Malezya, Uzak Doğu’nun stratejik dengeleri içinde uzun yıllardır sürdürdüğü tarafsızlık politikasını siber uzaya da taşıma niyetinde. Ancak savunma ve teknoloji alanındaki yapısal bağımlılıklar, ABD ile Çin arasındaki küresel rekabetin gölgesinde bu pozisyonun ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Savunma Bakanı Mohamed Khaled Nordin’in açıklamaları, Malezya’nın hem Washington hem de Pekin ile ilişkilerini dengede tutma çabasını yansıtıyor.
Arka Plan: Tarafsızlık Geleneği ve Siber Uzay
Malezya, bağımsızlığını kazandığı 1957’den bu yana aktif bir tarafsızlık politikası izliyor. Soğuk Savaş döneminde Bağlantısızlar Hareketi’nin önemli bir üyesi olan ülke, hem Batı hem de Doğu ile ekonomik ve askeri iş birliğini sürdürdü. Bu politika, özellikle 1980’lerden itibaren ekonomik kalkınma hamleleriyle paralel yürütüldü. Malezya, ABD ile güvenlik alanında iş birliği yaparken, Çin ile de ticari ve yatırım ilişkilerini derinleştirdi.
Ancak siber uzay, bu geleneksel dengeleme politikasının en zorlu sınav alanı olarak öne çıkıyor. Zira siber altyapı, yazılım ve donanım tedarikinde Malezya hem Amerikan hem de Çinli teknoloji devlerine bağımlı durumda. Örneğin, Malezya’nın 5G ağ altyapısında Çinli Huawei ile iş birliği yapması, ABD’nin tepkisini çekmişti. Öte yandan, Malezya ordusu, Amerikan yapımı savaş uçakları ve savunma sistemlerini kullanıyor. Bu çift yönlü bağımlılık, tarafsızlık iddiasını karmaşıklaştırıyor.
Savunma Bakanı Mohamed Khaled Nordin, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada, Malezya’nın siber güvenlik stratejisini “hiçbir bloka bağlı olmadan” şekillendireceğini vurguladı. Ancak analistler, bu söylemin pratikte uygulanmasının zor olduğunu belirtiyor. Çünkü siber güvenlik, yalnızca politika tercihi değil, aynı zamanda teknolojik altyapı ve tedarik zinciri meselesi. Malezya’nın kritik altyapısında kullanılan yazılımların ve donanımların büyük kısmı ya ABD ya da Çin menşeli. Bu durum, olası bir siber saldırı veya veri sızıntısı durumunda tarafsız kalma kabiliyetini sorgulatıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Malezya’nın tarafsızlık arayışı, Güneydoğu Asya’nın genelinde yaşanan bir ikilemin parçası. ASEAN ülkeleri, ABD-Çin rekabetinde denge politikası izlemeye çalışsa da, ekonomik ve güvenlik bağımlılıkları nedeniyle zaman zaman taraf seçmek zorunda kalıyor. Örneğin, Filipinler ABD ile savunma iş birliğini güçlendirirken, Kamboçya ve Laos giderek Çin’in etki alanına giriyor. Malezya ise her iki tarafla da ilişkilerini koruma çabasında.
Küresel düzeyde ise ABD, Çin’in teknoloji yayılımını sınırlamak için müttefiklerine baskı yapıyor. Washington, özellikle 5G ve yarı iletken alanında Huawei gibi Çinli firmalara karşı sert önlemler alıyor. Malezya’nın bu baskılara ne kadar direnebileceği belirsiz. Öte yandan Çin, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Malezya’ya önemli altyapı yatırımları yapıyor. Bu yatırımlar, Malezya’nın ekonomik büyümesi için kritik önemde. Dolayısıyla Malezya, bir yandan ABD’nin güvenlik şemsiyesinden faydalanırken, diğer yandan Çin’in ekonomik cazibesinden vazgeçemiyor.
Siber uzayda tarafsızlık ise farklı bir boyut taşıyor. Çünkü siber saldırılar, fiziksel sınır tanımıyor ve devlet dışı aktörler tarafından da gerçekleştirilebiliyor. Malezya’nın siber güvenlik kurumu CyberSecurity Malaysia, son yıllarda artan saldırılarla mücadele ediyor. Ancak kullanılan güvenlik yazılımlarının çoğu Amerikan veya İsrailli firmalara ait. Bu da Malezya’nın siber savunmasını bağımsız kılma hedefini zorlaştırıyor. Ayrıca, Çin’in siber casusluk faaliyetleri ve ABD’nin siber gözetleme programları, Malezya gibi ülkeler için ciddi tehdit oluşturuyor.
Uzmanlar, Malezya’nın kendi yerli siber güvenlik teknolojilerini geliştirmesi gerektiğini söylüyor. Ancak bu, kısa vadede mümkün görünmüyor. Malezya, Ar-Ge yatırımlarını artırsa da, küresel teknoloji devleriyle rekabet edecek düzeye gelmesi yıllar alacak. Bu süre zarfında, ABD ve Çin arasındaki rekabetin daha da kızışması bekleniyor. Dolayısıyla Malezya’nın tarafsızlık politikası, siber alanda kağıt üzerinde kalsa da, pratikte zorlu bir dengeleme gerektirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Malezya’nın ABD-Çin teknoloji rekabetinde tarafsız kalma çabası, Türkiye’nin de benzer bir dengeleme politikası izlediği bir dönemde önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, NATO üyesi olarak ABD ile müttefiklik ilişkisini sürdürürken, Çin ile de ekonomik ve teknolojik iş birliğini derinleştiriyor. Özellikle savunma sanayinde ABD’den S-400 alımı nedeniyle yaşanan gerilim, Türkiye’nin çok yönlü dış politika arayışını yansıtıyor. Malezya örneği, benzer bir dengelemenin ne kadar kırılgan olabileceğini gösteriyor. Türkiye için bu haber, kendi yerli ve milli teknoloji hamlelerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ayrıca, Malezya ile savunma ve teknoloji alanında iş birliği potansiyeli, Türkiye’nin Asya’daki etkinliğini artırabilir.