Pazar günü, Lahey'deki bir Tahkim Mahkemesi'nin ABD'nin müttefiki Filipinler'e Çin ile olan deniz anlaşmazlığında neredeyse tam bir zafer kazandırmasının üzerinden on yıl geçti. Ancak bu karara rağmen, anlaşmazlık son yıllarda daha da tırmandı ve denizde yaşanan gerginlikler, çarpışmalar ve diğer tehlikeli karşılaşmalarla kendini gösterdi. ABD yönetimi, bölgedeki etkisini artırmak ve Çin'in yayılmacı politikalarına karşı bir denge unsuru oluşturmak için Güneydoğu Asya ülkelerinin desteğini almaya çalışıyor, ancak bu çabalar henüz istenen sonucu vermedi.
Tahkim kararı ve bölgesel tepkiler
2016 yılında açıklanan tahkim kararı, Filipinler'in Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki dokuz çizgili çizgi iddiasını geçersiz kılması ve Manila'ya Scarborough Shoal ile Second Thomas Shoal gibi stratejik noktalarda egemenlik tanıması açısından tarihi bir dönüm noktasıydı. Ancak Çin, kararı tanımadığını açıkça belirtti ve bölgedeki askeri varlığını artırarak, yapay adalar inşa etme faaliyetlerini hızlandırdı. ASEAN üyesi ülkeler arasında Kamboçya ve Laos gibi Çin'e yakın devletler, kararı desteklemediklerini açıklarken, Vietnam ve Malezya gibi ülkeler ise kararı memnuniyetle karşılasa da doğrudan bir tavır almaktan kaçındı. Bu durum, ABD'nin bölgede oluşturmak istediği ittifakın ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor.
ABD'nin bölge ülkelerini ikna etme çabaları, özellikle savunma anlaşmaları ve ortak askeri tatbikatlar yoluyla yoğunlaşsa da, birçok Güneydoğu Asya ülkesi Çin ile olan ticari bağlarını korumak istiyor. Çin, bölgenin en büyük ticaret ortağı konumunda ve Pekin'in Altyapı ve Kuşak Yolu Girişimi (BRI) gibi projeler, ekonomik bağımlılığı artırıyor. Bu nedenle, ABD'nin askeri güvenlik garantileri, ekonomik kayıpların yanında ikinci planda kalıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin üçte birinden fazlasının geçtiği hayati bir deniz yolu. Aynı zamanda zengin balık stokları ve potansiyel petrol ile doğalgaz rezervlerine ev sahipliği yapıyor. Çin'in bu bölgede iddia ettiği egemenlik, yalnızca Filipinler'le değil, aynı zamanda Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan ile de anlaşmazlıklara yol açıyor. ABD, bölgede seyrüsefer serbestisini sağlamak ve uluslararası hukuka saygıyı tesis etmek için sık sık askeri gemilerini bölgeye gönderiyor, ancak bu hamleler Çin tarafından provokasyon olarak nitelendiriliyor.
Son yıllarda yaşanan olaylar arasında Filipinler sahil güvenlik gemileri ile Çin donanması arasındaki Scarborough Shoal çatışmaları, Second Thomas Shoal'da askeri malzeme taşıyan Filipin gemilerine Çin tarafından el konulması ve sık sık yaşanan düdük çalma olayları yer alıyor. ABD, Filipinler'e askeri yardımını artırmış olsa da, bölgede kalıcı bir güç dengesi kurulamadı. Çin, yapay adalarına konuşlandırdığı füze savunma sistemleri ve radar istasyonları ile bölgedeki askeri varlığını pekiştirirken, ABD'nin müttefikleri arasında tam bir mutabakat bulunmuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi'ndeki bu gerginlik, Türkiye'nin de dikkatle izlediği bir bölgesel krizdir. Türkiye, Asya-Pasifik'teki ticari ve diplomatik ilişkilerini çeşitlendirme çabası içinde. Çin'in BRI projesine aktif katılım gösteren Türkiye, aynı zamanda ABD ile NATO müttefiki olarak savunma işbirliğini sürdürüyor. Bu nedenle, ABD-Çin rekabeti, Türkiye'nin denge politikasını zorlayabilir. Türkiye, bu krizde tarafsız kalmayı tercih etse de, Çin'in bölgedeki artan etkisi, Ankara'nın Orta Asya ve Kafkaslar'daki çıkarlarıyla doğrudan bağlantılı. Ayrıca, uluslararası hukukun üstünlüğü ve deniz güvenliği konusunda Türkiye'nin Karadeniz ve Doğu Akdeniz'de benzer sorunlarla karşılaştığı düşünüldüğünde, bu davanın emsal teşkil edebileceği değerlendiriliyor.