Avrupa Birliği (AB), fosil yakıt şirketlerinin yeni metan emisyonu düzenlemelerine karşı dile getirdiği arz şoku uyarılarını blöf olarak nitelendiriyor. Petrol ve doğal gaz üreticileri, AB'nin 2025'te yürürlüğe girmesi beklenen metan kurallarının, küresel tedarik zincirlerini sekteye uğratacağını ve Avrupa'ya ihracatı durdurmak zorunda kalacaklarını iddia ediyor. Ancak AB Komisyonu, sektörün bu tehditlerinde samimi olmadığını ve olası bir tedarik kesintisinin küresel piyasalar üzerinde sınırlı etki yaratacağını savunuyor.
Metan krizi ve düzenleyici baskılar
AB, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında metan emisyonlarını azaltmaya yönelik kapsamlı bir yasal düzenleme hazırlıyor. Metan, sera gazları arasında karbondioksitten sonra en büyük ikinci etkiye sahip olmasına rağmen, küresel ısınma potansiyeli CO₂'ye kıyasla 80 kat daha fazla. AB'nin yeni kuralları, üye ülkelere ve enerji ithalatçılarına metan emisyonlarını izleme, raporlama ve doğrulama zorunluluğu getiriyor. Ayrıca, doğal gaz altyapısındaki sızıntıların onarılması ve acil durumlarda gaz yakma işlemlerinin sınırlandırılması da hedefler arasında.
Petrol ve gaz şirketleri, bu düzenlemelerin maliyetleri artıracağını ve özellikle uzun vadeli sözleşmelerde esneklik sağlanması gerektiğini savunuyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, küresel metan emisyonlarının yaklaşık yüzde 40'ı enerji sektöründen kaynaklanıyor. AB ise bu kuraldan muaf tutulması için lobi faaliyeti yürüten şirketlerin, aslında teknik olarak uyum sağlayabileceklerini ancak kâr marjlarını korumak için direndiklerini düşünüyor.
Blöf mü, gerçek tehdit mi?
AB Komisyonu Enerji İşleri Genel Müdürlüğü yetkilileri, sektörün “arzı kesme” tehditlerini inceleyerek, bu tür bir senaryonun Avrupa enerji güvenliği üzerinde kayda değer bir etki yaratmayacağı sonucuna vardı. Avrupa, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında enerji kaynaklarını çeşitlendirerek, ABD, Katar ve Norveç gibi alternatif tedarikçilere yöneldi. Ayrıca, yenilenebilir enerji ve nükleer güç yatırımları sayesinde doğal gaz tüketimi geçen yıla göre yüzde 5 azaldı.
Akdeniz Enerji Gözlemevi'nin son raporuna göre, AB'nin en büyük doğal gaz tedarikçilerinden Rusya'nın metan kurallarına uyum kapasitesi düşük. Ancak Rus gazının payı savaşla birlikte yüzde 45'ten yüzde 15'e geriledi. Sektör uzmanları, suudi Arabistan ve ABD gibi büyük üreticilerin yeni düzenlemelere uyum sağlamakta zorlanmayacağını, çünkü zaten birçok bölgede metan kaçaklarını azaltma programlarını uygulamaya koyduklarını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 70'ini ithal eden bir ülke olarak, AB'nin metan düzenlemelerinden doğrudan etkilenebilir. Özellikle doğal gaz tedarikçileri arasında Rusya, İran ve Azerbaycan'ın payı büyük. Bu ülkelerin yeni kurallara uyum sağlayamaması durumunda, Türkiye'nin gaz tedarikinde geçici aksamalar yaşanabilir. Ancak AB pazarına ihracat yapmak isteyen şirketlerin, kurallara uyum sağlayarak daha temiz üretim yöntemlerine geçmesi bekleniyor. Bu da uzun vadede Türkiye'nin de enerji altyapısını modernize etmesini teşvik edebilir. Ankara, AB'nin Yeşil Mutabakatı kapsamında enerji ithalatında karbon vergisi uygulamalarına hazırlıklı olmalıdır.