İsrail'in Gazze sınırındaki yerleşim yerlerine yönelik 7 Ekim 2023'te düzenlenen ve yaklaşık 1.200 kişinin ölümüyle sonuçlanan Hamas saldırısının üzerinden geçen süre, ülke siyasetinde derin bir dönüşüme sahne oldu. Saldırı, İsrail'in güvenlik algısını, savaş stratejilerini ve uluslararası arenadaki konumunu kökten sarstı. Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümet, saldırıya misilleme olarak Gazze'ye geniş çaplı bir askeri operasyon başlattı; bu operasyon binlerce sivilin ölümüne ve bölgede insani krizin derinleşmesine yol açtı. Savaş, İsrail'in siyasi yelpazesini de yeniden şekillendirdi: aşırı sağ partiler güç kazanırken, toplumda korku ve güvensizlik duygusu arttı.
Savaşın Gölgesinde İsrail Siyaseti
7 Ekim sonrası İsrail'de siyasi dengeler alt üst oldu. Netanyahu yönetimi, savaş kabinesi oluşturarak ulusal birlik görüntüsü vermeye çalışsa da, suçlamalar ve istifa çağrıları giderek yükseldi. Saldırının istihbarat başarısızlığı olduğu yönündeki iddialar, ordu ve hükümet arasında gerilim yarattı. Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi isimler, savaş politikalarında daha da sertleşilmesi çağrısında bulunarak hükümet içindeki etkilerini artırdı. Bu durum, İsrail toplumunda laik ve liberal kesimlerle dindar-milliyetçi kesimler arasındaki uçurumu derinleştirdi.
Gazze'deki askeri operasyon, İsrail'in uluslararası itibarını da zedeledi. Birçok ülke ve uluslararası kuruluş, sivil kayıplar nedeniyle İsrail'i eleştirdi; hatta bazı ülkeler soykırım suçlamasıyla Uluslarlararası Adalet Divanı'na başvurdu. İsrail, ABD'nin askeri desteğini sürdürse de, Avrupa'da ve küresel kamuoyunda yalnızlaşma arttı. Savaşın uzaması, İsrail ekonomisini de olumsuz etkiledi; turizm durma noktasına geldi, yatırımlar azaldı ve bütçe açığı büyüdü.
Ülke içinde ise güvenlik endişeleri günlük yaşamı kuşattı. Yerleşim yerlerinde roket saldırılarına karşı sığınaklar güçlendirildi, sınır bölgelerinde tahliyeler yaşandı. Toplumda travma ve korku iklimi, siyasi tercihleri de etkiledi: anketler, halkın önemli bir bölümünün daha sert güvenlik politikalarını desteklediğini gösterdi. Bu da aşırı sağın elini güçlendirdi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
7 Ekim saldırısı sadece İsrail'i değil, tüm Ortadoğu'yu etkiledi. İsrail, kendisine yönelik tehdit algısını genişleterek Lübnan'daki Hizbullah ve Suriye'deki İran bağlantılı gruplara yönelik operasyonlar düzenledi. İran ile İsrail arasındaki gerilim, zaman zaman doğrudan çatışma riskini artırdı. Ayrıca, Yemen'deki Husi isyancıların Kızıldeniz'deki ticari gemilere saldırıları, küresel deniz ticaretini sekteye uğrattı ve enerji fiyatlarını yükseltti.
İsrail'in bölgedeki barış anlaşmaları (Abraham Accords) süreci de sekteye uğradı; Suudi Arabistan ile normalleşme müzakereleri askıya alındı. Filistin meselesi yeniden uluslararası gündemin merkezine oturdu. Birçok ülke, iki devletli çözüm çağrılarını yineledi ancak İsrail hükümeti buna mesafeli durdu. Savaşın uzaması, Batı ile İsrail arasında da çatlaklar yarattı; ABD bile zaman zaman İsrail'i itidale çağırdı.
İsrail'in askeri ve istihbari yetenekleri sorgulanmaya başlandı. 7 Ekim, İsrail'in 'yenilmez' algısını sarstı. Ülke, hem içeride hem dışarıda daha kırılgan bir görüntü çiziyor. Uzmanlar, İsrail'in uzun vadede güvenlik doktrinini gözden geçirmek zorunda kalacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
7 Ekim sonrası İsrail'deki aşırı sağ kayış ve savaşın bölgesel istikrarsızlığı derinleştirmesi, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika önceliklerini doğrudan etkiliyor. Türkiye, Filistin meselesinde tarihsel duruşunu sürdürerek İsrail'e yönelik eleştirilerini sertleştirdi ve iki devletli çözüm çağrılarını yineledi. Bölgedeki gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından risk oluşturuyor; Kızıldeniz'deki Husi saldırıları Türk ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İsrail'in aşırı sağ politikaları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki dengelerini ve bölgesel müttefiklik ilişkilerini yeniden değerlendirmesini gerektiriyor. Türkiye, diplomatik kanalları kullanarak ateşkes ve insani yardım konusunda aktif rol almaya çalışıyor.