Suudi Arabistan, Yemen'deki Husi isyancıların ülkenin güneyindeki bir havalimanına düzenlediği ve 12 kişinin ölümüne, 309 kişinin yaralanmasına neden olan saldırının ardından sert bir karşılık vereceğini açıkladı. Saldırı, Suudi liderliğindeki koalisyonun Yemen'deki operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde gerçekleşti. ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran destekli isyancılara yönelik olası saldırılara katılmayı değerlendirdiği bildiriliyor. Ancak Washington şu ana kadar doğrudan askeri destek konusunda isteksiz davranıyor.
Gelişmenin arka planı
Suudi Arabistan'ın güneyindeki Abha Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen saldırı, Yemen'deki Husi isyancılar tarafından üstlenildi. Saldırıda 12 kişi hayatını kaybederken, 309 kişi yaralandı. Yaralılar arasında sivillerin ve havalimanı çalışanlarının bulunduğu belirtildi. Suudi yetkililer, saldırının ardından havalimanındaki uçuşları geçici olarak durdurdu ve bölgeye güvenlik takviyesi yaptı.
Husi isyancılar, Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik müdahalesine karşılık olarak bu tür saldırıları düzenlediklerini savunuyor. Suudi Arabistan ise İran'ın Husi'lere silah ve finansal destek sağladığını öne sürüyor. Saldırı, Birleşmiş Milletler'in Yemen'de barış çabalarını yoğunlaştırdığı bir dönemde tansiyonu yeniden yükseltti.
ABD yönetimi, saldırının ardından yaptığı açıklamada Suudi Arabistan'a destek mesajı verdi ancak doğrudan askeri müdahale konusunda net bir taahhütte bulunmadı. Başkan Trump, Husi isyancılara yönelik olası bir operasyona katılmayı değerlendirdiğini söyledi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, İran'ın bölgedeki etkisinin kınandığı ve müttefiklerin güvenliğinin korunacağı vurgulandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'de yıllardır süren iç savaş, bölgesel güç dengelerini derinden etkiliyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten bu yana Husi isyancılara karşı mücadele ediyor. İran ise Husi'lere verdiği destekle bölgedeki nüfuzunu artırmaya çalışıyor. Bu çatışma, Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşının bir yansıması olarak görülüyor.
Son saldırı, Körfez bölgesindeki gerilimi tırmandırabilir. Suudi Arabistan'ın sert yanıt vereceğini açıklaması, çatışmanın daha geniş bir bölgesel istikrarsızlığa yol açabileceği endişelerini artırdı. Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısında bulunurken, Birleşmiş Milletler Yemen özel temsilcisi Martin Griffiths, acil ateşkes için çabalarını sürdürüyor.
ABD'nin tutumu ise belirsizliğini koruyor. Trump yönetimi, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlarken, doğrudan askeri müdahaleden kaçınıyor. Ancak Husi saldırılarının sürmesi halinde Washington'ın pozisyonunu değiştirebileceği belirtiliyor. İran ise saldırıyı kınayarak Suudi Arabistan'ı suçladı ve bölgedeki gerilimin sorumlusu olarak Riyad'ı gösterdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki krizde diplomatik çözümü savunuyor ve Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimin azaltılması için çaba harcıyor. Son tırmanma, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve enerji güvenliği açısından endişe kaynağı. Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki istikrarsızlık, Türkiye'nin ticaret yollarını ve enerji ithalatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde; bu tür saldırılar, bölgesel barış çabalarını baltalayarak Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ankara, taraflara itidal çağrısı yaparak diyalog zemininin korunmasını istiyor.