ABD Senatosu'nda Rhode Island Demokrat Senatörü Sheldon Whitehouse, 14 yılı aşkın süredir iklim değişikliği konusunda meslektaşlarını uyarıyor. İlk olarak Demokratların Senato ve başkanlığı kontrol ettiği dönemde, Senato kürsüsünden meslektaşlarını "iklim felaketine uyurgezer gibi yürüdükleri" konusunda uyarmıştı. O günden bu yana 300'den fazla "Uyanma Zamanı" konuşması yapan Whitehouse, ABD'nin iklim politikalarındaki geri çekilmesinin arkasında yolsuzluk olduğunu iddia ediyor. Beyaz Saray'a yakın kaynaklar, bu eleştirileri yanıtlarken, iklim politikalarının ekonomik gerçekler ve enerji güvenliği temelinde şekillendiğini savunuyor.
Whitehouse'un Mücadelesi ve Yolsuzluk İddiaları
Sheldon Whitehouse, 2007 yılından bu yana Senato'da görev yapıyor ve iklim değişikliği konusunu sürekli gündemde tutan ender siyasetçilerden biri. 2012'den itibaren neredeyse her hafta Senato'da "Time to Wake Up" (Uyanma Zamanı) başlıklı konuşmalar yaparak, iklim biliminin ciddiyetine dikkat çekti. Whitehouse, bu konuşmalarında sadece çevresel tehlikelere değil, aynı zamanda fosil yakıt endüstrisinin siyaset üzerindeki etkisine ve bu etkinin yarattığı yolsuzluğa da vurgu yapıyor.
Whitehouse'a göre, ABD'nin iklim politikalarındaki geri çekilmenin arkasında, petrol, kömür ve doğalgaz şirketlerinin lobi faaliyetleri ve siyasi bağışları yatıyor. Senatör, bu durumu "yolsuzluk" olarak nitelendiriyor ve özellikle Cumhuriyetçi Parti içindeki iklim şüpheciliğinin bu finansal etkiden kaynaklandığını öne sürüyor. Whitehouse, konuşmalarında sık sık fosil yakıt endüstrisinin düşünce kuruluşları ve siyasi kampanyalara yaptığı bağışları eleştiriyor.
Beyaz Saray cephesinden yapılan açıklamalarda ise, iklim politikalarının "ekonomik gerçekler" ve "enerji bağımsızlığı" hedefleri doğrultusunda şekillendirildiği belirtiliyor. Ancak Whitehouse ve diğer Demokratlar, bu argümanların fosil yakıt endüstrisinin çıkarlarını maskelemek için kullanıldığını savunuyor.
ABD'nin İklim Politikalarında Geri Çekilme ve Küresel Etkiler
ABD, son yıllarda iklim politikalarında önemli geri adımlar attı. Paris İklim Anlaşması'ndan çekilme ve iç iklim düzenlemelerinin gevşetilmesi, uluslararası alanda endişe yaratıyor. Biden yönetimi, göreve geldiğinde Paris Anlaşması'na geri dönüş yapmış ve bazı çevresel düzenlemeleri yeniden yürürlüğe koymuş olsa da, Kongre'deki siyasi tıkanıklık nedeniyle kapsamlı iklim yasaları geçirilemiyor.
Whitehouse'un 14 yıllık mücadelesi, ABD iç siyasetinde iklim değişikliğinin ne kadar kutuplaşmış bir konu olduğunu gözler önüne seriyor. Senatör, konuşmalarında sadece Cumhuriyetçileri değil, aynı zamanda kendi partisinden yeterli desteği göremeyen Demokratları da eleştiriyor. Whitehouse'a göre, iklim kriziyle mücadelede en büyük engel, siyasi irade eksikliği ve fosil yakıt lobisinin etkisi.
Küresel ölçekte ise, ABD'nin iklim liderliğindeki zayıflama, diğer ülkelerin iklim taahhütlerini de olumsuz etkiliyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, ABD'nin geri çekilmesini gerekçe göstererek kendi iklim hedeflerini sorguluyor. Avrupa Birliği ve Çin gibi aktörler, ABD'nin boşluğunu doldurmaya çalışsa da, küresel iklim diplomasisi bundan olumsuz etkileniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğinden en çok etkilenen Akdeniz kuşağında yer alıyor. ABD'nin iklim politikalarındaki dalgalanmalar, Türkiye'nin yeşil enerji dönüşümü ve karbon nötr hedefleri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. ABD'nin iklim finansmanındaki rolü, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin yeşil teknolojiye erişimini etkileyebilir. Ayrıca, ABD'deki siyasi tartışmalar, küresel iklim müzakerelerinde (COP toplantıları) Türkiye'nin pozisyonunu ve ittifaklarını şekillendirebilir. Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında 2053 net sıfır hedefini açıklamış durumda; ABD'nin tutumu, bu hedefe ulaşmada uluslararası işbirliği ve finansman açısından belirleyici olabilir.