ABD, Perşembe günü Avrupalı müttefiklerine küresel dizel fiyatlarının düşürülmesi için stratejik rezervlerini "derhal" serbest bırakmaları çağrısında bulundu. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin konuyu Cuma günü ele alması bekleniyor. Edinilen bilgilere göre, Trump yönetimi özellikle Fransa ve Almanya'nın dizel stoklarını devreye sokmasını istiyor.
Konuya yakın kaynaklar, Washington'un Avrupa başkentlerine ilettiği mesajda, artan dizel fiyatlarının hem sanayi hem de hane halkı üzerindeki yükünün hafifletilmesi için acil adım atılması gerektiğini vurguladığını belirtiyor. AB tarafında ise konunun Cuma günkü toplantıda gündeme gelmesi planlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Küresel dizel fiyatları, pandemi sonrası toparlanma, Rusya-Ukrayna savaşı ve rafineri kapasitesindeki kısıtlar nedeniyle son iki yılda dalgalı bir seyir izledi. Avrupa'da doğal gaz ve elektrik fiyatlarındaki yükselişin ardından dizel tarafındaki baskı, özellikle nakliye ve tarım sektörlerinde maliyetleri artırdı. ABD'nin ham petrol stoklarında beklenmedik bir düşüş yaşanması ve Çin'in talebindeki toparlanma sinyalleri, uluslararası piyasalarda arz endişelerini güçlendirdi.
Uzmanlar, stratejik rezervlerin serbest bırakılmasının kısa vadede fiyatları bir miktar dengeleyebileceğini, ancak yapısal arz sorunlarını çözmeyeceğini belirtiyor. Avrupa ülkelerinin dizel stokları sınırlı; Fransa ve Almanya'nın toplam rezervlerinin birkaç haftalık talebi karşılayacak düzeyde olduğu tahmin ediliyor.
ABD'nin çağrısı, geçmişte benzer şekilde koordineli rezerv serbest bırakma adımlarını akıllara getiriyor. 2022'de Uluslararası Enerji Ajansı üyeleri, petrol fiyatlarındaki sert yükselişe yanıt olarak ortak rezerv açıklamıştı. Ancak bu kez odak noktası ham petrol değil, doğrudan dizel.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Dizel fiyatları, küresel ticaretin can damarı olan kamyon taşımacılığı ve denizcilik yakıtı açısından kritik önem taşıyor. Avrupa'da dizel talebinin önemli bir kısmı ithalatla karşılanıyor; Rusya'dan yapılan dizel ithalatına getirilen yasakların ardından AB, ABD, Hindistan ve Orta Doğu'dan daha pahalıya tedarik sağlamak zorunda kaldı. Bu durum, enerji maliyetlerini yukarı çekerek enflasyonu körükledi.
ABD'nin çağrısı, transatlantik ilişkilerde enerji dayanışmasının son örneği olarak yorumlanıyor. Fransa ve Almanya'nın nasıl yanıt vereceği belirsiz. Paris ve Berlin, stratejik rezervlerini kullanmanın olası risklerini değerlendiriyor olabilir. Öte yandan, çağrının arkasında Washington'un kendi iç piyasasındaki dizel fiyatlarını kontrol altına alma amacı da olabilir; zira ABD'de de dizel fiyatları seçim öncesi hassas bir konu.
Eğer Avrupa rezervlerini serbest bırakırsa, küresel piyasalarda arz artışı kısa süreli bir rahatlama yaratabilir. Ancak OPEC+ ülkelerinin üretim kısıtlarını sürdürmesi ve rafineri kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle fiyat düşüşünün kalıcı olması zor görünüyor. Uzmanlar, enerji dönüşümü sürecinde dizelin stratejik öneminin bir süre daha devam edeceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatına bağımlı bir ülke olarak küresel dizel fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. Avrupa'da rezervlerin serbest bırakılması, Akdeniz ve Karadeniz piyasalarında fiyatları bir miktar dengeleyebilir; bu da Türkiye'nin enerji faturasını hafifletebilir. Ancak asıl belirleyici, küresel arz-talep dengesi ve jeopolitik riskler olmaya devam edecek. Türkiye, enerji arz güvenliğini çeşitlendirmek için alternatif tedarikçilerle anlaşmalarını sürdürürken, iç piyasada akaryakıt fiyatlarını dengelemek için ÖTV ve KDV gibi mali araçları kullanabilir. ABD'nin çağrısı, Türkiye'nin de enerji diplomasisinde aktif rol alması gerektiğini gösteriyor.