ABD'den sınır dışı edilen 146 Venezuelalıdan çoğunun, ülkelerine döndükleri gün meydana gelen depremlerde hayatını kaybettiğinden korkuluyor. 21 Ağustos'ta Caracas'a iniş yapan uçak, aynı gün ülkenin kuzeyinde 7.3 büyüklüğünde bir depremin yaşanmasıyla sarsıldı. Yetkililer, sınır dışı edilenlerden 43'üne henüz ulaşılamadığını, 12'sinin ise ölü bulunduğunu açıkladı. Olay, ABD'nin sınır dışı politikaları ve Venezuela'daki insani krizi yeniden gündeme taşıdı.
Gelişmenin arka planı
ABD, son yıllarda Venezuela'dan gelen düzensiz göçmenleri sınır dışı etme uygulamasını hızlandırmıştı. Özellikle 2023'teki ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle ülkeyi terk eden Venezuelalıların sayısı 7 milyonu aştı. ABD, bu kişilerin çoğunu 'hızlı sınır dışı' prosedürüyle ülkelerine geri gönderiyor. Ancak insan hakları örgütleri, sınır dışı edilenlerin Venezuela'da şiddet ve yoksullukla karşı karşıya kaldığını belirtiyor. Deprem felaketi, bu endişeleri daha da artırdı. Kayıp kişilerin aileleri, ABD yönetimine seslenerek sevdiklerinin akıbeti hakkında bilgi talep ediyor.
Venezuela hükümeti, depremde resmi olarak 15 kişinin öldüğünü duyurdu, ancak sivil toplum kuruluşları bu sayının çok daha yüksek olduğunu ifade ediyor. Sınır dışı edilenlerin çoğunun daha önce ABD'de suç kaydı bulunmadığı, basit vize ihlalleri veya sığınma başvurusu reddi nedeniyle geri gönderildikleri öğrenildi. Bu durum, ABD'nin göç politikalarının insani boyutunu sorgulatıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Venezuela'daki insani kriz, Latin Amerika'nın en büyük göç dalgalarından birine yol açarken, ABD'nin sınır dışı uygulamaları uluslararası kamuoyunda eleştiri konusu oluyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), ülkelerine geri dönen mültecilerin güvenliğinin sağlanması çağrısında bulunuyor. Öte yandan, deprem felaketi, bölgedeki altyapı eksikliklerini ve afet yönetimi zafiyetlerini bir kez daha ortaya çıkardı. Karakas yönetimi, uluslararası yardım çağrısı yaparken, ABD'nin yardım teklifini ise siyasi gerekçelerle reddettiği bildiriliyor. Bu tablo, Venezuela'daki krizin sadece insani değil, aynı zamanda jeopolitik bir boyutu olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Venezuela ile tarihsel olarak dostane ilişkiler sürdürmekte olup, son yıllarda özellikle ekonomik işbirliği alanında adımlar atmıştır. Bu gelişme, Türkiye'nin Latin Amerika'daki diplomatik angajmanını doğrudan etkilemese de, insani krizlerin küresel yansımaları bakımından önemlidir. Türkiye, benzer şekilde sınır dışı edilen Suriyeliler konusunda deneyim sahibi olduğu için, Venezuela'daki durum Ankara'nın göç politikalarına dair uluslararası tartışmalarda bir referans noktası olabilir. Ayrıca, Türk insani yardım kuruluşlarının bölgedeki faaliyetleri, bu tür krizlerde daha aktif rol oynama potansiyelini akla getirmektedir.