İsrail de kuzey sınırında sürekli bir tehdit algılıyor. Çekilme iddiasının yalanlanması, iki ülke arasında güven artırıcı adımların atılmasının ne kadar zor olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bölgesel olarak, bu tür bir çekilme İran ve Hizbullah tarafından zafiyet olarak yorumlanabilir ve çatışmaları yeniden alevlendirebilirdi. Ancak İsrail’in çekilme olmadığı yönündeki ısrarı, statükonun devam ettiği anlamına geliyor. Lübnan’da devam eden ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık, hükümetin İsrail’e karşı etkili bir politika izlemesini engelliyor. ABD’nin arabuluculuk çabaları, Lübnan’da reform yapılması ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması gibi taleplerle karşı karşıya. Bu durum, diplomatik çözüm ihtimalini zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan’ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini destekleyen bir dış politika izlemektedir. İsrail’in güney Lübnan’daki işgali, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destekle örtüşen bir şekilde kınanmıştır. Bu haber, Türkiye’nin bölgedeki dengeleri dikkatle takip etmesi gerektiğini göstermektedir. Herhangi bir askerî gerilim, Suriye ve Doğu Akdeniz’deki Türk çıkarlarını da etkileyebilir. Türkiye, İsrail’le normalleşme süreci ve enerji işbirliği arayışında iken, Lübnan’daki istikrarsızlık Ankara’nın diplomatik manevra alanını daraltabilir. Dolayısıyla, Türkiye’nin bölgedeki krize çözüm odaklı, yapıcı bir rol üstlenmesi beklenir.