Fleabag ve Baby Reindeer gibi dünya çapında ses getiren yapımların tiyatro yapımcısı Francesca Moody, İskoçya'nın başkenti Edinburgh'da düzenlenen Edinburgh Fringe Festivali'nde NPR'a verdiği röportajda, bir gösterinin hit olup olmayacağını önceden kestirmenin sırrını paylaştı. Moody, başarılı bir yapım ararken asla doğrudan bir hit aramadığını, bunun yerine hikayenin kendisine ve sahnedeki performansa odaklandığını söyledi. Ona göre, gerçek bir hit yaratmanın yolu, özgün ve dürüst bir anlatıdan geçiyor; ticari başarı ise bunun doğal bir sonucu olarak geliyor.
Edinburgh Fringe'de bir keşif ustası
Francesca Moody, tiyatro dünyasında olağanüstü bir başarı grafiğine sahip. Phoebe Waller-Bridge'in yazıp oynadığı tek kişilik gösteri Fleabag, ilk kez 2013 Edinburgh Fringe Festivali'nde sahnelendi ve Moody'nin yapımcılığında büyük beğeni topladı. Gösteri daha sonra televizyon dizisine uyarlanarak iki sezon boyunca Altı Emmy Ödülü kazandı ve küresel bir fenomen haline geldi. Benzer şekilde, Richard Gadd'in yazıp oynadığı Baby Reindeer adlı tek kişilik gösterisi de Edinburgh Fringe'de keşfedildi; Netflix uyarlaması 2024'te rekor izlenme sayılarına ulaştı ve birçok ödül aldı. Moody, her iki projede de sahne yapımcısı olarak yer aldı ve bu gösterilerin tiyatro versiyonlarının geniş kitlelere ulaşmasını sağladı.
Moody, NPR'a yaptığı açıklamada, "Bir hit arıyorsanız, muhtemelen onu bulamazsınız. Ben her zaman hikayenin kendisine, oyuncunun sahnedeki varlığına ve seyirciyle kurduğu bağa bakarım. Eğer o bağ gerçekse, gerisi kendiliğinden gelir" dedi. Ona göre, Edinburgh Fringe gibi devasa bir festivalde binlerce gösteri arasından sıyrılmak için özgün bir ses ve anlatım şart. Moody, özellikle tek kişilik gösterilerin, samimi ve çiğ bir enerji taşıdığında izleyiciyi derinden etkilediğini vurguladı.
Edinburgh Fringe, dünyanın en büyük sanat festivallerinden biri olarak her yıl Ağustos ayında binlerce gösteriye ev sahipliği yapıyor. 2024 yılında festivalde 3.000'den fazla gösteri sahnelendi ve toplamda 2 milyondan fazla bilet satıldı. Moody gibi yapımcılar için bu festival, yeni yetenekleri keşfetmek ve risk almak için eşsiz bir fırsat. Moody, kariyeri boyunca birçok kez "hayır" demeyi öğrendiğini, çünkü her projeye evet demenin kaynakları dağıtacağını ve asıl tutku duyduğu işlere odaklanması gerektiğini belirtti.
Küresel tiyatro ve dijital platformların etkisi
Moody'nin başarısı, tiyatro dünyasının dijital platformlarla nasıl iç içe geçtiğinin de bir göstergesi. Fleabag ve Baby Reindeer gibi yapımlar, önce sahnede keşfedilip sonra televizyona uyarlandığında çok daha geniş kitlelere ulaşabiliyor. Bu durum, yapımcıların hem sahne hem de ekran için içerik üretirken farklı dinamikleri göz önünde bulundurmasını gerektiriyor. Moody, bu geçiş sürecinde hikayenin özünü korumanın ve sahne enerjisini ekrana taşımanın zorluklarına da değindi. Ona göre, bir gösteriyi uyarlarken en önemli şey, onu yaratan kişinin vizyonuna sadık kalmak.
Uluslararası alanda tiyatro yapımcılığı, son yıllarda pandemi sonrası toparlanma sürecinde zorluklarla karşılaştı. Birçok festival ve tiyatro salonu seyirci kaybı yaşadı, ancak Edinburgh Fringe gibi etkinlikler yeniden canlanarak uluslararası sanatçılar için cazibe merkezi olmayı sürdürdü. Moody'nin yaklaşımı, sanatın ticari kaygılardan bağımsız olarak gelişmesi gerektiğini savunan bir anlayışı yansıtıyor. Bu bakış açısı, kültürel üretimin sadece eğlence değil, aynı zamanda toplumsal bir ifade aracı olduğunu da hatırlatıyor.
Moody, genç yapımcılara ve sanatçılara da tavsiyelerde bulundu: "Kendi hikayenizi anlatmaktan korkmayın. Sıra dışı olan, genellikle en çok ilgi çeken şeydir. Ama bunu yaparken dürüst olun ve seyirciyi hafife almayın." Ona göre, bir gösterinin başarısı, seyircinin salondan çıkarken hissettikleriyle ölçülür; bu his ne kadar güçlüyse, o gösterinin uzun vadeli etkisi de o kadar büyük olur.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Francesca Moody'nin deneyimi, Türkiye'deki tiyatro ve dizi sektörü için de dersler içeriyor. Türkiye, son yıllarda dijital platformlara yönelik yerli yapımlarla uluslararası alanda önemli başarılar elde etti. Moody'nin "hit aramayın, hikayeye odaklanın" yaklaşımı, Türk yapımcıların özgün içerik üretirken ticari baskılardan uzaklaşması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Edinburgh Fringe gibi festivallere katılım, Türk tiyatro ve performans sanatlarının küresel görünürlüğünü artırabilir. Kültürel diplomasi açısından, Türkiye'nin genç yeteneklerini uluslararası sahneye taşıması, hem ekonomik hem de kültürel kazanımlar sağlayabilir. Bu tür başarı hikayeleri, Türkiye'nin yaratıcı endüstrilerdeki potansiyelini güçlendirebilir.