İran'da ilaç fiyatları, ABD'nin uyguladığı abluka ve artırılan yaptırımların ülkenin ilaç sanayisini sıkıştırmasıyla hızla yükseliyor. Hastalar ve aileleri, temel tedavilere ulaşmakta giderek daha fazla zorlanıyor. Ülkede bazı ilaçların bulunması neredeyse imkânsız hale gelirken, eczane rafları boş kalıyor ve hastalar hayati önem taşıyan ilaçlarını temin edebilmek için karaborsaya yönelmek zorunda kalıyor.
Ambargonun İlaç Sektörüne Etkisi
ABD'nin İran'a yönelik ekonomik yaptırımları, özellikle ilaç hammaddesi ithalatını doğrudan hedef alıyor. İranlı yetkililer, yaptırımların insani boyutuna dikkat çekerek, ilaç ve tıbbi malzeme alımının engellendiğini sık sık dile getiriyor. Ancak Washington, ilaç ve gıda gibi insani ürünlerin yaptırım kapsamı dışında olduğunu savunuyor. Buna rağmen, uluslararası bankaların İran ile işlem yapmaktan kaçınması, ödemelerin bloke edilmesi ve nakliye şirketlerinin yaptırım korkusuyla İran'a mal taşımaktan çekinmesi, pratikte ilaç tedarikini felç etmiş durumda.
İran İstatistik Merkezi'nin verilerine göre, son bir yılda ilaç fiyatları ortalama %40'ın üzerinde arttı. Bazı kanser ve kalp hastalıkları tedavilerinde kullanılan ilaçların fiyatları ise %100'e varan oranlarda yükseldi. Ülkede üretilen yerli ilaçlar bile, ithal hammadde sıkıntısı nedeniyle üretim kapasitesinin altında çalışıyor. İran, ilaç hammaddesinin büyük bölümünü Çin ve Hindistan'dan ithal ediyor; ancak bu ülkelerden yapılan sevkiyatlar da ABD yaptırımlarının gölgesinde sekteye uğruyor.
Hastanelerde ve eczanelerde yaşanan ilaç sıkıntısı, özellikle kronik hastalar için hayati risk oluşturuyor. Diyabet, tansiyon, astım ve tiroid gibi yaygın hastalıkların ilaçlarını bulmakta zorlanan hastalar, alternatif arayışlara giriyor. Bazı hastalar, yurt dışından ilaç getirtmek için yasa dışı yollara başvuruyor veya daha ucuz ama etkisi düşük alternatiflere yöneliyor. İranlı doktorlar, bu durumun halk sağlığı üzerinde uzun vadeli yıkıcı etkileri olacağı uyarısında bulunuyor.
İç Üretim ve Yerli Çözüm Arayışları
İran, yaptırımlara karşı koymak amacıyla yerli ilaç üretimini artırmaya çalışıyor. Ülke, ilaç ihtiyacının yaklaşık %97'sini kendi tesislerinde ürettiğini iddia etse de, bu üretim için gereken hammaddelerin büyük kısmı hâlâ ithalata bağımlı. Son yıllarda hammadde tedarikinde yaşanan kesintiler, fabrikaların üretim planlarını alt üst ediyor. İranlı yetkililer, bazı hammaddeleri yerli olarak üretmeyi başardıklarını belirtse de, kalite ve miktar açısından ithal ürünlerin yerini tam olarak dolduramıyor.
Diğer yandan, İran hükümeti ilaç fiyatlarını sübvanse etmeye çalışıyor; ancak artan enflasyon ve bütçe açığı nedeniyle bu sübvansiyonlar yetersiz kalıyor. Ülkedeki yüksek enflasyon oranı, ilaç fiyatlarına da yansıyor ve halkın alım gücünü düşürüyor. Özellikle düşük gelirli aileler, ilaç masraflarını karşılamakta zorlanıyor. Sosyal yardım kuruluşları, ihtiyaç sahiplerine destek olmaya çalışsa da talebin büyüklüğü karşısında yetersiz kalıyor.
İran Tıp Konseyi, yaptığı açıklamalarda, ilaç kıtlığının ülke genelinde ciddi boyutlara ulaştığını ve hastaların tedavi süreçlerinin aksadığını vurguluyor. Konsey, uluslararası topluma, ilaç ve tıbbi malzeme tedarikinin siyasetten arındırılması çağrısında bulunuyor. Ancak ABD yönetimi, yaptırımların insani yardımları kapsamadığını yineleyerek, İran'ın nükleer programı ve bölgesel politikaları nedeniyle baskıyı sürdüreceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İran'daki ilaç krizi, sadece ülke içinde değil, bölgesel düzeyde de endişe yaratıyor. İran, Orta Doğu'da önemli bir ilaç üreticisi ve ihracatçısı konumunda. İlaç üretimindeki aksamalar, Irak, Suriye, Afganistan ve Yemen gibi ülkelere yapılan ilaç yardımlarını da olumsuz etkiliyor. Bu ülkelerde zaten kırılgan olan sağlık sistemleri, İran'dan gelen ilaçların kesilmesiyle daha da zor duruma düşebilir.
Küresel ölçekte ise, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, uluslararası toplumda tartışmalara yol açıyor. Bir yandan yaptırımların İran'ı nükleer anlaşmaya dönmeye zorlamak için gerekli olduğunu savunanlar var; diğer yandan bu yaptırımların sıradan halkı, özellikle hastaları ve çocukları hedef aldığını belirten eleştiriler yükseliyor. İnsan hakları örgütleri, ilaç ve tıbbi malzeme temininin engellenmesinin uluslararası hukuka aykırı olabileceğini ifade ediyor. Birleşmiş Milletler uzmanları da defalarca İran'daki yaptırımların insani etkilerine dikkat çekti.
İran'ın ilaç ithalatında yaşadığı zorluklar, ülkenin ekonomik olarak daha da izole olmasına neden oluyor. Yaptırımlar, İran'ın küresel finans sistemine erişimini kısıtlarken, ilaç şirketlerinin İran ile ticaret yapma isteğini de azaltıyor. Bu durum, İran'ın alternatif tedarik kanalları arayışını hızlandırıyor; Rusya ve Çin ile yapılan anlaşmalar bu çerçevede değerlendirilebilir. Ancak bu ülkelerle yapılan ticaret de çeşitli zorluklar barındırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'da yaşanan ilaç krizi, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip. Komşu ülkedeki istikrarsızlık, sınır ticaretini ve insani yardım koridorlarını gündeme getirebilir. Türkiye, İran'a ilaç ve tıbbi malzeme ihracatı konusunda önemli bir konumda; ancak ABD yaptırımlarına yakalanma riski, Türk firmalarının bu pazarda temkinli hareket etmesine yol açıyor. Öte yandan İran'dan Türkiye'ye olası bir göç dalgası veya sağlık turizmi hareketliliği, sınır güvenliği ve sağlık sistemimiz üzerinde baskı oluşturabilir. Türkiye, hem insani sorumluluk hem de bölgesel istikrar açısından denge politikası izlemeli.