Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Gazze ve Batı Şeria'daki mevcut durumun iki devletli çözüm hedefiyle giderek daha fazla çeliştiğini belirterek uluslararası topluma uyarıda bulundu. Kallas, Gazze'de kaydedilen ilerlemenin "hâlâ çok sınırlı" olduğunu vurgularken, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerinin iki devletli çözümün uygulanabilirliğini ciddi şekilde zayıflattığını ifade etti. Bu açıklama, Orta Doğu barış sürecine dair artan endişelerin bir yansıması olarak dikkat çekiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Kallas'ın sözleri, AB'nin Orta Doğu'daki istikrarsızlığa yönelik artan kaygılarını yansıtıyor. Gazze'de ateşkes ve insani yardım konusunda yaşanan tıkanıklık, bölgede kalıcı bir barışın tesis edilmesini güçleştiriyor. İsrail hükümetinin Batı Şeria'daki yerleşim birimlerini genişletme politikası, uluslararası hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle birçok ülke tarafından eleştiriliyor. AB, uzun süredir iki devletli çözümü destekliyor; ancak sahadaki gerçekler bu hedefin giderek imkânsız hale geldiğini gösteriyor.
Kallas, "hard realities" (zor gerçekler) ifadesiyle, Filistin topraklarındaki fiili durumun siyasi çözüm çabalarını nasıl gölgelediğine işaret etti. İsrail'in yerleşim genişlemesi, Filistinlilerin yaşadığı bölgelerde toprak bütünlüğünü bozarak gelecekte kurulması muhtemel bir Filistin devletini coğrafi olarak parçalı hale getiriyor. Ayrıca Gazze'deki insani kriz, uluslararası toplumun müdahalesini zorunlu kılıyor. AB, hem insani yardım hem de siyasi diyalog yoluyla çözüm arayışlarını sürdürüyor ancak somut ilerleme kaydedilemiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB'nin açıklaması, küresel aktörlerin Orta Doğu barış sürecine yönelik tutumlarını da etkileyebilir. ABD yönetimi de benzer şekilde iki devletli çözümü savunuyor ancak İsrail üzerindeki etkisi sınırlı. Rusya ve Çin gibi aktörler, bölgede nüfuzlarını artırmak için farklı stratejiler izliyor. Kallas'ın uyarısı, Batı'nın Ortadoğu'daki etkinliğinin sorgulandığı bir dönemde geliyor. Ayrıca, İsrail'in yerleşim politikaları uluslararası hukuk açısından tartışmalı ve Birleşmiş Milletler kararlarına aykırı. Bu durum, AB'nin İsrail ile ilişkilerinde de gerilime yol açabilir.
Öte yandan, Gazze'deki insani durum, bölgesel istikrarı tehdit eden bir unsur olarak öne çıkıyor. Mısır, Katar ve diğer arabulucular, ateşkes ve esir takası konusunda çaba sarf ediyor ancak kalıcı bir anlaşma sağlanamadı. AB, bu süreçte diplomatik kanalları kullanarak taraflar arasında denge kurmaya çalışıyor. Kallas'ın açıklamaları, AB'nin Ortadoğu'daki rolünü güçlendirme arayışının bir parçası olarak da okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde tarihsel olarak Filistinlilerin yanında yer almış ve iki devletli çözümü desteklemiştir. AB'nin açıklamaları, Türkiye'nin pozisyonuyla örtüşüyor; ancak AB'nin İsrail üzerindeki etkisizliği, Türkiye'nin bölgede daha aktif bir rol oynamasını gerekli kılabilir. Türkiye, Gazze'ye insani yardım koridorlarının açılması ve ateşkesin sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji dengeleri ve bölgesel güvenlik, Türkiye'nin Orta Doğu politikasını şekillendiriyor. AB'nin tutumu, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir diyalog kapısı aralayabilir; zira her iki taraf da iki devletli çözümün canlandırılması gerektiğinde hemfikir. Ancak somut adımlar için daha fazla işbirliği şart.