Birleşmiş Milletler (BM) kolaylaştırıcılığında yürütülen Yapılandırılmış Diyalog sürecinin ardından, Genel Sekreter Özel Temsilcisi ve Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Tetteh, BM Güvenlik Konseyi’ne Libya’daki kırılgan durumu aktardı. Tetteh’in brifingi, BM’nin Libya’da istikrarı sağlama çabalarını ve karşılaşılan engelleri gözler önüne serdi. Bu süreçte, ülkenin doğal kaynaklarının kontrolü, siyasi elitler arasındaki çekişmeler ve uluslararası aktörlerin müdahaleleri öne çıkıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Darbe ve Çıkar Çatışmaları
Libya, 2011’de Muammer Kaddafi’nin devrilmesinden bu yana iç savaş ve istikrarsızlıkla boğuşuyor. Ülke, uluslararası alanda tanınan Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ile doğuda General Halife Hafter’e bağlı güçler arasında bölünmüş durumda. Yakın zamanda, ABD’nin gizlice desteklediği iddia edilen bir darbe girişimi, BM’nin Libya’daki barış çabalarını hedef aldı. Bu girişimin arkasında, ülkenin zengin petrol yataklarının kontrolünü ele geçirmek isteyen elitlerin olduğu belirtiliyor.
Hanna Tetteh, BM Güvenlik Konseyi’ndeki konuşmasında, siyasi sürecin önündeki en büyük engellerden birinin “sorumluluk sahibi olmayan aktörlerin” çıkarları olduğunu vurguladı. Bu aktörlerin, Libya’nın egemenliğini ve kurumlarını zayıflatarak kendi gündemlerini dayatmaya çalıştıklarını ifade etti. UNSMIL, ülkedeki siyasi partiler arasında diyalog kurmayı ve seçim takvimi oluşturmayı hedefliyor ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve dış müdahaleler süreci tıkamaya devam ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol ve Nüfuz Mücadelesi
Libya’daki kriz, yalnızca iç dinamiklerle sınırlı kalmıyor. Ülke, Afrika’nın en büyük petrol rezervlerine sahip ve bu durum onu küresel güçler için cazip bir hedef haline getiriyor. ABD, Rusya, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Türkiye gibi ülkeler, Libya’da farklı aktörleri destekleyerek nüfuz mücadelesi veriyor. ABD’nin darbe girişimini desteklediği iddiası, Washington’un BM’yi devre dışı bırakarak Libya’daki çıkarlarını korumaya çalıştığı şeklinde yorumlanıyor.
Bu bağlamda, BM’nin arabuluculuk rolü giderek zayıflıyor. Tetteh, Güvenlik Konseyi’nden daha güçlü bir destek talep ederken, uluslararası toplumun Libya konusunda bölünmüş olduğu görülüyor. Petrol gelirlerinin adil dağılımı, askeri güçlerin birleştirilmesi ve seçimlerin zamanında yapılması gibi temel konularda anlaşma sağlanamazsa, Libya’nın yeniden bir iç savaşa sürüklenme riski bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Libya’da UBH’yi tanıyan ve destekleyen başlıca ülkelerden biri. Ankara, Libya’daki istikrarın sağlanmasını kendi ulusal çıkarları açısından kritik görüyor. Türkiye’nin Libya ile yaptığı deniz yetki alanları anlaşması, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları üzerinde söz sahibi olmasını sağlıyor. BM’ye karşı bir darbe girişimi, Türkiye’nin Libya’daki nüfuzunu doğrudan tehdit eder. Ayrıca, ülkede yeniden çatışma çıkması, Türkiye’nin askeri varlığını ve ekonomik yatırımlarını riske atar. Bu nedenle Ankara, BM sürecine destek verirken, Hafter’i destekleyen ülkelerle diplomatik mücadeleyi sürdürüyor. Libya’daki gelişmeler, Türk dış politikasının Doğu Akdeniz’deki genel stratejisi açısından belirleyici olmaya devam ediyor.