Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, hem Kıbrıs hem de Filistin sorunlarının çözümü için iki devletli modeli savundu. Erdoğan, özellikle Doğu Akdeniz'deki gerilimler ve İsrail-Filistin çatışması bağlamında, uluslararası toplumun bu yönde adım atması gerektiğini vurguladı. Zirve, NATO'nun 75. kuruluş yıldönümünde Washington'da düzenlenirken, liderler Ukrayna savaşı ve savunma harcamaları gibi konuları ele aldı.
Kıbrıs ve Filistin'de İki Devletli Çözüm Vurgusu
Erdoğan, konuşmasında Kıbrıs sorununa adada var olan iki ayrı halk ve iki ayrı devlet gerçeğine dayalı kalıcı bir çözüm bulunması gerektiğini belirtti. Kıbrıs'ta 1974'ten bu yana süren müzakerelerde Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) egemen eşitliğinin tanınmasını şart koşuyor. Filistin konusunda ise 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devleti kurulması çağrısını yineledi. Erdoğan, İsrail'in Gazze'deki saldırılarının durdurulması ve uluslararası hukukun ihlal edilmemesi için NATO ülkelerine sorumluluk düştüğünü ifade etti.
Zirvede ayrıca Ukrayna'ya destek mesajları verilirken, Erdoğan Karadeniz Tahıl Koridoru anlaşmasının yeniden canlandırılması için çabaların sürdüğünü aktardı. Rusya-Ukrayna savaşının küresel gıda güvenliğine etkileri de liderlerin gündemindeydi.
NATO İçinde Farklı Sesler
Erdoğan'ın iki devletli çözüm çağrısı, NATO zirvesinde bazı üyeler tarafından eleştirilirken, bazı ülkeler ise konunun daha fazla müzakere edilmesi gerektiğini belirtti. Özellikle Yunanistan, Kıbrıs'ta iki devletli çözüme karşı çıkarken, ABD ve AB ülkeleri BM parametreleri çerçevesinde federal bir çözümü destekliyor. Filistin konusunda ise İsrail ve bazı Batılı ülkeler, Erdoğan'ın çağrısına mesafeli yaklaştı. Analistler, Türkiye'nin NATO içinde Doğu Akdeniz ve Orta Doğu politikalarında daha aktif bir rol üstlenme stratejisinin bu çağrılarla pekiştirildiğini yorumluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Erdoğan'ın NATO zirvesinde iki devletli çözüm vurgusu, Türk dış politikasının son dönemdeki pragmatik ve çok yönlü yaklaşımının bir yansımasıdır. Kıbrıs'ta KKTC'nin tanınması ve Filistin'de bağımsız devlet talebi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve deniz yetki alanları mücadelesinde elini güçlendirirken, Batı ile ilişkilerinde de pazarlık kozu oluşturuyor. Ancak bu söylem, özellikle Yunanistan ve AB ile gerginlikleri derinleştirme riski taşıyor. Türkiye, NATO ittifakı içinde bu konuları gündeme getirerek, uluslararası kamuoyunda alternatif bir çözüm modeli olarak iki devletli yapıyı meşrulaştırmayı hedefliyor. Ekonomik ve askeri açıdan ise bu tutum, Türkiye'nin Orta Doğu'da artan nüfuzunu pekiştirirken, Ukrayna savaşı gibi konulardaki arabuluculuk rolüyle birleşince Ankara'yı küresel bir aktör olarak öne çıkarıyor.