Avrupa Birliği, Almanya ve İtalya’nın öncülüğünde, sığınmacıların sınır dışı edilme sürecini hızlandırmak amacıyla blok dışında “geri dönüş merkezleri” (return hubs) kurulması için yeni bütçe döneminde önemli miktarda fon ayırmayı değerlendiriyor. Brüksel’deki diplomatik kaynaklar, bu planın özellikle Kuzey Afrika ve Batı Balkanlar’da konumlandırılacak tesisleri kapsadığını belirtiyor. Öneri, AB’nin 2028 sonrası için hazırladığı çok yıllı bütçe çerçevesinde yer alacak ve göç yönetimine yönelik radikal bir değişimi temsil ediyor.
Almanya ve İtalya’nın baskısı
Son aylarda artan düzensiz göç akınları karşısında özellikle Almanya ve İtalya, AB içinde daha sert önlemler alınması için bastırıyor. Başbakan Giorgia Meloni liderliğindeki İtalya, Arnavutluk’la yaptığı ikili anlaşma kapsamında bazı sığınmacıları işleme merkezlerine göndermeye başlamıştı. Şimdi ise bu modelin AB geneline yayılması isteniyor. Alman hükümeti de, sığınmacıların kabul edilmeden önce üçüncü ülkelerdeki merkezlerde bekletilmesi fikrine sıcak bakıyor. Avrupa Komisyonu’nun, bu merkezlerin inşası ve işletilmesi için yılda 2-3 milyar avro ayırmayı planladığı konuşuluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Plan, insan hakları örgütlerinden sert tepki alıyor. Uluslararası Af Örgütü, “AB’nin sorumluluğu üçüncü ülkelere devretmesi” olarak nitelendirdiği bu girişimin, sığınmacıların temel haklarını ihlal edeceğini savunuyor. Öte yandan, Kuzey Afrika ülkeleri (özellikle Tunus ve Libya) ile yapılacak anlaşmaların, bu ülkelerdeki insan hakları koşulları nedeniyle tartışmalı olduğu biliniyor. AB, geçmişte Türkiye ile yaptığı 2016 göç anlaşmasına benzer bir modeli şimdi daha geniş bir coğrafyada uygulamaya çalışıyor. Ancak uzmanlar, merkezlerin kurulacağı ülkelerin siyasi istikrarı ve hukuki altyapısı konusunda ciddi endişeler olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin AB ile 2016’da imzaladığı göç anlaşmasının geleceği açısından kritik. AB’nin sığınmacıları üçüncü ülkelerde tutma stratejisi, Türkiye’nin elini güçlendirebilir; ancak aynı zamanda Türkiye’nin de benzer bir merkeze ev sahipliği yapması yönünde baskı oluşabilir. Ankara, Suriyeli sığınmacıların gönüllü geri dönüşü için zaten adımlar atarken, AB’nin yeni planı Türkiye’nin üzerindeki yükü hafifletebilir. Öte yandan, AB’nin Kuzey Afrika’ya yönelmesi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki göç güzergahı üzerindeki kontrolünü dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye’nin, kendi sınır güvenliği ve göç yönetimi politikalarını bu yeni AB stratejisine göre yeniden şekillendirmesi gerekebilir.