ABD'de hisse senetleri, hanehalkı ve kar amacı gütmeyen kuruluşların toplam varlıkları içinde tarihin en yüksek payına ulaştı. Federal Reserve ve FactSet verilerine göre, 2025'in ilk çeyreğinde doğrudan ve dolaylı olarak (yatırım fonları ve borsa yatırım fonları aracılığıyla) tutulan hisse senetlerinin toplam varlıklar içindeki oranı yüzde 38,5'e yükseldi. Bu oran, 2021'in son çeyreğinde görülen yüzde 37,6'lık önceki rekoru geride bıraktı. Veriler, Amerikan hanelerinin finansal varlıklarının giderek daha büyük bir kısmını hisse senedi piyasalarına yönlendirdiğini ortaya koyuyor.
Gelişmenin arka planı
Hisse senetlerinin payındaki bu artış, büyük ölçüde ABD borsalarındaki güçlü performanstan kaynaklanıyor. S&P 500 endeksi 2025'in ilk çeyreğinde yüzde 10'un üzerinde değer kazanarak hanelerin portföy değerlerini yukarı çekti. Aynı dönemde teknoloji hisselerindeki yükseliş, özellikle yapay zeka ve bulut bilişim alanındaki şirketlerin öncülüğünde gerçekleşti. Ayrıca, 2020'den bu yana süregelen düşük faiz ortamı ve pandemi sonrası tasarrufların borsaya yönelmesi de bu eğilimi destekledi. Federal Reserve'ün veri seti, hisse senetlerinin yanı sıra tahviller, mevduatlar ve emlak gibi diğer varlık sınıflarının paylarını da izliyor. Hisse senetlerinin artan payı, emlak ve mevduatların payının ise gerilediğini gösteriyor.
2022'deki sert düşüşün ardından toparlanan borsalar, yatırımcıların risk iştahını yeniden artırdı. Özellikle emeklilik fonları ve bireysel yatırımcılar, uzun vadeli getiri beklentileriyle hisse senedi ağırlıklarını yükseltti. Ancak bu durum, portföy çeşitlendirmesi açısından riskleri de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, hisse senedi yoğunlaşmasının piyasa dalgalanmalarına karşı kırılganlığı artırabileceği uyarısında bulunuyor. Nitekim 2022'de S&P 500 yüzde 19 düştüğünde, hisse senedi ağırlığı yüksek haneler ciddi kayıplar yaşamıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'deki bu gelişme, küresel finans piyasaları için de önemli sinyaller taşıyor. Amerikan hanelerinin hisse senedi piyasalarına bu denli bağımlı hale gelmesi, ABD borsalarında bir düzeltme yaşanması durumunda tüketim harcamaları ve ekonomik büyüme üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Ayrıca, ABD'nin dünyanın en büyük sermaye piyasası olması nedeniyle, buradaki bir dalgalanma diğer ülke borsalarını da etkileyebilir. Özellikle gelişmekte olan piyasalar, ABD faiz oranları ve risk iştahındaki değişimlere karşı hassas konumda.
Avrupa ve Asya'da ise hanelerin hisse senedi sahipliği oranları ABD'nin gerisinde kalıyor. Örneğin Almanya'da bu oran yüzde 20'nin altında seyrediyor. Bu fark, finansal sistemlerin yapısından ve bireysel yatırım alışkanlıklarındaki kültürel farklılıklardan kaynaklanıyor. Ancak küresel ölçekte borsaların performansı arttıkça, dünya genelinde hisse senedi sahipliğinin de artması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de hanehalkı finansal varlıklarının büyük kısmı döviz, altın ve mevduatta tutuluyor; hisse senedi payı ABD'nin oldukça gerisinde. Ancak Borsa İstanbul'un son yıllardaki yükselişi ve enflasyonla mücadele kapsamında yatırımcıların alternatif arayışı, hisse senedi sahipliğini artırabilir. ABD verileri, hisse senedi yoğunlaşmasının getirdiği risklere işaret ediyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde piyasa dalgalanmalarının daha sert olması, bireysel yatırımcıların dikkatli olmasını gerektiriyor. Ayrıca, ABD borsalarındaki bir düzeltme, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını olumsuz etkileyerek Türkiye'nin finansal istikrarını da dolaylı yoldan etkileyebilir.