ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in, Çarşamba günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya gelerek Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarının olası satışını masaya yatırması bekleniyor. Konuya yakın bir kaynak, Reuters'a yaptığı açıklamada, görüşmenin gündem maddelerinden birinin Türkiye'ye F-35 tedariki olduğunu doğruladı. Bu satışın, İsrailli yetkililer arasında rahatsızlık yaratmasına kesin gözüyle bakılıyor. Zira İsrail, bölgedeki hava üstünlüğünü koruma konusunda hassasiyet gösterirken, Türkiye'nin bu kabiliyete sahip olması dengeleri değiştirebilir.
Gelişmenin arka planı: Uzun süredir bekleyen bir dosya
Türkiye, F-35 programının ortağı konumundaydı ve 100'den fazla jet satın almayı planlıyordu. Ancak Ankara'nın Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alması, 2019'da ABD tarafından programdan çıkarılmasına yol açtı. O tarihten bu yana Türkiye, hem ödediği parayı geri almak hem de F-35'lere erişim sağlamak için diplomatik çabalarını sürdürüyor. ABD yönetiminde son dönemde yaşanan değişiklikler ve Biden yönetiminin Türkiye ile ilişkileri onarma sinyalleri, bu satışı yeniden gündeme getirdi.
Pentagon'dan üst düzey bir yetkili, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, Türkiye'nin F-35 programına dönüşü için "herhangi bir takvim olmadığını" ancak "konunun aktif olarak değerlendirildiğini" belirtmişti. Hegseth-Netanyahu görüşmesi, bu değerlendirmenin somut bir adıma dönüşüp dönüşmeyeceği konusunda kritik bir eşik olarak görülüyor.
İsrail cephesinde ise endişeler büyük. İsrail, F-35'leri bölgedeki en önemli caydırıcılık unsurlarından biri olarak görüyor ve Türkiye gibi bir NATO müttefikinin bu silaha sahip olmasının, özellikle Doğu Akdeniz'deki güç dengesini etkileyeceğini düşünüyor. Tel Aviv yönetimi, daha önce de benzer silah satışlarına itiraz etmişti.
Bölgesel ve küresel boyut: NATO içi dengeler ve Doğu Akdeniz
F-35 satışı, sadece ikili bir silah ticareti meselesi değil; aynı zamanda NATO'nun güney kanadındaki dengeleri ve Doğu Akdeniz'deki enerji rekabetini de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, son yıllarda Libya, Suriye ve Karabağ'da askeri varlığını artırırken, yerli savunma sanayii hamleleriyle de dikkat çekiyor. F-35'lerin Türk envanterine katılması, Ankara'nın hava operasyon kabiliyetini önemli ölçüde artıracak ve bölgesel bir güç olarak elini güçlendirecek.
Öte yandan, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi gibi ülkeler, bu satışa şiddetle karşı çıkıyor. Atina, Türkiye'nin F-35'lere sahip olmasının Ege'deki hava sahası ihlallerini artırabileceğini savunuyor. ABD Kongresi'nde de satışa yönelik bazı çekinceler bulunuyor; özellikle Türkiye'nin insan hakları karnesi ve Rusya ile ilişkileri gerekçe gösteriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin savunma alanındaki bağımsızlık hedefi ve NATO içindeki konumu açısından kritik önem taşıyor. F-35'lerin tedariki, sadece hava kuvvetlerinin modernizasyonu değil, aynı zamanda ABD ile yaşanan S-400 krizinin aşılması anlamına da gelebilir. Ankara, bu satışın gerçekleşmesi halinde, Rusya'ya olan bağımlılığını azaltırken, Batı ile ilişkilerinde de yeni bir sayfa açabilir. Ancak İsrail'in itirazları ve ABD Kongresi'ndeki muhalefet, sürecin önündeki en büyük engeller olarak duruyor. Türkiye'nin, S-400'lerin kullanımına ilişkin verdiği garantiler ve NATO ile uyumlu bir savunma politikası izlemesi, satışın onaylanmasında belirleyici olacaktır.