ABD'de kıyma fiyatları, Kasım ara seçimleri öncesinde son 40 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Kırmızı et fiyatlarındaki bu artış, seçmenlerin günlük yaşamını doğrudan etkilerken, Başkan Donald Trump'ın konuya ilişkin öfkeyle dile getirdiği tepkiler ise somut bir sonuç doğurmadı. Kırk yıllık seçim verileri, gıda enflasyonunun sandık sonuçları üzerindeki belirleyici etkisini ortaya koyuyor.
Kıyma Fiyatlarının Arka Planı
ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre, dana kıymanın ortalama perakende fiyatı bu yıl rekor seviyeye çıkarak pound başına 5 doların üzerine yerleşti. Bu, enflasyon düzeltmeli olarak son kırk yılın en yüksek seviyesi anlamına geliyor. Fiyat artışının nedenleri arasında kuraklık nedeniyle azalan sığır stoku, artan yem maliyetleri, işgücü sıkıntısı ve tedarik zinciri sorunları bulunuyor.
Kırmızı et fiyatlarındaki yükseliş, sadece bir market rafı sorunu değil; aynı zamanda siyasi bir gösterge. Zira gıda fiyatları, seçmen davranışını etkileyen en somut ekonomik göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Özellikle dar gelirli hanelerin bütçesinde kırmızı etin payı düşünüldüğünde, bu artışın seçim sonuçlarına yansıması kaçınılmaz görünüyor.
Başkan Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada kıyma fiyatlarındaki artıştan duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, "Bu fiyatlar kabul edilemez" ifadelerini kullandı. Ancak Trump'ın bu tepkisi, ne bir politika değişikliğine ne de piyasalarda bir düzelmeye yol açtı. Beyaz Saray'dan konuya ilişkin somut bir adım açıklaması gelmedi. Uzmanlar, başkanın öfkesinin seçmen nezdinde bir karşılık bulmadığını, çünkü sorunun yapısal olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki gıda enflasyonu, sadece ulusal bir mesele değil; küresel emtia piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. Ukrayna savaşının tahıl ve gübre tedarikinde yarattığı kesintiler, dünya genelinde gıda fiyatlarını yukarı çekti. Ayrıca iklim değişikliğine bağlı kuraklıklar, başta ABD olmak üzere birçok ülkede hayvancılık sektörünü olumsuz etkiledi. Bu durum, sadece kırmızı eti değil, tavuk, yumurta ve süt ürünleri gibi diğer temel gıda maddelerini de pahalandırdı.
Seçim öncesi dönemde gıda fiyatlarındaki artış, iktidar partileri için geleneksel olarak olumsuz bir gösterge. ABD'de 1982'den bu yana yapılan ara seçimler incelendiğinde, gıda enflasyonunun yüksek olduğu yıllarda iktidar partisinin oy kaybettiği görülüyor. Örneğin 1994, 2010 ve 2018 ara seçimlerinde benzer bir dinamik yaşanmıştı. Dolayısıyla bu yılki seçimlerde de Cumhuriyetçilerin gıda fiyatları üzerinden yıpranması bekleniyor.
Beyaz Saray'ın konuya müdahale edememesi, aslında piyasa dinamiklerinin bir sonucu. Kısa vadede fiyatları düşürecek bir sihirli değnek bulunmuyor. Ancak uzun vadede tarım politikaları, tedarik zinciri iyileştirmeleri ve enerji maliyetlerinin düşürülmesi gibi adımlar gerekli. Seçmenler ise sandıkta bu tabloyu değerlendirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki gıda enflasyonu ve seçim dinamikleri, Türkiye'yi iki açıdan ilgilendiriyor. Birincisi, küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar, Türkiye'nin ithal ettiği tarım ürünleri ve canlı hayvan girdilerinin maliyetini artırarak iç piyasada gıda enflasyonunu körükleyebilir. İkincisi, ABD'deki ara seçim sonuçları, dış politika ve ticaret anlaşmaları üzerinden Türkiye'ye dolaylı yansıyabilir. Özellikle savunma sanayii ve enerji iş birlikleri açısından yeni kongre yapısının etkisi olabilir. Türkiye, gıda güvenliği ve enflasyonla mücadelede kendi tarım politikalarını gözden geçirmeli.