ABD ve Çin, Güney Çin Denizi'nde insansız savaş uçaklarının karşı karşıya gelmesini önlemek için acilen ortak kurallar belirlemeli. Aralık 2022'de Çin'e ait bir J-11 savaş uçağı, ABD'ye ait bir RC-135 keşif uçağına Güney Çin Denizi üzerinde metrelerce yaklaşarak tehlikeli bir manevra yaptı. ABD ordusu bu olayı güvensiz bir hareket olarak eleştirirken, Çin sorumluluğu Amerikan mürettebatına yükleyerek RC-135'in aniden yön değiştirdiğini iddia etti. Bu tür olaylar, bölgede artan gerilimin ve insansız hava araçlarının (İHA) yaygınlaşmasının önümüzdeki dönemde daha ciddi krizlere yol açabileceğini gösteriyor.
Olayın Arka Planı ve Tarafların İddiaları
Aralık 2022'de Güney Çin Denizi üzerinde gerçekleşen olay, bölgede yıllardır süren askeri gerilimin son halkalarından biriydi. ABD Pasifik Hava Kuvvetleri'ne ait RC-135 keşif uçağı, uluslararası hava sahasında rutin görev yaptığını belirtirken, Çin Halk Kurtuluş Ordusu Hava Kuvvetleri'ne bağlı J-11 savaş uçağı, Amerikan uçağına çok yaklaşarak tacizde bulundu. ABD tarafı, J-11 pilotunun profesyonel olmayan ve tehlikeli bir manevra yaptığını, iki uçak arasında sadece birkaç metre mesafe kaldığını açıkladı. Çin ise Amerikan uçağının kendi hava sahasına yaklaşarak istihbarat topladığını ve ani manevrasıyla çarpışma riski yarattığını öne sürdü. Olayda herhangi bir çarpışma yaşanmadı ancak taraflar arasındaki suçlamalar karşılıklı güvensizliği derinleştirdi.
Bu olay, Güney Çin Denizi'nde ABD ve Çin arasında sık sık yaşanan yakınlaşmaların bir örneği. 2001 yılında Hainan Adası yakınlarında yaşanan ve bir Çin savaş uçağının ABD keşif uçağıyla çarpışması sonucu Çinli pilotun hayatını kaybettiği olay hâlâ hafızalarda. O günden bu yana iki ülke arasında benzer olaylar tekrarlansa da, taraflar arasında kriz iletişim mekanizmaları tam olarak işletilemiyor. Özellikle insansız sistemlerin devreye girmesiyle bu tür karşılaşmaların daha da karmaşık hale gelme riski bulunuyor.
Uzmanlar, insansız savaş uçaklarının (drone'ların) otonom hareket kabiliyetinin artmasıyla birlikte, pilotlu uçaklarda olduğu gibi insan faktörünün devreden çıkması durumunda yanlış anlamaların ve kazaların önlenmesinin zorlaşacağına dikkat çekiyor. Bir İHA'nın beklenmedik bir manevrası, karşı taraf tarafından saldırı olarak algılanabilir ve hızla tırmanan bir çatışmaya yol açabilir. Bu nedenle, ABD ve Çin'in bir an önce insansız hava araçlarının davranış kurallarını, acil durum iletişim protokollerini ve karşılaşma anında uyulacak mesafe limitlerini içeren bir çerçeve anlaşması yapmaları gerekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği kritik bir su yolu. ABD, bölgede seyrüsefer serbestisi ve uluslararası hukuka saygı çağrısı yaparken, Çin bölgenin büyük bölümünde egemenlik iddia ediyor. Son yıllarda Çin, yapay adalar üzerinde askeri üsler inşa ederek hava ve deniz unsurlarını güçlendirdi. ABD ise müttefikleriyle ortak tatbikatlar düzenleyerek varlığını sürdürüyor. Bu rekabet ortamında insansız sistemlerin kullanımı her iki taraf için de cazip: İHA'lar daha uzun süre havada kalabiliyor, daha riskli görevlere çıkabiliyor ve pilot kaybı riski taşımıyor. Ancak aynı zamanda tırmanma riskini de beraberinde getiriyor.
Uluslararası hukukta insansız hava araçlarının silahlı çatışma sırasındaki statüsü ve karşılaşma kuralları hâlâ belirsiz. Mevcut uluslararası anlaşmalar (örneğin, 1972 tarihli Denizlerde Çatışmayı Önleme Anlaşması - INCSEA) Soğuk Savaş döneminde ABD ve Sovyetler Birliği arasında imzalanmıştı ve pilotlu uçakları kapsıyordu. Bugünün ihtiyaçlarına cevap vermiyor. Çin ve ABD arasında 2014'te imzalanan "Hava ve Denizde Güvenli Karşılaşma Mutabakatı" ise insansız araçları kapsamıyor. Dolayısıyla yeni bir düzenlemeye ihtiyaç var. Bu düzenleme, sadece iki ülke arasında değil, bölgedeki diğer aktörler (Japonya, Güney Kore, ASEAN ülkeleri) için de önemli. Aksi takdirde, bir kaza veya yanlış anlama zincirleme krize dönüşebilir.
ABD ve Çin arasında savunma yetkilileri zaman zaman görüşmeler yapsa da, insansız sistemler konusunda somut bir adım atılmış değil. 2023'te iki ülke arasında askeri diyalog kısmen yeniden başladı ancak Güney Çin Denizi'ndeki karşılıklı suçlamalar devam ediyor. Uzmanlar, tarafların öncelikle bir "sıcak hat" kurarak kriz anında hızlı iletişim sağlaması, ardından insansız araçlar için ortak bir "davranış kodu" üzerinde anlaşması gerektiğini vurguluyor. Bu kod, minimum güvenli mesafe, manevra kuralları, ışık ve sinyal işaretleri gibi teknik detayları içermeli.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin arasındaki insansız hava aracı gerilimi, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel güvenlik mimarisi ve NATO çerçevesinde dolaylı etkileri var. Türkiye, son yıllarda yerli İHA üretiminde önemli bir oyuncu haline geldi ve bu sistemleri Suriye, Libya, Karabağ gibi bölgelerde kullanıyor. Küresel ölçekte insansız araçlara yönelik uluslararası kuralların netleşmesi, Türkiye'nin de dahil olduğu çatışma bölgelerinde tırmanma riskini azaltabilir. Ayrıca, ABD ve Çin arasındaki olası bir kriz, küresel tedarik zincirlerini ve enerji fiyatlarını etkileyerek Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, NATO içinde insansız sistemlere dair normların oluşturulmasında aktif rol almalı ve uluslararası forumlarda bu konuyu gündeme getirmeli.