İsrailli anketçi ve gazeteci Dahlia Scheindlin, NPR’dan A Martinez’e verdiği demeçte, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın düzenlediği saldırıların ardından Başbakan Binyamin Netanyahu’nun siyasi mirasının ve geleceğinin kökten değiştiğini söyledi. Saldırılar, İsrail tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir güvenlik ihlali olarak kayıtlara geçerken, Netanyahu’nun kamuoyundaki konumu da ciddi biçimde sarsıldı.
Gelişmenin arka planı: 7 Ekim ve sonrası
7 Ekim 2023’te Hamas militanları, İsrail’in güney sınırındaki Gazze Şeridi’nden geniş çaplı bir saldırı başlattı. Saldırıda yaklaşık 1.200 İsrailli hayatını kaybetti ve 240’tan fazla kişi rehin alındı. Bu olay, İsrail’in istihbarat ve güvenlik mimarisinde derin bir çöküş olarak yorumlandı. Netanyahu, saldırıların ardından savaş kabinesi oluşturdu ve Gazze’ye yönelik geniş kapsamlı bir askerî operasyon başlattı. Ancak hem saldırının önlenememiş olması hem de rehinelerin akıbeti, İsrail iç siyasetinde Netanyahu’nun liderliğini tartışmaya açtı.
Scheindlin, NPR’a yaptığı açıklamada, Netanyahu’nun siyasi geleceğinin artık eskisi gibi olmayacağını vurguladı. Saldırı öncesinde Netanyahu, yargı reformu tartışmaları ve yolsuzluk davalarıyla zaten baskı altındaydı; ancak 7 Ekim, onun “Bay Güvenlik” imajını yerle bir etti. Scheindlin’e göre, İsrail kamuoyunda Netanyahu’nun istifa etmesi gerektiğini düşünenlerin oranı arttı. Savaşın ilk aylarında kamuoyu, ulusal birlik adına Netanyahu’yu geçici olarak desteklese de, aylar geçtikçe bu destek eridi.
İsrailli anketler, Netanyahu’nun liderliğindeki Likud Partisi’nin oy oranının düştüğünü gösteriyor. Öte yandan, savaş kabinesinde yaşanan gerilimler ve rehineler konusundaki farklı yaklaşımlar, Netanyahu’nun siyasi manevra alanını daralttı. Scheindlin, Netanyahu’nun siyasi hayatta kalma stratejisinin, savaşı uzatarak iktidarını korumaya dayandığını belirtiyor. Ancak bu stratejinin hem uluslararası baskılar hem de iç muhalefet nedeniyle sürdürülebilir olmadığını ekliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Netanyahu’nun siyasi geleceği, sadece İsrail iç siyasetini değil, tüm Orta Doğu’yu etkiliyor. Gazze’deki savaşın uzaması, Lübnan’daki Hizbullah ile artan gerilim ve İran’la yaşanan dolaylı çatışmalar, bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Netanyahu’nun zayıflaması, İsrail’in ABD ile ilişkilerinde de belirsizlik yaratıyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Netanyahu’ya zaman zaman eleştiriler yöneltse de, askerî destek devam ediyor. Ancak Netanyahu’nun siyasi geleceğinin belirsizliği, İsrail’in normalleşme anlaşmaları (İbrahim Anlaşmaları) ve Suudi Arabistan ile olası bir anlaşma gibi konularda da yavaşlamaya yol açabilir.
Öte yandan, Netanyahu’nun siyasi mirası, İsrail’in demokrasi tartışmalarıyla iç içe geçmiş durumda. Yargı reformu protestoları, 7 Ekim öncesinde toplumu bölmüştü; saldırı sonrası ise bir “savaş sonrası hesap sorma” dönemi başladı. Scheindlin, Netanyahu’nun siyasi geleceğinin, savaşın nasıl sonuçlanacağına ve rehinelerin akıbetine bağlı olduğunu söylüyor. Eğer savaş İsrail için “zafer” olarak nitelendirilecek bir şekilde biterse, Netanyahu belki de siyasi olarak ayakta kalabilir; ancak aksi senaryoda istifa kaçınılmaz görünüyor.
Uluslararası alanda ise Netanyahu, birçok ülke tarafından eleştiriliyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin olası tutuklama kararı, Netanyahu’nun yurtdışı seyahatlerini kısıtlayabilir. Bu da İsrail’in diplomatik izolasyonunu derinleştirebilir. Scheindlin, Netanyahu’nun artık sadece İsrail’de değil, dünyada da bir “sorunlu lider” olarak görüldüğünü belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Netanyahu’nun siyasi geleceğindeki belirsizliği, bölgesel dengeler açısından yakından izliyor. Netanyahu’nun zayıflaması, Türkiye’nin Filistin politikası ve Gazze’deki insani kriz konusundaki tutumunu güçlendirebilir. Ayrıca, İsrail’in olası bir erken seçime gitmesi, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir sayfa açılması ihtimalini doğurabilir. Ancak Netanyahu’nun yerine gelecek liderin de benzer güvenlik politikaları izlemesi muhtemel. Türkiye, bölgede artan istikrarsızlıktan ekonomik olarak da etkileniyor; enerji koridorları ve ticaret yolları risk altında. Bu nedenle, Netanyahu’nun siyasi akıbeti, Türkiye’nin Orta Doğu stratejisinde belirleyici bir faktör olmaya devam edecek.