Avrupa Birliği (AB), ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) ABD egemenliğini tehdit ettiği yönündeki iddialarını reddetti. Trump yönetimi, Lahey merkezli mahkemeyi 'sistematik olarak etkisiz hale getirme' amacını taşıdığını açıklamıştı. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi'nin sözcüsü, mahkemenin uluslararası hukukun temel taşlarından biri olduğunu belirterek, ABD'nin suçlamalarının dayanaksız olduğunu ifade etti. Sözcü, 'UCM, soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları gibi en ağır suçları yargılamak için kurulmuş bağımsız bir yargı kurumudur ve hiçbir egemen devleti hedef almamaktadır' dedi.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, son haftalarda UCM'ye yönelik sert bir dil kullanmaya başladı. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, mahkemenin 'Amerikan askerleri ve istihbarat yetkilileri üzerinde yargı yetkisi kullanma girişiminin kabul edilemez olduğunu' söylemişti. ABD, UCM'yi, özellikle Afganistan'da işlenen savaş suçlarına ilişkin soruşturma nedeniyle hedef alıyor. Mahkeme, Afganistan'da ABD askerleri ve CIA'nın da dahil olduğu iddia edilen savaş suçlarını araştırmak üzere ön inceleme başlatmıştı. ABD, bu soruşturmanın egemenliğini ihlal ettiğini savunuyor. ABD yönetimi ayrıca, UCM savcılarına ve ailelerine vize yasağı uygulama, mal varlıklarını dondurma gibi yaptırım tehditlerinde bulunuyor. Avrupa ülkeleri ise bu tehditleri 'uluslararası hukuka saygısızlık' olarak nitelendiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin UCM'ye yönelik bu tutumu, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Birçok Avrupa ülkesi ve insan hakları örgütü, ABD'nin bu hamlesini 'uluslararası hukukun temellerine saldırı' olarak değerlendiriyor. UCM, 2002 yılında kurulduğundan bu yana, ABD yönetimlerinin eleştirilerine maruz kalıyor. Ancak Trump döneminde bu gerilim daha da arttı. ABD'nin mahkemeyi 'sistematik olarak etkisiz hale getirme' söylemi, özellikle Avrupa'da rahatsızlık yarattı. AB, bu konuda ortak bir tutum belirleyerek, UCM'nin bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruma kararlılığını vurguluyor. Öte yandan, Rusya ve Çin gibi diğer büyük güçler de UCM'ye karşı benzer endişelere sahip olsalar da, ABD'nin yöntemlerine eleştirel yaklaşıyorlar. Bu gelişme, uluslararası ceza yargısının geleceği açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, UCM'ye taraf olmayan ülkeler arasında yer alıyor ancak uluslararası ceza yargısı konusunda hassas bir konumda. ABD'nin UCM'ye yönelik tehditleri, Türkiye'nin de benzer bir durumla karşılaşabileceği endişesini beraberinde getiriyor. Özellikle Türkiye'nin terörle mücadele operasyonları ve sınır ötesi askeri harekatları, uluslararası kamuoyunda sıkça sorgulanıyor. ABD'nin UCM'yi hedef alması, uluslararası hukuk normlarını zayıflatırken, Türkiye gibi ülkelerin bu normlara uyumunu da etkileyebilir. Ayrıca, AB ile ABD arasındaki bu görüş ayrılığı, Türkiye-AB ilişkilerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, AB'nin uluslararası hukuka bağlılık vurgusunu dikkate alarak dış politikasını şekillendirmeye devam ediyor.