İngiltere’de muhalefetteki İşçi Partisi’nin önde gelen isimlerinden Andy Burnham’ın, işgal altındaki Filistin topraklarında üretilen malların Birleşik Krallık’a ithalatını yasaklamayı öngören yasal düzenleme girişimi, siyasi yelpazenin geniş kesimlerinden destek buldu. Al Jazeera’ye konuşan bir İşçi Partili milletvekili, bu yasağın İngiltere’nin ahlaki duruşu ve uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerini yerine getirme açısından kritik bir adım olacağını belirtti. Girişim, İsrail’in Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı bulan Birleşmiş Milletler kararlarına dayanıyor.
Gelişmenin arka planı: Burnham’ın yasa teklifi
Manchester Belediye Başkanı olarak da bilinen Andy Burnham, geçtiğimiz haftalarda İngiliz Parlamentosu’na sunduğu yasa önerisinde, işgal altındaki topraklardan gelen ürünlerin açıkça etiketlenmesi ve bu ürünlerin ülkeye girişinin yasaklanması çağrısında bulundu. Burnham, İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria’daki yerleşimlerde üretilen malların, İngiltere’nin imzaladığı Cenevre Sözleşmeleri’ne aykırı biçimde ticaretinin yapıldığını vurguladı. Söz konusu yerleşimlerin uluslararası toplum tarafından yasa dışı kabul edildiğini hatırlatan Burnham, İngiltere’nin bu tür ürünlere kapılarını kapatarak hem hukuki hem de etik sorumluluğunu yerine getireceğini savundu.
Al Jazeera’nin haberine göre, İşçi Partisi’nde Burnham’a yakın kaynaklar, bu girişimin parti içinde geniş yankı bulduğunu ve parti liderliğinin de süreci yakından izlediğini aktardı. İşçi Partili bir milletvekili, “Bu yasak, sadece Filistin halkına verilen desteğin bir göstergesi değil, aynı zamanda İngiltere’nin uluslararası hukuka bağlılığının da bir kanıtıdır. Sömürgeciliğin her türlüsüne karşı olduğumuzu net biçimde ortaya koymalıyız” ifadelerini kullandı.
Burnham’ın önerisi, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasının ardından ticaret politikalarını bağımsız olarak belirleme imkânına kavuştuğu bir döneme denk geliyor. Brexit sonrası Birleşik Krallık, kendi ticaret anlaşmalarını ve kısıtlamalarını belirleme yetkisine sahip. Bu durum, Burnham gibi siyasetçilerin İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik kısıtlamaları gündeme getirmesini kolaylaştırıyor.
İngiltere’de sivil toplum kuruluşları ve Filistin dayanışma grupları da yasa teklifine destek veriyor. Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar (BDS) hareketinin İngiltere kolunun sözcüsü, bu adımın işgalin maliyetini artıracağını ve uluslararası toplumun Filistin halkının haklarına saygı göstermesi yönünde güçlü bir mesaj olacağını söyledi. Ancak İsrail yanlısı gruplar, yasağın ticareti engelleyerek bölgedeki ekonomik istikrarı olumsuz etkileyeceğini öne sürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Yerleşim ürünleri ve uluslararası hukuk
İsrail’in Batı Şeria'da kurduğu yerleşimlerde üretilen zeytinyağı, meyve, sebze, kozmetik ürünleri ve tekstil gibi mallar, dünya genelinde çeşitli ülkeler tarafından farklı şekillerde ele alınıyor. Avrupa Birliği, 2015 yılında yayımladığı yönergeyle, İsrail menşeli ürünlerin etiketlerinde yerleşim yerlerinin belirtilmesini zorunlu kılmıştı. Ancak tam bir yasak getirilmemişti. Norveç ise 2023’te yerleşim yerlerinden gelen ürünlerin satışını yasaklayan ilk Avrupa ülkesi olmuştu. İngiltere’de de benzer bir yasağın hayata geçmesi, uluslararası alanda yankı uyandırabilir.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2334 sayılı kararı, İsrail yerleşimlerini “barışın ve güvenliğin önündeki en büyük engel” olarak nitelendiriyor ve bu yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu kayıt altına alıyor. Bu karar, İngiltere tarafından da imzalanmış durumda. Burnham’ın yasa önerisi, bu bağlayıcı kararın uygulamaya geçirilmesi anlamına geliyor.
İsrail hükümeti ise bu tür girişimleri “tek taraflı ve ayrımcı” olarak nitelendirerek tepki gösteriyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, bu tür yasakların müzakereleri baltalayacağı ve iki devletli çözüm şansını azaltacağı ifade ediliyor. Ancak Filistin yönetimi, İngiltere’deki bu gelişmeyi memnuniyetle karşıladı. Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, “Bu adım, işgalin hukuk dışı doğasının uluslararası toplum tarafından giderek daha fazla kabul edildiğinin bir kanıtıdır” diye konuştu.
Öte yandan, Birleşik Krallık’ta İsrail’e yakınlığıyla bilinen Muhafazakar Parti’den bazı milletvekilleri yasağa karşı çıkıyor. Bu milletvekilleri, ticaretin silah olarak kullanılmasının iki ülke arasındaki ilişkileri gereceğini ve İngiltere’nin Orta Doğu’daki arabuluculuk rolünü zayıflatacağını ileri sürüyor. Buna karşın Burnham, savunmasında uluslararası hukukun ve insan haklarının ticari çıkarların önünde tutulması gerektiğini söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’nin İsrail yerleşim ürünlerine yönelik olası yasağı, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği diplomatik destekle doğrudan örtüşmektedir. Türkiye, uzun yıllardır BM kararları çerçevesinde İsrail’in işgal politikalarını kınamakta ve Filistin devletinin tanınması yönünde aktif bir diplomasi yürütmektedir. Bu gelişme, uluslararası toplumda benzer yaptırımların artmasına zemin hazırlayabilir ve Türkiye’nin bu yöndeki çağrılarına hukuki bir dayanak oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye’nin kendi ticaret politikalarında da bu tür kısıtlamaları değerlendirmesi, ancak İsrail’le ekonomik ilişkilerin boyutu düşünüldüğünde dikkatli bir denge gerektirdiği söylenebilir.