ABD Ticaret Bakanlığı'nın Perşembe günü açıkladığı verilere göre, ülkenin dış ticaret açığı temmuz ayında 88,6 milyar dolara yükselerek son bir yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine çıktı. Haziran ayında 71,2 milyar dolar olan açık, temmuzda 17,4 milyar dolarlık bir artışla rekor kırdı. Bu artış, ABD'den mal ve hizmet çıkışının (ihracat) 17,4 milyar dolar artmasına rağmen, ithalattaki daha büyük sıçramanın sonucu olarak gerçekleşti.
Veriler, ABD ekonomisinin ticaret açığının genişlemeye devam ettiğini ve bunun da gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) olumsuz yansıyabileceğini gösteriyor. Ticaret açığı, bir ülkenin ithalatının ihracatından fazla olması durumunda ortaya çıkar ve genellikle ulusal tasarrufların yetersizliği, güçlü iç talep veya döviz kuru politikaları gibi faktörlerden kaynaklanır. ABD'de pandemi sonrası toparlanma sürecinde tüketici talebinin güçlü seyretmesi, ithalatı artırarak açığı büyütmüştür.
Ticaret Bakanlığı'nın raporuna göre, temmuz ayında ithalat tarafında özellikle otomobil, ilaç ve tüketici elektroniği kalemlerinde belirgin artış yaşandı. İhracat tarafında ise tarım ürünleri, uçak parçaları ve bazı kimyasallarda artış görüldü. Ancak bu artış, ithalattaki büyük sıçramayı dengelemeye yetmedi. Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre, mal ticareti açığı 90 milyar doları aşarken, hizmet ticareti fazlası bir miktar denge sağladı.
Ülkenin en büyük ticaret ortaklarıyla olan ilişkileri de bu tabloyu etkiliyor. Çin ile olan ticaret açığı temmuzda 31,5 milyar dolara ulaşarak en büyük ikili açık olmayı sürdürdü. Meksika ve Vietnam ile olan açıklar da sırasıyla 12,3 ve 8,9 milyar dolar olarak kaydedildi. Avrupa Birliği ile olan ticaret açığı ise 18,2 milyar dolar oldu. Bu ülkelerle olan ticaret, ABD'nin küresel tedarik zincirindeki konumunu ve tüketim alışkanlıklarını yansıtıyor.
Ekonomistler, ticaret açığındaki bu artışın kısmen geçici faktörlerden kaynaklandığını belirtiyor. Örneğin, bazı limanlardaki tıkanıklıklar ve navlun maliyetlerindeki dalgalanmalar, ithalatın zamanlamasını etkileyebiliyor. Ayrıca, doların diğer para birimleri karşısındaki güçlü seyri, ABD mallarını yurt dışında daha pahalı hale getirerek ihracatı zorlaştırıyor. Buna karşın, ABD imalat sanayisindeki toparlanma ve enerji ihracatındaki artış, açığın daha da kötüleşmesini engelliyor.
Önümüzdeki aylarda ticaret açığının seyri, Fed'in para politikası ve küresel talepteki gelişmelere bağlı olacak. Eğer ABD ekonomisi yavaşlarsa, ithalat talebi düşerek açık daralabilir. Ancak doların değer kazanmaya devam etmesi ve diğer ülkelerdeki zayıf büyüme, ihracatı sınırlayarak açığı yüksek tutabilir. Ticaret Bakanlığı, önümüzdeki haftalarda daha detaylı ülke ve ürün bazında verileri yayınlayacak.
Küresel ölçekte, ABD'nin ticaret açığındaki genişleme, diğer ülkelerin ticaret fazlalarını artırabilir. Özellikle Almanya, Çin ve Japonya gibi ihracat odaklı ekonomiler, ABD pazarına daha fazla mal satarak kendi büyümelerini destekleyebilir. Ancak bu durum, ABD'de bazı sektörlerde korumacılık eğilimlerini güçlendirebilir. Son yıllarda artan ticaret gerilimleri, bu tür dengesizliklerin siyasi yansımaları olabileceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin ticaret açığının büyümesi, Türkiye'nin ihracatı açısından fırsatlar ve riskler barındırıyor. ABD pazarında ithalat talebinin güçlü seyretmesi, Türk ürünlerine olan talebi artırabilir; özellikle tekstil, otomotiv yan sanayi ve tarım ürünlerinde. Ancak doların güçlü olması, Türk lirası karşısında ihracatçıların rekabet gücünü korusa da, küresel tedarik zincirlerindeki dalgalanmalar ve ABD'nin olası korumacı adımları Türkiye'yi olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD-Çin ticaret gerilimleri, Türkiye'nin ara mal ithalatını ve ihracatını dolaylı yoldan etkileyebilir. Türkiye, dış ticaret açığını yönetirken ABD ile olan ticaretini dengelemek için yeni anlaşmalar arayışında olabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD ticaret açığındaki artış, küresel ticaret dengelerini de etkiliyor. ABD'nin en büyük ticaret açığı verdiği ülke olan Çin, bu durumdan ekonomik kazanç sağlarken, ABD yönetimi bu açığı azaltmak için çeşitli politika araçlarını devreye alabilir. Özellikle tarifeler ve ticaret anlaşmaları yoluyla baskı unsuru oluşturulabilir. Avrupa Birliği ile olan ticaret açığı da transatlantik ilişkilerde gerginlik yaratabilir. Küresel ekonominin toparlanma sürecinde, ticaret açıklarının sürdürülebilirliği ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar, gelişmekte olan ülkeler için risk oluşturuyor.