ABD'de enflasyonun beklenenden fazla yavaşlaması, faiz artırımı endişelerini hafifleterek Asya borsalarında güçlü bir toparlanmaya yol açtı. Güney Kore'nin öncülüğünde yükselen Asya hisse senetleri, son haftalarda teknoloji şirketlerinin aşırı değerlenme ve yapay zekaya yapılan dev yatırımların getirdiği satış dalgasının ardından nefes aldı. Seul Kospi endeksi yüzde 1,8 artışla günü tamamlarken, Tokyo Nikkei 225 yüzde 1,2, Hong Kong Hang Seng ise yüzde 0,9 değer kazandı. Çin'in Şanghay Bileşik Endeksi de yüzde 0,6 yükseldi. Piyasalar şimdi Fed'in para politikasını gevşetmeye başlayacağına dair sinyaller arıyor.
Enflasyon verisi piyasalara can suyu oldu
ABD Çalışma Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Haziran ayında aylık bazda yüzde 0,1 azalarak yıllık enflasyonu yüzde 3,1'e çekti. Bu oran, piyasa beklentisi olan yüzde 3,3'ün altında gerçekleşti. Çekirdek enflasyon da yüzde 3,5'ten yüzde 3,2'ye geriledi. Verinin ardından ABD tahvil faizleri düşerken dolar endeksi değer kaybetti. Yatırımcılar, bu gelişmenin Fed'in faiz indirimlerine bu yıl içinde başlamasına kapı aralayabileceğini düşünüyor. Ancak Fed Başkanı Jerome Powell, faiz kararlarının veriye bağlı olacağını ve henüz zafer ilan edilmediğini yineledi.
Asya genelinde en çok kazandıran sektörler arasında yarı iletkenler ve teknoloji donanımı öne çıktı. Güney Koreli çip devi Samsung Electronics yüzde 2,4, TSMC yüzde 1,8 değer kazandı. Analistler, yapay zeka yatırımlarının uzun vadeli görünümünün bozulmadığını ancak kısa vadede aşırı değerlenme endişelerinin fiyatlandığını belirtiyor. Özellikle Nvidia başta olmak üzere ABD'li yapay zeka hisselerindeki düzeltme, Asyalı yonga üreticilerine de yansımıştı. Haziran ayında yaşanan satış dalgası, yapay zeka balonu endişelerini tetiklemişti.
Beklentiler ve riskler
Asya borsalarındaki yükselişin sürdürülebilir olup olmadığı, Fed'in izleyeceği yol haritasına bağlı. Eğer enflasyon verileri düşüş trendini teyit ederse, faiz indirimi beklentileri güçlenecek ve gelişmekte olan piyasalara sermaye akışı hızlanacak. Ancak jeopolitik gerilimler, özellikle Çin-Tayvan gerginliği ve Rusya-Ukrayna savaşı, risk iştahını baskılayan faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca Çin ekonomisindeki yavaşlama, Asya'nın en büyük ekonomisinde talebin zayıf seyretmesi, bölge genelinde büyüme endişelerine neden oluyor. Japonya'da ise BOJ'un faiz artırım sinyalleri, yen üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor.
Küresel ölçekte bakıldığında, düşen enflasyonun gelişmiş ülke merkez bankalarına faiz indirimi konusunda esneklik tanıması, gelişmekte olan piyasalar için olumlu bir ortam yaratıyor. Ancak bu durumun kalıcı olması, hizmet enflasyonu ve ücret artışlarının kontrol altına alınmasına bağlı. Yatırımcılar, önümüzdeki hafta açıklanacak olan ABD perakende satışları ve sanayi üretimi verilerini izleyecek. Ayrıca Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası'nın faiz kararları da küresel piyasa yönünde belirleyici olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD enflasyonunun yavaşlaması ve faiz indirimi beklentileri, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar için dolaylı olarak olumlu bir ortam yaratabilir. Düşen ABD faizleri, TL'ye olan ilgiyi artırabilir ve sermaye girişini hızlandırabilir. Ancak Türkiye'nin kendi yüksek enflasyon sorunu, TCMB'nin sıkı para politikasını sürdürmesini gerektiriyor. Küresel risk iştahındaki artış, Türk tahvil ve borsasına kısa vadeli rahatlama sağlasa da yapısal kırılganlıklar devam ediyor. Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki talep artışı, büyüme görünümünü destekleyebilir.