ABD'nin, göçmenleri önce üçüncü bir ülkeye gönderip ardından Ekvator Ginesi'ne sürgün etmesini öngören tartışmalı uygulamasına karşı Afrika İnsan ve Halkların Hakları Komisyonu'na (AfCHPR) resmî bir şikâyet dilekçesi sunuldu. Davayı açan sivil toplum kuruluşları, bu uygulamanın uluslararası hukuka ve mültecilerin korunmasına ilişkin temel ilkelere aykırı olduğunu savunuyor. Söz konusu şikâyet, ABD'nin son yıllarda artan 'üçüncü ülke' sürgünleriyle ilgili ilk kez uluslararası bir insan hakları mekanizmasına taşınıyor.
Şikâyetin içeriği ve hedefi
Şikâyet dilekçesinde, ABD'nin 2021 yılından bu yana bazı Afrika kökenli göçmenleri önce üçüncü bir ülkeye (çoğunlukla Meksika veya Orta Amerika ülkeleri) gönderdiği, ardından bu kişileri Ekvator Ginesi'ne sürgün ettiği belirtiliyor. Davacılara göre, bu uygulama sırasında göçmenlerin sığınma başvurusu yapma hakkı ellerinden alınıyor ve kendilerine yeterli hukuki süreç sağlanmıyor. Ekvator Ginesi'nin insan hakları ihlalleriyle bilinen bir ülke olması, sürgünlerin özellikle tehlikeli olduğu vurgulanıyor. Şikâyet, AfCHPR'den sürgünlerin derhal durdurulması ve mağdurlara tazminat ödenmesi yönünde bir karar çıkarmasını talep ediyor.
Dava, aynı zamanda ABD'nin göç politikalarının uluslararası insan hakları hukuku kapsamında denetlenmesi açısından emsal teşkil edebilir. AfCHPR, 1981'de kabul edilen Afrika İnsan ve Halkların Hakları Şartı çerçevesinde faaliyet gösteren bağımsız bir organdır. Komisyonun kararları bağlayıcı olmamakla birlikte, siyasi ve hukuki açıdan önemli bir baskı unsuru oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin 'üçüncü ülke' sürgünleri, özellikle Latin Amerika ve Afrika ülkeleri arasında gerilime yol açıyor. Meksika ve Guatemala gibi ülkeler, ABD'nin kendi topraklarını sığınmacılar için 'güvenli üçüncü ülke' olarak kullanmasına karşı çıkıyor. Öte yandan, Afrika Birliği (AU), bu uygulamanın kıtaya yönelik ayrımcı bir politika olduğunu belirterek kınadı. Ekvator Ginesi ise sürgünleri kabul ettiğine dair resmî bir açıklama yapmadı ancak ülkenin insan hakları karnesi, bu tür işbirliklerinin ne kadar sorunlu olduğunu gözler önüne seriyor.
Küresel ölçekte, bu dava uluslararası göç yönetiminde devletlerin sorumluluklarını yeniden gündeme getiriyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), 'üçüncü ülke' uygulamalarının uluslararası koruma ilkesini zedelediği uyarısında bulunuyor. Dava, özellikle Trump döneminde hız kazanan ve Biden yönetimi altında da devam eden bu politikanın hukuki boyutunu uluslararası platforma taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, benzer şekilde Avrupa Birliği ile yaptığı geri kabul anlaşması ve 'güvenli üçüncü ülke' tartışmalarıyla karşı karşıya. Bu dava, Türkiye'nin de uluslararası insan hakları mekanizmaları önünde benzer şikâyetlerle karşılaşma riskini hatırlatıyor. Ayrıca, ABD'nin bu uygulaması, Türkiye'nin Suriyeli mülteciler için yürüttüğü gönüllü geri dönüş programlarına ilişkin uluslararası algıyı da etkileyebilir. Küresel göç yönetimindeki bu hukuki mücadele, Türkiye'nin mülteci politikalarının uluslararası hukuka uygunluğu konusunda bir referans noktası oluşturacaktır.