ABD, İran ve arabulucu ülkeler, iki ülke arasındaki mutabakat zaptının (memorandum of understanding) imza törenini planlanan Cuma gününden daha erken bir tarihe, Çarşamba gününe çekmek için görüşmeler yürütüyor. Konuya yakın bir diplomatik kaynak, Axios'a yaptığı açıklamada, tarafların süreci hızlandırmak istediğini ve imzanın Çarşamba günü gerçekleşebileceğini belirtti. Gelişme, uzun süredir devam eden nükleer müzakerelerde somut bir ilerleme olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Mutabakat zaptı, ABD ve İran arasında nükleer program, yaptırımlar ve bölgesel güvenlik konularını kapsayan bir dizi taahhüdü içeriyor. Anlaşmanın imzalanması, 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP/JCPOA) yeniden canlandırılması yolunda kritik bir adım olarak görülüyor. ABD, 2018'de dönemin Başkanı Donald Trump döneminde anlaşmadan tek taraflı çekilmiş ve İran'a yaptırımları yeniden uygulamaya başlamıştı. İran ise buna karşılık nükleer faaliyetlerini artırarak uranyum zenginleştirme seviyesini yükseltmişti.
Müzakereler, Viyana'da ABD, İran ve üç Avrupalı güç (Almanya, Fransa, İngiltere) ile Rusya ve Çin'in katılımıyla yürütülüyor. Arabulucular, taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını gidermek ve anlaşmayı nihai hale getirmek için yoğun çaba harcıyor. İmza tarihinin öne çekilmesi, müzakerelerin beklenenden daha hızlı ilerlediğine işaret ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşmanın imzalanması, Orta Doğu'da geniş yankı uyandıracak. İran'ın nükleer programının kontrol altına alınması, bölgedeki güç dengelerini etkileyebilir ve özellikle Suudi Arabistan, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin güvenlik endişelerini bir ölçüde hafifletebilir. Ancak İsrail, anlaşmaya şiddetle karşı çıkıyor ve İran'ın nükleer kapasitesine yönelik herhangi bir kısıtlamanın yeterli olmadığını savunuyor.
Küresel ölçekte, anlaşma uluslararası petrol piyasalarını da etkileyebilir. İran'a yönelik yaptırımların kaldırılması, İran'ın ham petrol ihracatını artırmasına olanak tanıyarak küresel arzı genişletebilir ve petrol fiyatlarında düşüşe yol açabilir. Bu durum, enerji ithalatçısı ülkeler için olumlu, ihracatçı ülkeler için ise olumsuz bir gelişme olacaktır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la derin ekonomik ve enerji bağlarına sahip olması nedeniyle bu anlaşmadan doğrudan etkilenecektir. Yaptırımların kaldırılması, İran'dan doğalgaz ve petrol ithalatını kolaylaştırabilir, ayrıca iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırabilir. Bölgesel olarak ise, İran'ın uluslararası sisteme entegrasyonu, Türkiye'nin Irak, Suriye ve Kafkaslar'daki politikalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak Türkiye, İsrail ile olan hassas ilişkileri ve ABD ile yaşadığı zaman zaman gergin diyalog nedeniyle anlaşma sürecinde dikkatli bir denge politikası izlemek durumundadır.