ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE), Palantir Technologies tarafından geliştirilen ELITE adlı yeni bir uygulama üzerinden göçmenleri hedef alırken, işe yeni alınan personelin geçmiş kontrolü tamamlanmadan kısıtlı bilgilere erişmesine izin verdi. The Intercept'in haberine göre, federal yetkililer uygulama için yasal olarak zorunlu olan gizlilik değerlendirmesini hiç yayımlamadı. Bu durum, hem ulusal güvenlik hem de kişisel verilerin korunması açısından ciddi endişeler doğuruyor.
Palantir'ın ELITE Uygulaması ve ICE'nin Göçmen Hedefleme Stratejisi
Palantir, veri analitiği ve gözetim teknolojileri konusunda uzmanlaşmış, savunma ve istihbarat alanında sıkça çalışan bir şirket. ICE için geliştirdiği ELITE (Enforcement and Removal Operations Law Enforcement Technology Environment) uygulaması, göçmenlerin takibi, hedeflenmesi ve sınır dışı edilmesi süreçlerinde kullanılıyor. Uygulama, çeşitli veri kaynaklarını birleştirerek kolluk kuvvetlerine geniş bir gözetim kapasitesi sunuyor. Ancak The Intercept'in ulaştığı belgelere göre, ICE bu uygulama için Gizlilik Etki Değerlendirmesi (Privacy Impact Assessment - PIA) hazırlamadı veya yayımlamadı. Federal yasalar, vatandaşların kişisel bilgilerini toplayan ve işleyen bu tür sistemler için PIA yapılmasını zorunlu kılıyor. Bu değerlendirme, sistemin gizlilik risklerini ve verilerin nasıl korunacağını kamuoyuna açıklamak için kritik öneme sahip.
Habere göre, ICE'nin ELITE uygulamasını kullanmaya başlayan yeni personel, henüz geçmiş kontrolünden geçmeden sistemdeki kısıtlı bilgilere erişebildi. Bu, hassas göçmen verilerinin, potansiyel güvenlik riski taşıyan kişilerin eline geçebileceği anlamına geliyor. Geçmiş kontrolü, kamu güvenliği pozisyonlarında çalışacak kişilerin suç kaydı, sadakat ve güvenilirlik açısından taranmasını içerir. Bu süreç tamamlanmadan sisteme erişim verilmesi, ciddi bir güvenlik açığı olarak değerlendiriliyor.
ICE yetkilileri konuyla ilgili doğrudan bir açıklama yapmadı. Palantir ise geliştirdiği teknolojinin yasalara uygun olduğunu savunuyor. Ancak göçmen hakları savunucuları ve gizlilik uzmanları, bu tür sistemlerin denetimsiz bir şekilde genişlemesinin demokratik gözetimi zayıflattığını belirtiyor.
Gizlilik İhlalleri ve Göçmen Toplulukları Üzerindeki Etkiler
ICE'nin Palantir ile işbirliği yeni değil. Şirket, yıllardır ICE'ye veri analitiği hizmeti sağlıyor ve göçmen hedefleme operasyonlarında kullanılan sistemlerin arkasında. Ancak ELITE uygulaması, daha önce görülmemiş düzeyde bir entegrasyon ve otomasyon sunuyor. Bu uygulama sayesinde ICE, göçmenler hakkında toplanan verileri (adres, iş yeri, aile üyeleri, sosyal medya hesapları) tek bir platformda birleştirerek daha hızlı ve etkili bir şekilde harekete geçebiliyor. Göçmen toplulukları, bu tür gözetim teknolojilerinin yaygınlaşmasının toplulukları korku içinde yaşattığını ve insanların temel hizmetlere erişimini engellediğini vurguluyor.
Gizlilik Etki Değerlendirmesi'nin yayımlanmaması, kamuoyunun bu sistemin hangi verileri topladığını, kimlerle paylaştığını ve ne kadar süreyle sakladığını bilmesini engelliyor. Federal kurumların PIA yayımlamaması, yasal bir ihlal teşkil ediyor ve idari yaptırımlara yol açabilir. Ancak Trump yönetimi döneminde göçmenlik uygulamalarına yönelik denetimlerin zayıfladığı ve teknoloji şirketlerine verilen yetkilerin arttığı biliniyor. Bu durum, ICE'nin hesap verebilirliğini sorgulatıyor.
The Intercept'in haberi, ICE'nin iç denetim mekanizmalarının yetersizliğini de gözler önüne seriyor. Yeni personelin geçmiş kontrolü tamamlanmadan sisteme erişmesi, sadece bir prosedür hatası değil, aynı zamanda kasıtlı bir ihmal olabilir. Zira bu tür erişimler, verilerin kötüye kullanılmasına, sızmasına veya yetkisiz kişilerin eline geçmesine yol açabilir. Özellikle göçmen karşıtı söylemlerin arttığı bir dönemde, bu verilerin aşırı sağ gruplar veya bireysel saldırganlar tarafından kullanılma riski yüksek.
ABD Göçmenlik Politikalarında Teknoloji ve Gözetim
ABD'de göçmenlik politikaları son yıllarda giderek sertleşti. ICE, göçmenleri tespit etmek, gözaltına almak ve sınır dışı etmek için teknolojiden yoğun şekilde yararlanıyor. Palantir'ın yanı sıra LexisNexis, Thomson Reuters gibi veri şirketleriyle de işbirlikleri yapılıyor. Bu işbirlikleri, göçmenlerin özel hayatlarına yönelik müdahaleleri artırıyor ve yasal güvenceleri aşındırıyor. ELITE gibi uygulamalar, yapay zeka destekli analizlerle göçmenleri "riskli" olarak sınıflandırabiliyor ve bu sınıflandırmalar hatalı olabiliyor. Yanlış hedefleme, masum insanların gözaltına alınmasına veya sınır dışı edilmesine yol açabiliyor.
Öte yandan, göçmen hakları örgütleri ve teknoloji denetim grupları, bu tür sistemlerin yasaklanması veya en azından sıkı denetim altına alınması için mücadele ediyor. Ancak federal düzeyde etkili bir düzenleme bulunmuyor. Bazı eyaletler ve şehirler, ICE ile veri paylaşımını sınırlayan yasalar çıkardı. Fakat federal kurumların kendi sistemleri üzerindeki denetimi zayıf.
Bu son olay, teknoloji şirketlerinin kolluk kuvvetlerine sağladığı hizmetlerin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle çeliştiğini bir kez daha gösteriyor. Palantir gibi şirketler, kamu güvenliği adı altında geniş gözetim yetkileri elde ederken, vatandaşların ve göçmenlerin hakları göz ardı ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de göçmenlere yönelik gözetim teknolojilerinin denetimsiz genişlemesi, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir dış politika ve güvenlik sorunu olarak öne çıkıyor. Türkiye, ABD ile yaptığı göçmen iadesi anlaşmaları ve vize süreçlerinde bu tür verilerin kullanımından etkilenebilir. Ayrıca, Palantir gibi şirketlerin Türkiye'deki güvenlik birimleriyle olası işbirlikleri, kişisel verilerin korunması ve egemenlik açısından endişe yaratıyor. Türkiye'nin kendi göçmen politikalarında benzer teknolojilere yönelmesi, iç hukukta ve uluslararası alanda tartışmalara yol açabilir. ABD'deki bu ihlal, küresel ölçekte gözetim kapitalizminin sınırlarını ve demokratik denetimin önemini gösteriyor.