Kanada'nın Fransızca konuşulan eyaleti Quebec'te 5 Ekim'de erken seçim yapılacak. Anketlere göre, eyaletin bağımsızlığını savunan ayrılıkçı Parti Québécois (PQ) bir sonraki hükümeti kurmaya en yakın parti görünüyor. Ancak parti lideri Paul St-Pierre Plamondon, ABD Başkanı Donald Trump'ın görev süresi boyunca bağımsızlık referandumu düzenlemeyeceklerini belirtti. Bu açıklama, hem Quebec siyasetinde hem de Kanada genelinde geniş yankı uyandırdı.
Ayrılıkçıların Yükselişi ve Seçim Stratejisi
Quebec, Kanada'nın en büyük ikinci eyaleti olup, nüfusunun yaklaşık yüzde 78'i Fransızca konuşmaktadır. Eyalette daha önce 1980 ve 1995 yıllarında yapılan bağımsızlık referandumları, ikinci oylamada yüzde 50,58'lik 'hayır' sonucu ile reddedilmişti. Son yıllarda ayrılıkçı hareketin oy oranı düşüş göstermiş, 2022 seçimlerinde PQ yalnızca üç sandalye kazanabilmişti. Ancak son anketler, PQ'nun oy oranının ciddi şekilde arttığını ve seçmenlerin yüzde 30'unun desteğini aldığını gösteriyor.
PQ lideri St-Pierre Plamondon, ‚Quebec'in kendi kaderini tayin hakkı için mücadele edeceğiz' mesajı veriyor. Ancak parti, mevcut federal hükümetle iş birliği yapmayı ve bağımsızlık hedefini ikinci plana atmayı tercih ediyor. St-Pierre Plamondon, ‚Trump yönetimi altında bir referandum, Quebec ekonomisini olumsuz etkiler. Bu nedenle önceliğimiz, Quebec'in refahını artırmak' ifadelerini kullandı. Bu strateji, seçmenlerin ekonomik kaygılarını ön plana alarak oy toplamayı hedefliyor.
Kanada ve Küresel Bağlamda Etkileri
Quebec'in ayrılıkçı bir hükümet tarafından yönetilmesi, Kanada federal hükümetiyle ilişkilerde yeni bir döneme işaret edebilir. Eyalet, Kanada'nın ekonomik olarak güçlü bölgelerinden biri ve bu durum, ülkenin genel siyasi dengesini etkileyebilir. Özellikle Quebec'in doğal kaynakları ve hidroelektrik enerjisi, ülke ekonomisinde önemli bir paya sahip.
Uzmanlar, PQ'nun iktidara gelmesi durumunda federal hükümetle müzakerelerde daha fazla özerklik talebinde bulunacağını, ancak tam bağımsızlık için acele etmeyeceğini öngörüyor. Bu durum, Kanada'nın iç siyasetinde uzun soluklu bir tartışma başlatabilir. Öte yandan, bağımsızlık hareketinin zayıflaması, ABD ve diğer ülkelerin Kanada'ya karşı tutumunda değişiklik yaratabilir. Özellikle ABD Başkanı Trump'ın Quebec'e yönelik olumlu açıklamaları, dikkat çekici bir unsur olarak öne çıkıyor. Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, ‚Quebec'in Fransız kültürünü ve kimliğini takdir ediyorum' demişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Quebec'teki seçim sonuçları, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir gelişme olmasa da, Kanada'nın iç siyasi dinamikleri küresel dengeleri etkileyebilir. Kanada, NATO müttefiki ve Türkiye ile ikili ilişkileri bulunan bir ülke. Quebec'te ayrılıkçı bir hareketin güçlenmesi, Kanada'nın iç istikrarını etkileyebilir; bu da uluslararası ilişkilerde öngörülebilirliği azaltabilir. Ayrıca, Kanada'nın savunma, ticaret ve diplomasi alanlarında Türkiye ile iş birliği potansiyeli bulunuyor. Ancak Quebec'in federalizm karşıtı söylemleri, Kanada'nın dış politikasında değişikliklere yol açabilirse, Türkiye'nin Kuzey Amerika'daki diplomatik hesaplarını gözden geçirmesi gerekebilir. Ayrıca, etnik kimlik ve bağımsızlık talepleri, Türkiye'nin kendi içinde benzer tartışmalara duyarlılığını akla getirse de, iki ülke de ulusal bütünlük ilkesine vurgu yapmaktadır. Bu nedenle Ankara, Kanada'daki gelişmeleri izlerken, federal hükümetin tutumunu dikkate alacak ve bölgesel istikrarın korunmasından yana bir yaklaşım sergileyecektir.