Avrupa Birliği Komisyonu, İtalya hükümetinin akaryakıtta uyguladığı özel tüketim vergisi (accise) indirimini sert bir dille eleştirmeye hazırlanıyor. Çarşamba günü yayımlanması beklenen raporda, Roma yönetiminin enerji kriziyle mücadele kapsamında akaryakıt fiyatlarını baskılamak için yaptığı bu müdahalenin hedefsiz olduğu ve bütçe disiplinini tehdit ettiği vurgulanacak. İtalya, artan enerji fiyatları karşısında hane halkı ve işletmeleri rahatlatmak için geçtiğimiz aylarda akaryakıttaki özel tüketim vergisini önemli ölçüde düşürmüştü. Ancak Brüksel, bu tür genel vergi indirimleri yerine mali desteğin doğrudan dar gelirli ailelere ve enerji yoğun sektörlere yönlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Roma'dan mali esneklik talebi, Brüksel'den uyarı
İtalya, Avrupa Birliği'nin mali kurallarının gevşetilmesi için uzun süredir lobi faaliyeti yürütüyor. Başbakan Mario Draghi ve Maliye Bakanı Daniele Franco, artan enerji maliyetleri ve yüksek enflasyon karşısında AB'nin bütçe açığı ve borç limitlerini esnetmesi gerektiğini defalarca dile getirdi. Özellikle Kovid-19 salgını sonrası uygulamaya konulan ve 2023 sonuna kadar askıya alınan Maastricht kriterlerinin, enerji krizi nedeniyle daha da esnetilmesini talep ediyor. Brüksel ise bu talebe temkinli yaklaşıyor. Komisyon, enerji krizine karşı alınan mali tedbirlerin geçici, hedefli ve orantılı olması gerektiğini vurguluyor. Akaryakıttaki genel vergi indiriminin, çevre politikalarıyla da çeliştiğini ve fosil yakıt tüketimini teşvik ettiğini belirtiyor.
Raporda, İtalya'nın bu yıl uygulamaya koyduğu 30 milyar avroluk enerji destek paketinin önemli bir kısmının akaryakıt sübvansiyonlarına ayrıldığına dikkat çekilecek. Brüksel, bu kaynağın daha etkin kullanılması halinde hem enerji yoksulluğuyla mücadelede daha başarılı olunabileceğini hem de yeşil dönüşüm hedeflerine katkı sağlanabileceğini savunuyor. İtalya'nın borç yükü ve bütçe açığı, AB ülkeleri arasında en yükseklerden biri. Komisyon, özellikle enerji krizi sonrası artan kamu harcamalarının borç sürdürülebilirliği açısından risk oluşturduğu uyarısında bulunuyor. Roma yönetimi ise enerji krizinin tüm AB ülkelerini etkilediğini ve ortak çözüm bulunması gerektiğini savunuyor.
AB enerji krizinde derinleşen fay hatları
Bu gelişme, Avrupa Birliği'nin enerji krizine yanıt verme konusunda üye ülkeler arasında yaşanan görüş ayrılıklarını da gözler önüne seriyor. İtalya ve diğer güney Avrupa ülkeleri, enerji fiyatlarına tavan uygulanması ve ortak borçlanma mekanizması oluşturulması gibi daha radikal önlemler talep ederken, Almanya ve Hollanda gibi kuzey ülkeleri piyasa mekanizmalarına müdahale edilmesine karşı çıkıyor. Brüksel'in İtalya'ya yönelik bu uyarısı, aslında tüm üye ülkelere bir mesaj niteliği taşıyor: "Enerji krizini gerekçe göstererek bütçe disiplinini gevşetmeyin, mali desteği en çok ihtiyacı olanlara yönlendirin."
AB Komisyonu'nun İtalya'ya yönelik bu eleştirisi, önümüzdeki dönemde üye ülkelerin bütçe planlarının daha sıkı denetleneceğinin de sinyalini veriyor. Özellikle borç oranı yüksek olan İtalya, Yunanistan, İspanya ve Portekiz gibi ülkelerin, enerji krizine karşı alacakları mali tedbirlerde Brüksel'den gelecek uyarılarla karşılaşması bekleniyor. Bu durum, AB'nin ekonomik yönetişim yapısının enerji krizi ve yüksek enflasyon karşısında ne kadar esnetilebileceği sorusunu da beraberinde getiriyor. İtalya'nın akaryakıt vergi indirimi, aslında Avrupa genelinde benzer uygulamaların sadece bir örneği. Fransa, Almanya ve Polonya da akaryakıt fiyatlarını düşürmek için çeşitli sübvansiyon ve vergi indirimlerine gitmişti. Brüksel'in bu eleştirisi, diğer ülkelerin de benzer politikalarını gözden geçirmelerine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, AB'nin enerji krizine karşı mali disiplin konusundaki tutumu, Türkiye gibi yüksek enflasyon ve cari açıkla mücadele eden ülkeler için de önemli bir gösterge. AB'nin enerji sübvansiyonlarını hedefsiz bulması, Türkiye'de de benzer eleştirilerin yapıldığı akaryakıt ve doğalgaz sübvansiyonları politikası açısından dikkate değer. Ayrıca, İtalya'nın AB ile yaşadığı bu gerilim, Türkiye-AB ilişkilerinde de benzer bir dinamiğin olabileceğini hatırlatıyor: Brüksel, mali yardım veya esneklik talep eden ülkelere karşı disiplin odaklı bir yaklaşım sergiliyor.