ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun önümüzdeki hafta Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Kuveyt'i kapsayan bir Körfez turuna çıkacağı bildirildi. Bu, ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü ortak askeri operasyonların ardından bölgeye yapılan en üst düzey Amerikan diplomatik ziyareti olacak. Rubio'nun ziyareti, Washington'ın Körfez'deki müttefikleriyle güvenlik işbirliğini derinleştirme ve bölgesel istikrarı sağlama çabasının bir parçası olarak görülüyor. Ziyaretin, İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzuna karşı ortak bir cephe oluşturulması amacını taşıdığı belirtiliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Rubio'nun Körfez ziyareti, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından henüz resmen doğrulanmamış olsa da, diplomatik kaynaklara dayandırılan haberler, ziyaretin 10-15 Mart tarihleri arasında gerçekleşeceğini öne sürüyor. Ziyaret programında Rubio'nun üç ülkenin yanı sıra Suudi Arabistan'ı da ziyaret etmesi bekleniyordu ancak Suudi Arabistan'ın programda yer almadığı belirtiliyor. Bakanlık, ziyaretin gündemini henüz açıklamadı ancak konuya yakın kaynaklar, İran'ın bölgedeki artan faaliyetleri ve Yemen'deki Husilere yönelik askeri operasyonların ele alınacağını ifade ediyor.
ABD-İsrail'in İran'a yönelik ortak operasyonları, geçen ay İran'ın nükleer tesislerine yönelik siber saldırılar ve Devrim Muhafızları'na ait hedeflerin vurulmasıyla tırmanmıştı. Bu operasyonlar, Tahran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini %90'a çıkarması ve uluslararası anlaşmalara uymamasına tepki olarak gerçekleştirildi. Körfez ülkeleri, bu gelişmelerden endişe duyarken, ABD ile askeri ilişkilerini de dengede tutmaya çalışıyor. Bahreyn ve BAE, ABD Donanması'nın ana üslerine ev sahipliği yaparken, Kuveyt de stratejik öneme sahip bir müttefik.
Rubio'nun ziyareti, İran'ın bölgesel müttefiki Hizbullah'ın Lübnan'daki faaliyetleri ve Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları bağlamında da önem kazanıyor. ABD, Husilere karşı askeri operasyonlarını sürdürürken Körfez ülkelerinin lojistik desteğini almayı umuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rubio'nun Körfez turu, ABD'nin Orta Doğu'da Çin ve Rusya'nın artan etkisine karşı nüfuzunu koruma çabasının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Çin, Suudi Arabistan ile stratejik ortaklık kurarken, Rusya da İran ile askeri işbirliğini derinleştiriyor. Bu bağlamda, Rubio'nun ziyareti, geleneksel müttefiklerin ABD liderliğindeki ittifaka bağlılığını tazelemeyi amaçlıyor.
Ziyaretin bir diğer boyutu ise enerji güvenliği. Körfez ülkeleri, küresel petrol arzının önemli bir kısmını kontrol ediyor ve İran'la olası bir çatışma, enerji fiyatlarını sert şekilde etkileyebilir. ABD, İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırırken Körfez ülkelerinin petrol üretimini artırmasını bekliyor. Ancak OPEC+ kararları bu beklentiyi karşılamakta zorlanıyor.
Bölgesel güvenlik açısından bakıldığında, İran'ın nükleer programa yönelik uluslararası endişeler, Körfez ülkelerinin savunma harcamalarını artırmasına yol açıyor. Bahreyn ve BAE, ABD'nin Füze Savunma Sistemi anlaşmaları kapsamında Patriot bataryaları satın alırken, Kuveyt de benzer bir anlaşma için görüşmeler yürütüyor. Rubio'nun ziyareti, bu savunma işbirliklerinin hızlandırılması için de bir fırsat sunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rubio'nun Körfez ziyareti, Türk dış politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. ABD'nin Körfez ülkeleriyle askeri ilişkilerini güçlendirmesi, Türkiye'nin bölgedeki manevra alanını daraltabilir. Özellikle Katar'ın bu ziyarette yer almaması dikkat çekici; Türkiye'nin Katar'la yakın ilişkileri, Ankara'nın Körfez'de denge politikasını sürdürdüğünü gösteriyor. ABD, İran'a karşı Körfez ülkelerini birleştirirken, Türkiye'nin İran'la sürdürdüğü angajmanları da izliyor. Bu ziyaret, Türkiye'nin NATO müttefiki olarak ABD ile uyumunu sorgulatan unsurlar barındırabilir. Ayrıca, enerji güvenliği ve Kızıldeniz'deki ticaret yolları Türkiye ekonomisini doğrudan etkilediği için, Ankara bu ziyaretin sonuçlarını dikkatle analiz etmelidir.