ABD, İran ile nükleer müzakerelerde ilerleme kaydedilmesine rağmen Ortadoğu'daki askeri varlığını azaltma niyetinde olmadığını açıkladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Koramiral Brad Cooper tarafından yapılan açıklamada, bölgede yaklaşık 50.000 Amerikan askerinin konuşlu olduğu ve bu sayının mevcut güvenlik koşulları altında korunacağı belirtildi. Cooper, ABD'nin bölgedeki askeri duruşunun “sert” olarak nitelendirilebileceğini ve İran ile yapılan anlaşmanın bu duruşta bir değişikliğe yol açmayacağını vurguladı.
Gelişmenin arka planı: İran anlaşması ve askeri varlık
ABD ile İran arasında yürütülen nükleer müzakereler sonucunda varılan anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlaması karşılığında bazı yaptırımların hafifletilmesini öngörüyor. Ancak ABD yönetimi, anlaşmanın bölgesel güvenlik risklerini tamamen ortadan kaldırmadığı görüşünde. Koramiral Cooper, “İran hâlâ bölgedeki en büyük tehditlerden biri ve askeri kabiliyetlerini geliştirmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı. Bu nedenle ABD, özellikle Basra Körfezi ve Arap Yarımadası'ndaki üslerinde konuşlu kuvvetlerini seviyesini korumaya kararlı.
50.000 askerin yanı sıra bölgede ABD'ye ait savaş gemileri, denizaltılar, savaş uçakları ve insansız hava araçları da bulunuyor. Bu güç, İran'ın olası bir saldırısına karşı caydırıcılık sağlamanın yanı sıra, Irak ve Suriye'deki DEAŞ kalıntılarına karşı operasyonları da destekliyor. Cooper, “Askeri varlığımız sadece İran'a değil, bölgedeki diğer tehditlere karşı da bir mesaj niteliğinde” dedi.
Bölgesel ve küresel boyut: Suudi Arabistan ve İsrail'in rolü
ABD'nin bu açıklaması, özellikle Körfez ülkeleri ve İsrail tarafından yakından takip ediliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, İran anlaşmasının kendilerini savunmasız bırakacağı endişesiyle Washington'a baskı yapıyor. ABD'nin askeri varlığını sürdürmesi, bu müttefiklere güvence veriyor. Öte yandan İsrail, İran anlaşmasına sert bir şekilde karşı çıkarken, ABD'nin askeri duruşundaki kararlılık İsrail'in güvenlik kaygılarını bir ölçüde hafifletiyor.
Küresel ölçekte ise ABD'nin bu tutumu, Çin ve Rusya'nın bölgede artan etkisine karşı bir denge unsuru olarak görülüyor. Özellikle Çin'in Suudi Arabistan ile yakınlaşması ve Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığı, ABD'yi bölgede daha fazla angaje olmaya itiyor. CENTCOM verilerine göre, ABD'nin Ortadoğu'daki askeri harcamaları yıllık 50 milyar doları buluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığını sürdürmesi, Türkiye açısından hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Bir yandan ABD'nin bölgede caydırıcı bir güç olarak kalması, Türkiye'nin sınır bölgelerinde istikrarı destekleyebilir. Özellikle Irak ve Suriye'deki PKK/YPG varlığına karşı ABD ile iş birliği potansiyeli devam ediyor. Ancak diğer yandan ABD'nin İran'a yönelik sert duruşu, Türkiye-İran ticari ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca ABD askerlerinin Türkiye'nin güney sınırındaki üslerde konuşlu olması, Ankara'nın egemenlik kaygılarını artırabilir. Türkiye, bölgesel güç dengelerinde kendi çıkarlarını korumak için ABD'nin bu adımını dikkatle izlemekte ve gerektiğinde alternatif ittifak arayışlarını sürdürmektedir.