Avrupa Birliği, işgal altındaki Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri'nde yer alan yasadışı İsrail yerleşimlerinden yapılan ithalata yönelik gümrük vergisi uygulamasını gündemine aldı. Avrupa Komisyonu, bu yöndeki politika önerilerini AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın talebi doğrultusunda hazırladı. Söz konusu teklif, AB'nin uluslararası hukuka aykırı yerleşim faaliyetlerine karşı ekonomik baskı araçlarını devreye sokma niyetinin somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Brüksel'deki kaynaklara göre, vergilendirme kapsamında tarım ürünleri, şarap, kozmetik ve teknoloji bileşenleri gibi yerleşimlerden ihraç edilen başlıca kalemler yer alıyor.
Gelişmenin arka planı
AB, 1967'den bu yana İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında inşa ettiği yerleşim birimlerini uluslararası hukuk çerçevesinde yasa dışı kabul ediyor. Ancak şimdiye kadar bu yerleşimlerden yapılan ticaret üzerinde doğrudan bir vergi veya ambargo uygulanmamıştı. Kallas'ın talebi, İsrail-Filistin sorununda AB'nin pozisyonunu daha somut adımlarla güçlendirme iradesini ortaya koyuyor. Kallas, AB liderlerine hitaben yazdığı mektupta, "Yerleşim faaliyetleri iki devletli çözümü imkânsız hale getiriyor ve uluslararası hukukun ciddi ihlalini oluşturuyor. Bu nedenle ekonomik araçları da kullanarak caydırıcılık sağlamalıyız" ifadelerini kullandı. Komisyon, teknik çalışmalarını tamamladıktan sonra öneriyi AB Konseyi'ne sunacak. Uygulamanın hayata geçmesi için üye ülkelerin nitelikli çoğunluğu gerekiyor. Fransa, İrlanda, Belçika ve Lüksemburg gibi ülkeler girişimi desteklerken, Macaristan, Çekya ve Avusturya'nın çekimser veya karşı oy kullanması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Söz konusu vergi teklifi, yalnızca AB-İsrail ticari ilişkilerini değil, aynı zamanda ABD'nin bölgedeki pozisyonunu da doğrudan etkileyebilecek bir adım olarak görülüyor. ABD yönetimi şimdiye kadar İsrail yerleşimlerini yasa dışı ilan etmemiş ve bu konuda AB'den farklı bir tutum sergilemişti. Trump döneminde Golan Tepeleri ve Batı Şeria'daki yerleşimlerin İsrail'in bir parçası olarak tanınması yönünde adımlar atılmıştı. Biden yönetimi ise yerleşimlerin genişlemesine karşı çıkmakla birlikte somut yaptırım uygulamaktan kaçınıyor. AB'nin bu girişimi, Transatlantik ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru oluşturabilir. Öte yandan, Filistin Yönetimi ve birçok Arap ülkesi girişimi memnuniyetle karşılarken, İsrail hükümeti tepki gösterdi. Başbakan Binyamin Netanyahu, "AB, terörü ödüllendiren bir karar almaktadır. Bu, İsrail ekonomisine zarar vermekten öte, barış sürecini de baltalayacaktır" açıklamasını yaptı. BM verilerine göre, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te yaklaşık 700 bin Yahudi yerleşimci yaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yıllardır İsrail yerleşimlerine karşı uluslararası yaptırımlar uygulanması çağrısında bulunan ülkelerin başında geliyor. Ankara, bu adımı Filistin davasına destek ve uluslararası hukukun tesisi açısından olumlu bulmakla birlikte, ticari boyutunun dikkatle izlenmesi gerektiğini düşünüyor. Türkiye-İsrail ticaret hacmi son dönemde 9 milyar dolara yaklaşmış durumda ve Türkiye, İsrail'e ihracat yapan önemli ülkeler arasında. Yerleşimlere yönelik AB vergisi, dolaylı olarak Türk firmalarının da Ortadoğu pazarındaki rekabet gücünü etkileyebilir. Ayrıca, AB'nin bu hamlesi, Türkiye'nin kendi dış politika öncelikleriyle örtüşürken, Brüksel'le ilişkilerde ortak zemin oluşturma potansiyeli taşıyor. Bununla birlikte, Türkiye'nin Filistin yanlısı duruşu ve İsrail'le dengeli ticari ilişkileri arasındaki hassas dengeyi koruması gerekiyor.