ABD'nin 2003 yılında Irak'ı işgal etmesinin üzerinden 23 yıl geçti. Washington, Irak'tan asker çekme sürecini tamamlarken, İran'a yönelik artan askeri ve ekonomik baskısı bölgedeki varlığını sürdürmesini giderek zorlaştırıyor. ABD'nin 'teröre karşı savaş' kapsamında ikinci hedefi olan Irak'ın ardından şimdi İran'a odaklanması, Orta Doğu'da yeni bir gerilim hattı oluşturuyor.
Irak İşgali ve Sonrası: 23 Yıllık Süreç
ABD, 20 Mart 2003'te Saddam Hüseyin rejimini devirmek ve kitle imha silahlarının varlığını ortadan kaldırmak gerekçesiyle Irak'ı işgal etti. İşgal kısa sürede askeri başarı sağlasa da, sonrasında ülke yıllarca süren mezhep çatışmaları, terör örgütlerinin yükselişi ve siyasi istikrarsızlıkla boğuştu. 2011'de Barack Obama yönetimi askerlerin büyük kısmını çekme kararı aldı; ancak 2014'te IŞİD'in Musul'u ele geçirmesiyle ABD yeniden asker konuşlandırmak zorunda kaldı. 2020'de İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Kasım Süleymani'nin Bağdat'ta düzenlenen bir İHA saldırısıyla öldürülmesi, bölgedeki tansiyonu zirveye taşıdı. Son yıllarda Irak parlamentosu ve hükümeti, yabancı askerlerin ülkeden çekilmesi yönünde artan bir baskı oluşturdu. Nihayetinde ABD, 2024-2025 döneminde muharip birliklerini büyük ölçüde geri çekti. Ancak bu çekilme, İran'ın Irak'taki nüfuzunu daha da artırmasına zemin hazırladı.
İran'a Yönelik Artan Baskı ve Bölgesel Gerilim
ABD'nin Irak'tan çekilmesi, İran'a yönelik stratejik önceliklerin değişmesinden kaynaklanıyor. Tahran'ın nükleer programı, bölgesel milis gruplara verdiği destek ve İsrail'e yönelik tehditleri, Washington için birincil güvenlik sorunu haline geldi. ABD, İran'ı çevreleyen bölgelerde (Körfez ülkeleri, Irak, Suriye ve Afganistan) askeri varlığını korumaya çalışsa da, bölge halklarının ve hükümetlerinin artan tepkisi bu varlığı sürdürmeyi zorlaştırıyor. Özellikle İran yanlısı milislerin Irak ve Suriye'deki ABD üslerine yönelik saldırıları, askerlerin güvenliğini tehlikeye atıyor. Ayrıca, ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımlar ve askeri tehditler, bölgede anti-Amerikan duyguları körüklüyor. Bu durum, ABD'nin bölgede geniş çaplı bir askeri varlık sürdürmesini giderek imkânsız hale getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'nin Irak'tan çekilmesi, Orta Doğu'daki güç boşluğunu doldurmak için Rusya, Çin ve İran'ın etkisini artırmasına yol açıyor. İran, Irak'taki Şii milisler ve siyasi partiler aracılığıyla nüfuzunu derinleştirirken, Suriye'de Esad rejimine verdiği destekle Akdeniz'e kadar uzanan bir kara koridoru hedefliyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri ise İran'ın yayılmacı politikalarından endişe duyuyor ve ABD'nin bölgeden çekilmesini kendi güvenlikleri için risk olarak görüyor. Öte yandan, ABD'nin İran'a yönelik baskısı, nükleer anlaşma müzakerelerini de çıkmaza sokmuş durumda. 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) çerçevesinde İran, nükleer programını sınırlamayı kabul etmişti; ancak 2018'de Donald Trump'ın anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları yeniden başlatmasıyla İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdı. Bugün İran, %60 saflıkta uranyum zenginleştirdiğini açıklamış durumda ve bu oran silah üretimi için gereken %90'a oldukça yakın. ABD'nin askeri bir müdahalesi durumunda bölgenin kaosa sürükleneceği ve küresel enerji arzının ciddi şekilde kesintiye uğrayacağı öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Irak'tan çekilmesi ve İran'a yönelik artan baskısı, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika dengelerini doğrudan etkiliyor. Irak'taki istikrarsızlık, PKK varlığı ve mezhep çatışmaları Türkiye'nin sınır güvenliği için risk oluşturuyor. İran'a yönelik olası bir askeri müdahale, Türkiye'nin enerji ithalatını ve ticaret yollarını sekteye uğratabilir. Ayrıca, ABD'nin bölgeden çekilmesiyle oluşan boşlukta Türkiye'nin Irak ve Suriye'deki etkinliğini artırma fırsatı doğabilir. Ancak bu durum, İran'la olan karmaşık ilişkileri daha da zorlaştırabilir. Türkiye, bir yandan İran'la ekonomik işbirliğini sürdürürken, diğer yandan ABD'nin yaptırımlarına uymak zorunda kalabilir. Bu denge, Ankara'nın bölgesel stratejilerini dikkatli bir şekilde yönetmesini gerektiriyor.