Avrupa Parlamentosu (AP), aylardır süren siyasi gerilim ve pazarlıkların ardından Avrupa Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki kapsamlı transatlantik ticaret anlaşmasını onayladı. Milletvekilleri, özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland ve İspanya'ya yönelik tartışmalı açıklamaları ve tehditleri nedeniyle anlaşmayı uzun süre bekletmişti. Strazburg'da yapılan oylamada 432 kabul, 178 ret ve 54 çekimser oy çıktı. Anlaşma, AB ve ABD arasındaki ticari engellerin büyük ölçüde kaldırılmasını, tarifelerin düşürülmesini ve ortak düzenleyici standartların belirlenmesini öngörüyor.
Gelişmenin arka planı: Trump'ın açıklamaları ve AP'nin bekleme stratejisi
Anlaşmanın onay süreci, Trump'ın Ocak 2025'te Grönland'ın satın alınması yönündeki ısrarcı söylemleri ve İspanya'ya yönelik 'NATO harcamalarını artırmazsanız ABD askerlerini çekeriz' tehdidiyle ciddi bir krize girmişti. Avrupa Parlamentosu, bu açıklamaları 'müttefiklik ruhuna aykırı' bularak anlaşmayı bloke etmiş, AB Komisyonu'ndan ek güvenceler talep etmişti. AP'nin Sosyal Demokratlar, Yeşiller ve bazı liberal grupları, özellikle işçi hakları ve çevre standartları konusunda daha sıkı maddeler eklenmesini istiyordu. Son haftalarda yapılan yoğun diplomatik temaslar ve ABD yönetiminin 'ortak değerlere bağlılık' vurgusu yapan bir mektup göndermesiyle blokaj aşıldı. Anlaşma, iki taraf arasında yıllık 1,2 trilyon doları bulan ticaret hacmini daha da artırması beklenen bir çerçeve sunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Çin ile rekabet ve NATO dayanışması
Transatlantik ticaret anlaşması, sadece ekonomik bir hamle değil, aynı zamanda jeopolitik bir sinyal olarak görülüyor. AB ve ABD, özellikle Çin'in yükselişi karşısında ortak teknoloji standartları oluşturmayı, kritik mineraller ve yarı iletken tedarik zincirlerini çeşitlendirmeyi hedefliyor. Anlaşma, yapay zeka düzenlemelerinden dijital ticarete, tarım ürünlerinden hizmet sektörüne kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Ancak Fransa başta olmak üzere bazı AB üyeleri, anlaşmanın Avrupalı çiftçileri olumsuz etkileyebileceği endişesiyle çekimser kaldı. Öte yandan, NATO'nun Avrupa kanadındaki güvenlik işbirliği de anlaşmaya savunma sanayii ticaretini kolaylaştıran maddelerin eklenmesiyle güçlendirilmiş oldu. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, anlaşmayı 'demokratik dünyanın ekonomik temelinin sağlamlaştırılması' olarak nitelendirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Transatlantik ticaret anlaşması, Türkiye'yi doğrudan bağlamasa da dolaylı etkiler yaratacaktır. AB ile Gümrük Birliği anlaşması bulunan Türkiye, ABD ile ticaretinde olası standart değişikliklerinden etkilenebilir. Anlaşma, ABD'de Türk tekstil, otomotiv ve çelik ihracatına karşı ek tarifeler getirilmesi riskini azaltabilir, ancak AB içinde Türk ürünlerine karşı rekabeti sertleştirebilir. Ayrıca, NATO müttefiki olarak Türkiye'nin savunma sanayiinde transatlantik tedarik zincirine entegrasyonu, bu tür anlaşmalarla daha da önem kazanmaktadır. Türkiye'nin, anlaşmanın uygulanma aşamasında AB ile ABD arasında köprü rolü üstlenme potansiyeli bulunuyor.