ABD'de enflasyon, Temmuz ayında yapışkan seyrini sürdürdü. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), aylık bazda yüzde 0,2 artışla piyasa beklentilerinin hafif üzerinde gerçekleşti. Yıllık enflasyon ise yüzde 3,2 olarak kaydedildi. Bu veri, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından enerji fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesiyle birlikte geldi. Uzmanlar, jeopolitik risklerin emtia fiyatları üzerindeki baskısının devam ettiğini ve bunun da merkez bankasının faiz indirim kararlarını zorlaştırdığını belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Çalışma Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, Temmuz ayında enerji fiyatları aylık bazda yüzde 0,5 artarken, yıllık bazda yüzde 2,1'e ulaştı. Özellikle benzin fiyatlarındaki artış, tüketicilerin cebini doğrudan etkiledi. Gıda fiyatları ise aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 2,4 artış gösterdi. Çekirdek enflasyon (enerji ve gıda hariç) aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 3,3 olarak gerçekleşti. Bu rakamlar, enflasyonun hedef olan yüzde 2 seviyesinin hâlâ oldukça üzerinde olduğunu gösteriyor.
Saldırıların ardından petrol fiyatları varil başına 90 doların üzerine çıkmıştı. Bu durum, enerji maliyetlerinin genel fiyat seviyesi üzerindeki etkisini artırdı. Ayrıca, tedarik zincirlerindeki aksaklıklar ve küresel ticaretteki korumacı politikalar da fiyat baskılarını besleyen diğer faktörler arasında gösteriliyor. UBS Küresel Varlık Yönetimi Başekonomisti Paul Donovan, "Enflasyondaki bu yapışkanlık, sadece ABD'ye özgü değil; küresel bir olgu. Özellikle enerji fiyatlarındaki dalgalanma, merkez bankalarının işini zorlaştırıyor" dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'deki enflasyon verisi, küresel piyasalarda da yankı buldu. Verinin açıklanmasının ardından ABD 10 yıllık tahvil getirileri yükselişe geçerken, ABD doları diğer para birimleri karşısında değer kazandı. Altın fiyatları ise ons başına 2.050 dolar seviyesinde işlem gördü. Yatırımcılar, Fed'in eylül ayında faiz indirimine gitme olasılığının giderek azaldığını fiyatlamaya başladı. CME FedWatch aracına göre, faiz indirimi olasılığı yüzde 30'a geriledi.
Küresel ekonomik büyüme açısından, yüksek faiz oranlarının uzun süre devam etmesi, gelişmekte olan ülkeler için de risk oluşturuyor. Özellikle dolar cinsinden borçlanan ülkeler, daha yüksek borç servisi maliyetleriyle karşı karşıya kalabilir. Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel enflasyonun 2025 yılının ortalarına kadar hedef seviyelerin üzerinde seyretmesini bekliyor. IMF Başekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas, "Jeopolitik şoklar, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor" açıklamasında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de enflasyonun yapışkan seyri ve olası faiz indirimlerinin ertelenmesi, Türkiye ekonomisi için karmaşık bir tablo çiziyor. Öncelikle, küresel piyasalarda artan oynaklık, gelişmekte olan ülkelerin risk primlerini yükseltebilir ve sermaye akımlarını olumsuz etkileyebilir. Türk lirası üzerindeki baskı artabilir; bu da ithal girdi maliyetlerini yükselterek Türkiye'nin kendi enflasyon mücadelesini zorlaştırabilir. Öte yandan, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faizleri daha uzun süre yüksek tutması, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz indirimi alanını daraltabilir. Ancak jeopolitik risklerin devam etmesi, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını artırabilir; bu da cari açık ve enflasyon üzerinde ek bir yük oluşturabilir. Türkiye'nin bölgesel istikrarı sağlama çabaları, enerji fiyatlarını kontrol altına alma açısından stratejik önem taşıyor.