Avrupa Birliği'nin 2028-2034 dönemi için hazırlanan uzun vadeli bütçesinde (Mali Çerçeve), AB kurumlarında çalışan memurların maaş ve sosyal haklarında ciddi kesintiler yapılması gündemde. İrlanda'nın dönem başkanlığı tarafından hazırlanan bir belgeye göre, üye ülkelerin çoğunluğu personel harcamalarında tasarruf sağlanmasını destekliyor. Avrupa Komisyonu ise bu kesintilerin kurumların işleyişini aksatacağı uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Avrupa Birliği'nin çok yıllı mali çerçevesi (MFF), birliğin 2028'den 2034'e kadar olan harcama planlarını belirleyen yedi yıllık bütçedir. İrlanda dönem başkanlığı, geçtiğimiz hafta üye ülkelerin görüşlerini yansıtan bir belgeyi dolaşıma soktu. Belgede, "çoğu üye devlet, idari harcamalarda ve özellikle personel giderlerinde kesinti yapılması gerektiğini düşünüyor" ifadesi yer alıyor. AB bütçesinin yaklaşık yüzde 6'sını oluşturan idari harcamalar, 2021-2027 döneminde yıllık ortalama 10 milyar avronun üzerindeydi. Üye ülkeler, artan enflasyon ve enerji krizi sonrası bütçe disiplini çağrılarını yükseltiyor. Özellikle net katkıcı ülkeler (Almanya, Fransa, Hollanda, İsveç gibi) AB memurlarının ayrıcalıklı maaş ve emeklilik sistemlerini eleştiriyor. Komisyon, 2022'de yaptığı bir açıklamada, AB personelinin ortalama brüt maaşının aylık 6.000 avro civarında olduğunu, bunun ulusal kamu çalışanlarına kıyasla makul olduğunu savunmuştu. Ancak kamuoyunda ve bazı hükümetlerde bu rakamların yüksek olduğu yönünde bir algı var. İrlanda belgesi, personel kesintilerinin yanı sıra emeklilik yaşının yükseltilmesi ve bazı sosyal yardımların kısılması gibi seçenekleri de tartışmaya açıyor. Komisyon ise bu tür kesintilerin AB'nin politika hedeflerini (yeşil dönüşüm, dijitalleşme, savunma kapasitesi) finanse etmesini zorlaştıracağını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB bütçesi sadece bir mali belge değil, aynı zamanda birliğin siyasi önceliklerini yansıtan bir araçtır. 2028-2034 dönemi, Ukrayna'nın yeniden inşası, savunma harcamalarının artırılması ve iklim hedefleri için ek kaynak ihtiyacı yaratacak. Bu nedenle üye ülkeler, mevcut harcama kalemlerinde tasarruf arayışına girdi. Personel giderlerindeki kesinti, AB kurumlarının etkinliğini azaltabilir; zira Komisyon, son yıllarda artan iş yüküne rağmen personel sayısını artırmadı. Öte yandan, Avrupa kamuoyunda AB memurlarının "ayrıcalıklı" olduğuna dair yaygın bir inanış var; bu algı, popülist partilerin elini güçlendiriyor. Karar süreci zorlu geçecek: Bütçe için tüm üye ülkelerin oybirliği ve Avrupa Parlamentosu'nun onayı gerekiyor. Müzakerelerin 2025 sonunda başlaması ve 2027'de tamamlanması bekleniyor. Eğer kesinti planı kabul edilirse, AB tarihinde ilk kez personel harcamalarında bu ölçekte bir kısıtlama yaşanacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB üyesi olmadığı için bu bütçe kararlarından doğrudan etkilenmez; ancak AB'nin mali kapasitesindeki değişim, Türkiye'yi dolaylı yoldan ilgilendiriyor. AB'nin savunma ve yeşil dönüşüm harcamalarını kısması, Türkiye'nin AB ile ticari ve yatırım ilişkilerini etkileyebilir. Ayrıca, AB'nin iç bürokrasisindeki tasarruf eğilimi, Türkiye'nin AB fonlarından (Katılım Öncesi Yardım Aracı gibi) alabileceği desteğin azalması anlamına gelebilir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi konularda müzakere ederken, AB'nin bütçe kısıtları nedeniyle daha az taviz verebileceğini hesaplamalı. Öte yandan, AB'deki personel kesintisi tartışması, Türkiye'nin kamu istihdamı ve bütçe disiplini politikalarına örnek teşkil edebilir; ancak doğrudan bir bağ olduğunu söylemek güç.