Bulgaristan, son beş yılda sekiz kez sandık başına giden seçmenleriyle Avrupa'da siyasi istikrarsızlığın sembolü haline gelmişti. Ancak 19 Nisan'da yapılan erken genel seçimlerde eski Cumhurbaşkanı Rumen Radev liderliğindeki İlerici Bulgaristan partisinin tek başına iktidara gelmesiyle bu kriz sona erdi. Yeni Başbakan Radev’in kurduğu hükümette Dışişleri Bakanlığı görevine getirilen Velislava Petrova, göreve başlar başlamaz Avrupa Birliği'ne Ukrayna diplomasisinde harekete geçme çağrısı yaptı. Petrova, “AB, Ukrayna’daki savaşın diplomatik çözümü için kritik bir pencereyi kaçırmamalı” ifadelerini kullandı.
Bulgaristan’ın seçim çilesi sona erdi
Bulgaristan, 2020’den bu yana siyasi istikrarsızlığın pençesinde kıvranıyordu. Hükümetlerin ortalama ömrü bir yılı bile bulmazken, seçmenler sürekli sandığa gitmek zorunda kalıyordu. Bu durum, ekonomik reformların yapılamamasına, yolsuzlukla mücadelenin sekteye uğramasına ve ülkenin AB fonlarını kullanma kapasitesinin düşmesine yol açıyordu. Nisan ayındaki seçimlerde, merkez sol çizgideki İlerici Bulgaristan ittifakı beklenmedik bir başarı elde ederek meclisteki sandalyelerin yüzde 52’sini kazandı. Böylece koalisyon kurma ihtiyacı duymadan hükümeti oluşturma hakkını elde etti. Eski Cumhurbaşkanı Rumen Radev, başbakanlık koltuğuna otururken, kabinede yer alan üç kadın bakan arasında Dışişleri Bakanı Velislava Petrova da bulunuyor.
Petrova, göreve geldikten sonra yaptığı ilk basın toplantısında, “Bulgaristan artık iç siyasi krizlerle değil, dış politikada aktif bir oyuncu olarak anılacak” dedi. Özellikle Ukrayna savaşı ve Batı Balkanlar’daki genişleme sürecine vurgu yapan Petrova, AB’nin daha proaktif bir diplomatik rol üstlenmesi gerektiğini savundu.
Ukrayna mesajı ve bölgesel yansımalar
Bulgaristan Dışişleri Bakanı’nın Ukrayna diplomasisi çağrısı, AB’nin son dönemdeki pasif tutumuna yönelik bir eleştiri olarak değerlendiriliyor. Avrupa Birliği, Ukrayna’ya askeri ve mali yardım sağlamakla birlikte, savaşın diplomatik yollarla sonlandırılması için henüz kapsamlı bir inisiyatif geliştirebilmiş değil. Petrova, “AB, tarihin bu döneminde yapıcı bir arabulucu olabilir. Ukrayna’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruyacak bir çözüm için masaya oturulmalı” dedi. Bu açıklama, Bulgaristan’ın NATO üyesi olmasına rağmen Rusya ile geleneksel olarak sürdürdüğü pragmatik ilişkiler bağlamında da dikkat çekiyor. Sofya yönetimi, Moskova’ya yönelik yaptırımlara katılmakla birlikte, enerji alanında bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bulgaristan’daki bu siyasi istikrar arayışı, Türkiye açısından özellikle Batı Balkanlar ve Karadeniz güvenliği bağlamında önem taşıyor. AB’nin Ukrayna diplomasisinde daha aktif rol alması, Türkiye’nin arabuluculuk çabalarını tamamlayıcı nitelikte olabilir. Ankara, savaşın başından bu yana hem Kiev’le hem Moskova’yla dengeli bir diplomasi yürütüyor. Balkanlar’da istikrarlı bir Bulgaristan, Türkiye’nin bölgedeki ticari ve enerji projeleri için de olumlu bir ortam yaratabilir. Ayrıca, Bulgaristan’daki yeni hükümetin AB genişlemesine verdiği destek, Türkiye’nin uzun vadeli AB perspektifi açısından da dolaylı bir teşvik unsuru olarak değerlendirilebilir.