ABD genelindeki çöp yakma tesislerinin, “sonsuza dek kalan kimyasallar” olarak bilinen PFAS atıklarını etkili bir şekilde yok edemediği ve bu durumun özellikle düşük gelirli mahallelerde yaşayanları tehdit ettiği ortaya çıktı. Çevre ve halk sağlığı savunucuları, ülkedeki atık yakma tesislerinin büyük çoğunluğunun PFAS kirliliğini havaya saldığını ve bu zehirli maddelerin atmosferde uzun süre kalarak geniş alanlara yayıldığını belirtiyor. ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) verilerine göre, ülkede faaliyet gösteren 70'in üzerindeki belediye katı atık yakma tesisinin çoğu, PFAS içeren atıkları işlemekte yetersiz kalıyor.
PFAS kimyasalları ve sağlık riskleri
PFAS (perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler), suya, yağa ve ısıya dayanıklı özellikleri nedeniyle endüstride yaygın olarak kullanılan sentetik kimyasallardır. Bu maddeler, yapışmaz tavalar, su geçirmez giysiler, yangın söndürme köpükleri ve gıda ambalajları gibi binlerce üründe bulunuyor. PFAS'ın en tehlikeli özelliği, doğada çözünmemesi ve insan vücudunda birikmesidir. Araştırmalar, PFAS maruziyetinin bağışıklık sistemi bozuklukları, tiroid hastalıkları, yüksek kolesterol, karaciğer hasarı ve bazı kanser türleriyle ilişkili olduğunu gösteriyor.
Çöp yakma tesislerinde PFAS içeren atıkların yakılması, kimyasalların tamamen yok edilmesi yerine daha küçük partiküllere ayrışarak havaya karışmasına neden oluyor. Uzmanlar, bu partiküllerin rüzgarla kilometrelerce taşınabildiğini ve solunum yoluyla insan vücuduna girebildiğini vurguluyor. Özellikle tesislerin yakınında yaşayan topluluklar, sürekli olarak yüksek PFAS seviyelerine maruz kalıyor. Bu toplulukların çoğunlukla düşük gelirli ve azınlık nüfusundan oluşması, çevresel adalet tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
PFAS kirliliği sadece ABD'nin değil, tüm dünyanın karşı karşıya olduğu bir çevre sorunudur. Avrupa Birliği, PFAS kullanımını kısıtlama yoluna giderken, bazı ülkeler içme suyunda PFAS limitleri belirlemiştir. Ancak atık yönetimi sürecinde PFAS'ın kontrol altına alınması henüz küresel ölçekte çözüme kavuşmuş değil. ABD'deki durum ise, dünyanın en büyük ekonomilerinden birinin çevre düzenlemelerindeki boşlukları gözler önüne seriyor. EPA'nın bu konuda yeni standartlar belirleme çalışmaları sürüyor, ancak mevcut tesislerin dönüştürülmesi için milyarlarca dolarlık yatırım gerekiyor. Bu durum, gelişmekte olan ülkeler için de bir uyarı niteliği taşıyor; çünkü atık yakma teknolojileri gelişmiş ülkelerden ithal edilirken, PFAS sorunu da beraberinde geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de katı atık yakma tesisleri bulunmakla birlikte, PFAS kimyasallarının bu tesislerdeki davranışı henüz kapsamlı olarak incelenmemiştir. ABD'deki bu gelişme, Türkiye'nin atık yönetimi politikalarında PFAS gibi yeni nesil kirleticilere karşı önlem alması gerektiğini göstermektedir. Özellikle büyükşehirlerdeki atık yakma tesislerinin çevresel etki değerlendirmelerinde PFAS ölçümlerinin yapılması ve bu kimyasalların bertarafı için özel teknolojilerin kullanılması önem kazanmaktadır. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile uyum sürecinde, PFAS düzenlemelerini takip etmesi ve ulusal mevzuatını bu doğrultuda güncellemesi, hem çevre sağlığı hem de ticari ilişkiler açısından kritik olacaktır.