ABD Hazine tahvillerinde özellikle kısa vadeli tahviller, Federal Rezerv'in (Fed) yakından takip ettiği enflasyon göstergesinde beklenenden düşük bir okumanın ardından yükselişe geçti. Bu gelişme, yatırımcıların önümüzdeki aylarda faiz artışı beklentilerini bir miktar azalttı. Piyasalar, Fed'in faiz artırım döngüsünde sona yaklaşıldığına dair sinyalleri değerlendirirken, enflasyon verisindeki yavaşlama bu görüşü destekledi.
Enflasyon Verisi ve Piyasa Tepkisi
Fed'in tercih ettiği enflasyon ölçütü olan çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) endeksi, Nisan ayında yıllık bazda %4,7 artış göstererek beklentilerin altında kaldı. Mart ayındaki %4,6'lık artıştan bir miktar yukarı yönlü revizyona rağmen, bu veri Fed'in agresif faiz artışlarının etkisini göstermeye başladığı şeklinde yorumlandı. Kısa vadeli Hazine tahvilleri, özellikle 2 yıllık tahvil getirisi, verinin ardından 10 baz puanın üzerinde düşerek %4,40 seviyesine geriledi. Bu düşüş, yatırımcıların Fed'in Haziran toplantısında faiz artırma olasılığını %20'nin altına çekmesiyle birlikte geldi.
Uzun vadeli tahvillerde ise 10 yıllık getiri %3,80 civarında yatay seyrederken, getiri eğrisi daha da tersine döndü. Bu durum, kısa vadeli getirilerin uzun vadeli getirilerin üzerinde olması anlamına geliyor ve genellikle resesyon beklentileriyle ilişkilendiriliyor. Analistler, enflasyon verisinin Fed'e faizleri sabit tutma konusunda alan tanıdığını ancak henüz zafer ilan edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Fed'in Gelecek Adımlarına İlişkin Beklentiler
Fed yetkilileri, enflasyonun hedef seviye olan %2'ye dönmesi için daha fazla veri görmek istediklerini belirtiyor. Fed Başkanı Jerome Powell, son konuşmalarında faiz artışlarına ara verme konusunda esnek olduklarını ancak enflasyonun kalıcı olması durumunda daha fazla sıkılaştırmaya hazır olduklarını söylemişti. Piyasalar, Haziran toplantısında faizlerin sabit tutulacağına %80'in üzerinde fiyatlama yaparken, Temmuz toplantısı için olasılıklar daha dengeli. Çekirdek PCE verisinin ardından swap piyasaları, yıl sonuna kadar faiz indirimi beklentilerini de %50 civarında fiyatlamaya başladı.
Bu gelişmeler, küresel piyasalarda risk iştahını artırırken, dolar endeksi (DXY) bir miktar geriledi. Gelişmekte olan ülke para birimleri dahil olmak üzere birçok varlık sınıfı, ABD faiz artışlarının sonuna yaklaşıldığına dair iyimserlikten olumlu etkilendi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD faiz artış beklentilerindeki yavaşlama, gelişmekte olan ülkeler için olumlu bir küresel ortam yaratabilir. Türkiye gibi yüksek enflasyon ve cari açık sorunlarıyla mücadele eden ülkelerde, ABD faizlerinin yatay seyretmesi sermaye çıkışlarını yavaşlatabilir ve TL üzerindeki baskıyı azaltabilir. Ancak, Fed'in faiz indirimine gitmesi henüz olası görünmediğinden, Türkiye'nin kendi para politikası duruşu belirleyici olmaya devam edecek. Ayrıca, seçim sonrası ekonomi yönetimine ilişkin belirsizlikler ve Türkiye'nin risk primi, küresel iyimserliğin yansımasını sınırlayabilir.