Avrupa Birliği (AB), Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile yürüttüğü gümrük tarifelerine ilişkin müzakerelerde son aşamaya geldi. Avrupa Parlamentosu’ndaki en büyük siyasi grup olan muhafazakâr Avrupa Halk Partisi (EPP) başta olmak üzere tüm büyük siyasi oluşumlar, varılan anlaşmayı destekleyeceklerini açıkça ifade etti. Bu gelişme, iki taraf arasında aylardır süren ve özellikle çelik, alüminyum ile bazı tarım ürünlerini kapsayan ticaret uyuşmazlığının çözüme kavuşması yolunda kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Anlaşmanın İçeriği ve Kapsamı
Söz konusu anlaşma, ABD’nin 2018 yılında dönemin Başkanı Donald Trump tarafından ulusal güvenlik gerekçesiyle Avrupa çeliğine ve alüminyumuna getirdiği ek gümrük vergilerinin kaldırılmasını öngörüyor. Buna karşılık AB de, ABD ürünlerine yönelik misilleme amaçlı vergileri kademeli olarak düşürmeyi taahhüt ediyor. Anlaşma, AB-ABD arasında yıllık 1 trilyon doları aşan ticaret hacminin daha öngörülebir bir zemine oturtulmasını hedefliyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, anlaşmanın iki taraf için de kazançlı olduğunu belirterek, "Bu anlaşma, ticaret savaşlarının kimseye fayda sağlamadığını gösteriyor. Diyalog ve diplomasi sayesinde karşılıklı çıkarları koruyan bir çözüm bulduk" ifadelerini kullandı. Avrupa Parlamentosu’nda yapılacak oylamanın önümüzdeki günlerde gerçekleşmesi bekleniyor.
Anlaşma kapsamında AB, 2018’den bu yana ABD’den ithal edilen motosiklet, viski, portakal suyu gibi ürünlere uyguladığı yüzde 25’lik misilleme vergilerini 2025 yılına kadar aşamalı olarak sıfırlayacak. Buna karşılık ABD de Avrupa çeliği ve alüminyumuna yönelik yüzde 25’lik gümrük vergisini belirli bir kota dahilinde kaldıracak. Kotanın aşılması durumunda vergiler tekrar devreye girebilecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB-ABD ticaret anlaşması, yalnızca iki tarafı değil, küresel ticaret dengelerini de etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. Çin’in artan ticari nüfuzuna karşı Batılı ülkelerin birlikte hareket etme kabiliyeti açısından bu anlaşma önemli bir test olarak görülüyor. Özellikle çelik ve alüminyum gibi stratejik sektörlerde ABD ile AB arasındaki uyumun sağlanması, Çin’in bu alanlardaki üretim fazlasının küresel piyasalarda yarattığı baskıyı hafifletebilir.
Öte yandan, ABD’nin ticaret politikalarındaki değişkenlik, anlaşmanın kalıcılığı konusunda bazı soru işaretleri yaratıyor. Eski Başkan Trump’ın yeniden aday olması durumunda benzer tarifeleri tekrar uygulayabileceği spekülasyonları sürüyor. AB yetkilileri ise anlaşmaya hukuki bağlayıcılık kazandırmak için Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde de girişimlerde bulunduklarını duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB ile ABD arasındaki bu ticari yumuşama, Türkiye için dolaylı ama önemli etkiler doğurabilir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği anlaşmasına sahip olması nedeniyle AB'nin ticaret politikalarından doğrudan etkileniyor. ABD'nin Avrupa çeliğine uyguladığı vergilerin kalkması, benzer ürünlerde rekabet halinde olan Türk çelik sektörü için fiyat baskısı yaratabilir. Ayrıca, Batı bloku içindeki ticari entegrasyonun artması, Türkiye'nin ABD ile ayrı bir ticaret anlaşması müzakerelerini hızlandırması için bir teşvik unsuru olabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Rusya ile artan enerji ve ticari ilişkileri göz önüne alındığında, ABD-AB eksenindeki bu yakınlaşma, Ankara'nın dış ticarette denge politikasını daha önemli hale getiriyor. Kısacası, gelişme hem fırsatlar hem de uyum maliyetleri barındırmaktadır.