ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir düzine B-1B Lancer bombardıman uçağı, İngiltere'nin Gloucestershire kentindeki RAF Fairford üssünden tahliye edildi. Bu tahliye, Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail'in İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik başlattığı önleyici ve uluslararası hukuka aykırı saldırıyla başlayan İran savaşının son halkalarından biri olarak değerlendiriliyor. Uçakların çekilmesi, savaşın İngiltere topraklarına sıçrayabileceği endişesini gündeme getirdi.
Gelişmenin Arka Planı
Şubat 2025 sonlarında ABD ve İsrail, İran'a karşı ortak bir askeri operasyon başlattı. Bu operasyon, Tahran'ın nükleer tesislerini hedef alan ve bölgede büyük yankı uyandıran bir dizi hava saldırısıyla başladı. Uluslararası hukuk uzmanları, saldırının BM Şartı'nın 2(4) maddesine aykırı olduğunu ve meşru müdafaa kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtti. ABD yönetimi ise saldırıyı "önleyici" olarak nitelendirdi ve İran'ın nükleer programının "acil tehdit" oluşturduğunu savundu.
Savaşın ilk günlerinde İran, Orta Doğu'daki ABD üslerine ve İsrail'e karşı misilleme saldırıları düzenledi. Hürmüz Boğazı'nda petrol tankerlerine yönelik saldırılar ve bölgedeki vekil güçlerin harekete geçmesi, çatışmayı genişletti. ABD, bölgeye ek askeri yığınak yaparken, İngiltere'deki RAF Fairford üssü, B-1B ve B-52 bombardıman uçakları için önemli bir üs olarak kullanılıyordu. Fairford, ABD Hava Kuvvetleri'nin Avrupa'daki en stratejik bombardıman üslerinden biri olarak biliniyor.
B-1B Lancer'lar, uzun menzilli ve yüksek hassasiyetli vuruş kabiliyetiyle bilinen süpersonik bombardıman uçaklarıdır. Bu uçakların Fairford'dan çekilmesi, ABD'nin İran'a yönelik hava operasyonlarında bir değişikliğe gittiği veya üssün güvenliğinin tehdit altında olduğu şeklinde yorumlandı. Askeri kaynaklar, tahliyenin İran'ın balistik füze kapasitesine yönelik istihbarat raporları sonrası hızlandırıldığını öne sürüyor. İran, daha önce bölgedeki ABD üslerini vurabileceğini açıklamıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran savaşı, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güç dengesini daha da bozdu. ABD'nin İngiltere'deki üssünden bombardıman uçaklarını çekmesi, Avrupa'nın güvenlik mimarisinde de soru işaretleri yaratıyor. NATO müttefikleri, ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü operasyonlara doğrudan destek vermekten kaçınıyor; ancak İngiltere, ABD'ye üs desteği sağlayarak dolaylı olarak savaşın içinde yer alıyor. Bu durum, Birleşik Krallık'ta siyasi tartışmalara yol açtı. Muhalefet, ülkenin "istenmeyen bir savaşa sürüklendiğini" savunuyor.
Küresel enerji piyasaları da savaştan olumsuz etkilendi. Petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim nedeniyle dalgalandı. Uluslararası Enerji Ajansı, arz güvenliği konusunda uyarıda bulundu. Çin ve Rusya, ABD'nin saldırısını kınayarak İran'ın yanında durdu. Rusya, İran'a hava savunma sistemleri tedarik ettiğini açıklarken, Çin ise diplomatik kanalları kullanarak ateşkes çağrısı yaptı. BM Güvenlik Konseyi'nde ABD'nin veto yetkisi, etkili bir karar alınmasını engelliyor.
Askeri analistler, B-1B'lerin çekilmesinin ABD'nin İran'a yönelik hava kampanyasında bir "duraklama" olabileceğini, ancak bunun savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini vurguluyor. ABD Savunma Bakanlığı, uçakların başka bir üsse konuşlandırıldığını ve operasyonel kapasitenin korunduğunu açıkladı. Ancak hedef ülke ve üs bilgisi güvenlik gerekçesiyle paylaşılmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran savaşının genişlemesi ve ABD bombardıman uçaklarının İngiltere'den çekilmesi, Türkiye için doğrudan güvenlik ve ekonomik sonuçlar doğuruyor. Türkiye, İran ile 560 kilometrelik sınırı olan bir NATO ülkesi olarak, savaşın yayılmasından en çok etkilenecek ülkelerden biri. Olası bir mülteci akını, enerji fiyatlarındaki dalgalanma ve ticaret yollarının güvenliği Ankara'nın öncelikli endişeleri arasında. Ayrıca Türkiye, ABD ile İran arasında denge politikası izlerken, İncirlik Üssü'nün olası kullanımı konusunda hassas bir konumda. Savaşın uzaması, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü zayıflatabilir ve ekonomik istikrarı olumsuz etkileyebilir.